Tuc d’Audoubert Mağarası Önemi ve Tarihi İncelemesi

Tuc d’Audoubert Mağarası Önemi ve Tarihi İncelemesi

Tuc d’Audoubert Mağarası Önemi ve Tarihi İncelemesi : İnsanın tarihöncesine ait en etkileyici kalıntıların çoğunun son 30,000 yıl içinde üretilmiş-oyulmuş, resmedilmiş ya da yontulmuş- hayvan ve insan tasvirleri olduğuna hiç kuşku yoktur. Bu dönemde modern insan ortaya çıkmış ve Eski Dünyanın büyük bir kısmına yayılmış, ama muhtemelen, Yeni Dünya’ya henüz ulaşamamıştı. İnsanlar yaşadıkları her yerde – Afrika, Asya, Avrupa ve Avustralya’da- kendi dünyalarının imgelerini yarattılar. Anlaşılan karşı koyulmaz bir tasvir güdüsü vardı. İmgeler ise, karşı koyulmaz bir biçimde kışkırtıcı ve gizemli.




Antropolog olarak yaşadığım en olağanüstü deneyimlerden biri, güneybatı Fransa’daki bazı süslenmiş mağaralara 1980’de yaptığım ziyaretlerdir. BBC televizyonu için bir dizi hazırlıyordum ve Dordogne’deki Les Eyzies kasabası yakınlarındaki ünlü Lascaux Mağarası da dahil olmak üzere, çok az insanın görebildiği yerleri
görme fırsatı buldum.

Buzul Çağı Avrupasından kalma mağaraların en süslü olan Lascaux, resimlere zarar verilmesini önlemek amacıyla, 1963’ten beri halka kapalıydı. Şu anda ise, günde beş ziyaretçi gibi, sıkı bir kısıtlama uygulanıyor. Şansımıza, mağaranın süslenmiş duvarlarının harika bir kopyası yakın zamanlarda tamamlanabildi ve böylece, imgeleri görme olanağı hala bulabiliyoruz.

1980’de gerçek Lascaux’ya yaptığım ziyaret bana, otuz beş yıl önce, ebeveynlerim ve Fransa’nın en ünlü tarihöncesi uzmanı Henri Breuil’le birlikte bu mağarayı ziyaret ettiğim günü hatırlattı.

Bu ikinci ziyarette de boğa, at ve geyik imgeleri gençliğimdeki kadar hayret verici idi. İnsanın gözleri önündehareket ediyorlardı sanki. Fransa’nın Ariege bölgesindeki, en az Lascaux kadar çarpıcı olan Tuc d’Audoubert Mağarası tam anlamı ile benzersizdir ve insanı büyüler.

Mağara, Kont Robert Begouen’e ait topraklardaki üç süslenmiş mağaradan biridir. Dar, dolambaçlı bir geçit parlak gün ışığından, karanlıkların en derinine doğru kilometrelerce ilerler. Kontun el feneri duvarlara dans eden gölgeler düşürür ve kil zemin portakal rengine bürünür. Sonunda, geçidin ucundaki küçük bir galeriye ulaşılır ve kont fenerini, odanın ortasındaki bir noktaya, altındaki zemine doğru meyleden tavana tutar. Burada, kilden mükemmel şekilde yontulmuş ve kayalara yaslanmış iki bizon figürü görülür.

Bu ünlü figürlerin resmini görmüştüm belki, ama özgün olanlarına hazır değildim. Gerçek boyutun yaklaşık altıda biri büyüklükteki bu figürlerin mükemmel bir yapısı vardır, hareketsizlikleri içinde hareketle doludur, içlerinde yaşamı barındırırlar. 15,000 yıl önce bu figürleri yontan sanatçıların becerisi nefes kesicidir.

Özellikle de, hangi koşullar altında çalışmış oldukları düşünüldüğünde, Hayvan yağı doldurulmuş basit kandiller kullanarak komşu bir odadan kil taşımış ve parmaklarıyla bir tür düz alet kullanarak bu hayvanları yaratmışlar.

Gözler, burun delikleri, ağız ve yele, keskin bir sopa ya da kemik kullanarak şekillendirilmiş. İşlerini bitirdiklerinde geriye kalan artıkların çoğunu özenle temizlemiş, geride yalnızca sosis şeklinde bir kaç kil parçası bırakmışlar. Bir zamanlar, bu parçaların penis ya da boynuz oldukları sanılırdı, şimdi ise, heykeltraşların kilin esnekliğini denedikleri örnekler oldukları düşünülüyor.

Bizonun yaratılmasının nedenleri ve yaratıldığı koşullar zaman içinde yitip gitti. Mağaranın zeminine, diğer ikisinin yanına üçüncü bir figür, daha kabaca işlenmiş, küçük ve yine kilden olmak üzere bir heykelcik daha bulunuyor. Ancak en ilginci, figürlerin çevresindeki, muhtemelen çocuklara ait olan topuk izleri. Sanatçılar çalışırken çocuklar etraflarında mı oynuyordu?

Ama öyle ise, neden sanatçıların ayak izlerini görmüyoruz? Topuk izleri merkezi parçalarda bizon figürlerinin bulunduğu Üst Paleolitik mitolojisinin bir bölümünü kapsayan bir ayin sırasında mı yapılmıştı? Bilmiyoruz ve belki de hiç bilemeyeceğiz. Güney Afrikalı arkeolog David Lewis-Williams’ın tarihöncesi sanatı konusunda dediği gibi, Anlam kültüre bağlıdır.

Kaynak: Rıchard Leakey-İnsanın Kökeni-Varlık Bilim Yayınları




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir