İstanbul Bebek Semti Tarihi

Bu yazımızda, İstanbul Bebek Semti Tarihi hakkında bilgiler vereceğiz. Kulaktan dolma değil, direk belgelere mücarat edip, yazımızın konusu haline getireceğiz. Gezginler ve turistik seyaheti sevenler için umarım, bir geçmiş anatomisi olur. İstanbul’u, gezip görmesi, yaşaması, İstanbul’un havasını soluması şimdi değil taa eskilerden beride vazgeçilmezdi. Arkeoloji ve tarihi belgeler bu şehirin her bir taşının eşsiz bir güzellik taşıdığını bizlere her defasında kanıtlar. Şairlerin, yazarların, düşünürlerin ve envayi sanat yüklü hassas adamların eserlrine girmiş bu şehir masallar gibidir. Şimdi sizler için bu güzelim şehrin bebek gibi semti olan Bebek’in tarihçesini aktaracağız.

İstanbul Bebek Semti Tarihi :

Eski adı Echele’di. Rumca iskele manasına gelir. Burada vakti ile avcı ve balıkçıların hamisi Artemis (Diana) adak yeri vardı ve koy tamamen servi ağaçları ile kaplıydı. Arnavutköy’ü ile Rumelihisarı arasındaki koyda bulunan Bebek’in kuzey kısmına Küçük Bebek ve güneyinde poyraz alan kısmına da Büyük Bebek denir. Bunlara eskiden Cici Bebek, Kaka Bebek de denirdi.




Manzarası güzel sakin ve mahfuz olan bu koy adını, Fatih’in buraya tayin ettiği Bebek lakaplı bölükbaşıdan almıştır. Bu bölükbaşının burada güzel bahçeleri vardı. Sonraları has bahçeler arasına katılan bu Bahçe-i Bölükbaşı da I. Selim bir kasır yaptırmış ve zamanla burası harap olmuştur. XVII. asır ortalarında bu bahçenin ilerisinde yeniçeri ağası Hasan Halife ve daha ileri de Girit fethinde yararlılığı görülen Deli Hüseyin Paşa birer bağ vücuda getirmişlerdir.

Civardaki köyler gibi buranında imarı düşünülerek Bebek bahçesine güzel bir köşk ve bir cami yaptırılmış ( bu ahşap cami 1912’de yıktırılarak ufakça bugünkü güzel cami yaptırılmıştır.) Ve bu arada dükkanlar inşa ettirilmiştir. Yine buranın şenlenmesi gayesi ile kayalar ve Hasan Halife yalısına kadar sahil ve yamaçlardaki arazi halktan rağbet edenlere satılmış ve verilmiş, pek kısa bir zaman içinde güzel bir köy kurulmuştur. Bebek’in havası ve mehtabı, balık avı ve bilhassa lüferi meşhurdur. Koy kısmen sığ olup bir de feneri vardır.

Kaynak: İstanbul’un İçinde Bir Boğaziçi-Nahit Gür/Kapı yayınları kitabından alınmıştır.




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir