Mescid-i Aksa Tarihi ve Mescid-i Aksa’nın Müslümanlar İçin Önemi

Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Miraç mucizesini yaşadığı alandayız yeniden.” Asıl Mescid-i Aksa, bunun altında ” dedi görevli bozuk Türkçesi ile. Yeni bilgiye
ulaşmadan önce haberci olarak, muhabir olarak bize ustalarımızın öğrettiği sorgula-araştırdı. Nasıl asıl Cami dedim? Cami görevlisi, eliyle işaret etti. ”Asıl Aksa bunun altında” dedi.

Bulunduğum yer Mescid-i Aksa Camii’nin girişi. Miraç mucizesini yaşayan, yüce peygamberimiz Hz. Muhammed’in ayak bastığı yerdeyim. Şükürler olsun böylesine günleri gösterene. Her saniye, kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Gözlerim aynı bir kamera gibi saniye saniye kayıtta.

Görevlinin sorusu üzerine eski cami derken neyi kastettiniz? diye bir kez daha sordum. Hz. Muhammed (s.a.v.) Miraca yükseltildiği sırada, şu an bulunduğumuz yerde, bugünkü şeyliyle bir Mescid-i Aksa yokmuş. Cami Hz. Süleyman tarafından inşaa edilmiş ancak daha sonra yıkılmış. Görevlinin verdiği bilgiye göre, geriye sadece alt kısımdaki yapı orjinal şekilde kalmış. Nedense hep karıştırılıyor.




Mescid-i Aksa ve Kubbetüs Sahra. Kulağımla da zaman zaman şahit oldum. Caminin avlusunda, Mescid-i Aksa’yı Kubbet-üs Sahra (Altın Kubbeli alan, aynı yerdeki cami) ile karıştıranların sayısı oldukça fazlaydı. Altın kubbesi olan ve Kudüs’ün simgesi olan Kubbet-üs Sahra, Abdülmelik Bin Mervan tarafından inşa ettirildi. Mescid-i Aksa, Hz. Süleyman tarafından inşa edildi. İki Caminin kubbesinin rengi de farklı. Zaten bu farkı çektiğim çok sayıda fotoğraf karesinde görebilirsiniz.

Ne hikmetse karıştırılmasının sebebi, böyle bir bilgi kirliliğinin yaşanmasındaki sebep, yine komplo teorisi ve iddia karışımı bir kapıyı açıyor karşımıza. Mescid-i Aksa’nın İsrailliler tarafından yıkılmak istenmesi, sanki Mescid-i Aksa’nın altın kubbeli camiymiş gibi lanse edildiği iddiasını duyduk. Yani bir nevi gizli telkinle, Mescid-i Aksa’nın altın kubbeli cami olan Kubbet-üs Sahra diye bilinmesi isteniyor. Böylesine kolayca bilgiye ulaşılabilen çağımızda, kimsenin kötü emellerini gerçekleştirecceğini sanmıyorum ancak yine de doğrusunu Allah bilir.

Gelelim asıl konumuza. Benim öğrendiğim bilgiye, belki de bu satırları okuyan çoğu değerli okurumuz şu an sahip oluyor. Mescid-i Aksa’nın ana girişinin hemen sol tarafında kalan, merdivenlerle aşağıya indiğimizde içine girebildiğimiz, eski Mescid-i Aksa Camii olduğunu öğrendim. Müslümanların ilk kıblesine dair böyle bir bilgiye ben daha önce rastlamamıştım.

Kaynak: Can Karaman – İsrail’de 10 Gün – Ötekiadam yayınları kitabından kısaltılarak alınmıştır.

 




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir