Rodos’lu Yerel Halkın en çok merak ettiği kitap ve yazarı

Rodos Yerel Halkı ve en çok merak ettiği kitap ve yazarı

Rodos Yerel Halkı ve en çok merak ettiği kitap ve yazarı : Rodos Adası ziyaretim sırasında dünyada milyonlarca kadın, erkek ve çocuk açlıkla karşı karşıyaydı. Batı terörü kimi zaman açık, kimi zaman da gizli bir şekilde artmaktaydı. Yunanistan, bu terörü iki kez yapmıştı. 2. Dünya savaşında Alman işgaliyle ve savaş sonrası ABD destekli askeri dikta dönemiyle. Yerel halka onlarca kez felsefe, demokrasi ve dış politika hakkında konuşmaya çalıştım. Başarılı olamadım. Bir keresinde antik kent Kamiros’un biraz dışında ev sahibemle konuşurken konuya çok yaklaştım.




Bana, kızıyla konuşmaktan daha çok zevk duyacağımı söyledi. Çok kitap okuduğunu ve siyasi sistemimizi sorguladığını anlattı. Kızını nerede bulabileceğimi sordum. Boston’a gittiğini ama bir internet sitesi adresi olduğunu söyledi. Nefes kesen manzarası, mükemmel zeytinyağı, domatesleri şarabı ve müziği ile Yunanistan, yakın bir zamanda Avrupanın diğer ülkelerinden ayırt edilemez hale gelecektir. Pek çok Avrupa ülkesi gibi kayıtsızlıktan muzdaripti.

Rodos’ta hiçbir cevap bulamadım. Ama yerel halk tarafından bir çok soruya muhatap edildim (özellikle Asya’da yaşayıp çalıştığımı öğrenmelerinden sonra) Bazıları Kama Sutra’yı hangi japon yazarın yazdığını, her yıl Tayland’da kaç kişinin açlıktan öldüğünü ya da Kamboçya’da iç savaşın ne zaman biteceğini sordular. Yaşlı bir adam Tamil Kaplanları’yla Laos hükümeti arasındaki ateşkesin hassasiyeti konusundaki endişelerinden bahsetti.

Lindos’taki bir barın sahibi Almanlardan nefret ediyoruz ama onlarsız da yaşayamayız diyordu.

Dürüst olmak gerekirse genel olarak turistlerden nefret ederiz ama onlar sayesinde yılın altı ayında çalışıp kalan zamanda…Felsefe ve siyaset mi tartışıyorsunuz? diyerek ihtihzahla sözünü kestim. Hadi oradan dedi gülerek. Kim bu saçmalıklarla uğraşır? Kalan zamanda hiçbir şey yapmayız ya da Avustralya’ya seyahet ederiz. Bunun gibi şeyler yaparız.

Rodos’tan ayrıldım. Yunanistan’dan ayrılmadan önce son günü Atina’nın eski bir mahallesi olan Plaka’da geçirdim. Birkaç DVD dükkanına giderek en sevdiğim Yunan yönetmen olan Kosta Gavras’ın filmlerinden almak istedim. İsmini biliyorlardı ama dükkanlarında filmleri yoktu. Yunanistan Avrupa Birliği ile bütünleşmesini hızla tamamlıyor. Rodos sakinlerine dünyanın geri kalanı çok uzak görünüyordu. Sonunda Atlantik’in karşı tarafında, kendi sorularımızın cevaplarını kendimiz bulmamız gerektiğini ve kendi şeytanlarımızı kendimiz çıkaracağımız konusunda hiçbir şüphem kalmadı.

Kaynak: edebivizör editörleri tarafından, Andre Vltchek’in, Batı terörü ve Propagandası kitabından kısaltılarak alınmıştır.




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir