Ahmed Arif Anadolu Şiiri

Ahmed Arif Anadolu Şiiri

Ahmed Arif Anadolu Şiiri

Ahmed Arif Anadolu Şiiri : Bu makalemizde büyük ustanın yazdığı muhteşem şiiri sizlerle paylaşıyoruz. Şüphesiz her kesimden insanın salt bir şiir sevgisi ve edebiyat gözü ile okuyu dinlediği bu şiir, hakkında görüşü olumludur. Çünkü yaşadığı coğrafya yı ve insanları bu kadar saf ve samimi bir dille anlatmak sahiden ustalık isteyen bir süreç.

Ki Ahmed Arif’te böylesi güzel şiirler yazmasına rağmen bizleri tek bir şiir kitabı ile bırakmıştır. Başka yayınlanmış kitapları olmadığı için Anadolu şiiri ondan bize kalan şiirlerden en güzelidir bizce. İlginç biz şaşırmaktayız, usta neden daha başka şiir kitapları çıkarmamıştır. Acaba bir sebebi mi var? Hiç bıkmadan ve usanmadan binlerce kez okuyabiliriz. Sizce de öyle ise, buyurun o halde şiirimizi okumaya başlayalım…




Beşikler vermişim Nuh’a   

Salıncaklar, hamaklar,   

Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır,   

Anadoluyum ben,   

Tanıyor musun ?   

Utanırım,    Utanırım fıkaralıktan,   

Ele, güne karşı çıplak…   

Üşür fidelerim,    Harmanım kesat.   

Kardeşliğin, çalışmanın,   

Beraberliğin,   

Atom güllerinin katmer açtığı,   

Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,             

Kalmışım bir başıma,   

Bir başıma ve uzak.   

Biliyor musun ?   

Binlerce yıl sağılmışım,   

Korkunç atlılarıyla parçalamışlar   

Nazlı, seher-sabah uykularımı   

Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,   

Haraç salmışlar üstüme.   

Ne İskender takmışım,   

Ne şah ne sultan   

Göçüp gitmişler, gölgesiz!   

Selam etmişim dostuma   

Ve dayatmışım…   

Görüyor musun ?   

Nasıl severim bir bilsen.   

Köroğlu’yu,    Karayılanı,    Meçhul Askeri…   

Sonra Pir Sultanı ve Bedrettin’i.   

Sonra kalem yazmaz,   

Bir nice sevda…   

Bir bilsen,   

Onlar beni nasıl severdi.   

Bir bilsen,

Urfa’da kurşun atanı   

Minareden, barikattan,   

Selvi dalından,   

Ölüme nasıl gülerdi.   

Bilmeni mutlak isterim,   

Duyuyor musun ?     

Öyle yıkma kendini,   

Öyle mahzun, öyle garip…   

Nerede olursan ol,   

İçerde, dışarda, derste, sırada,   

Yürü üstüne – üstüne,   

Tükür yüzüne celladın,   

Fırsatçının, fesatçının, hayının…   

Dayan kitap ile   

Dayan iş ile.   

Tırnak ile, diş ile,   

Umut ile, sevda ile, düş ile   

Dayan rüsva etme beni.   

Gör, nasıl yeniden yaratılırım,   

Namuslu, genç ellerinle.   

Kızlarım,   

Oğullarım var gelecekte,   

Her biri vazgeçilmez cihan parçası.   

Kaç bin yıllık hasretimin koncası,   

Gözlerinden,   

Gözlerinden öperim,   

Bir umudum sende,   

Anlıyor musun ?




[Toplam: 1   Ortalama: 5/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir