Bir Yazarın gözünden Almanya Berlin Duvarı’nın Yıkılışı

Tezer Özlü’nün, yazar ve çevirmen olan ablasının gözünden Almanya, Berlin Duvarı’nın yıkılışı, ve kente dair çarpıcı izlenimleri anlattığı kitabından bölümler.

Bir Yazarın gözünden Berlin Duvarı’nın Yıkılışı : İkinci Dünya Savaşı 1945’te bittiğinde, önceleri Reich’ın, sonrada Nasyonel Sosyalistlerin başkenti olan Berlin bir harabeye dönmüştü. Savaş burada başlamış savaşın bitiminde Almanya ve Berlin ikiye bölünmüştü. 

Berlin Duvarı örülmüş, Kentin batı yakası müttefik devletlerin (ABD, İngiltere, Fransa) yönetimine bırakılmıştı. Bizler o günlerde Berlin diyince daha çok Batı Berlin’i anıyor ve biliyorduk. Oysa kentin daha büyük bir bölümü, imparatorluk zamanında yapılmış olan asıl görkemli yapılar Demokratik Alman Cumhuriyeti’nin başkenti olarak kalan Doğu bölümünde, Avrupanın tam ortasında, büyük Kuzey Alman ovasındaydı.




1961’de yapılan bir duvarla kent kesin olarak ikiye bölünmüştü. Bir ada durumuna giren Batı Berlin bu konumuyla insanı her zaman şaşırtıyordu. Düşünün bir kez aynı ulus, iki ayrı devlet oluşturmuş, Berlin’in batısı, başka bir ulusun değil, kendi ulusunun kurduğu başka bir devletin sınırları içinde kalmış ve kentin batısından doğusuna giderken bir Alman bir Alman’a pasaport soruyor.

Tüm bu sıkışıklık, bir adada yaşıyor olma, kentin kime ait olduğunun belirsizliği, Batı Berlinlileri asık suratlı, ürkek insanlar yapmamış, tam tersine güler yüzlü, hoşgörülü, dünyaya açık, politik bilince sahip, demokrat insanlar topluluğu yapmış.

 

Bunda belki de Berlin’de oldum olası kozmopolit bir insan topluluğunun yan yana gelmiş oluşu etkendir.

Hollandalılar, Salzburglular, Bohemyalılar, Şuablar, 17. yüzyılda kente gelmeye başlayan Hugenotlar, (yani Fransız göçmenler, XIV. Louis’in katolik Fransa’da Kalvanist (Hugenot) olanlara yaşam hakkı tanımamış olmasıyla Brandenburg prensine sığınanlar) savaşa kadar Berlinli olan 400 bine yakın Yahudi (bugün bu sayı çok azdır), Yahudi zengin iş adamları, düşünce adamları, sanatçılar ;

yayınevi sahipleri, Charlottenburg semtinde yaşanan o korkunç Kristal Gece’de (1937) dükkanları başlarına yıkılıncaya, daha sonra Nazi zulmü ile toplama kamplarına gönderelinceye kadar orada olan, oralı olan her kesimden Yahudi ve 1960 yılından beri akın akın kente getirilen ya da kendisi gelen İtalyanlar, Yunanlılar, İspanyollar, Pakistanlılar ve Türkler…Ve Türkler…




Bugün Berlin’de Almanca’dan sonra en çok duyulan dil Türkçe’dir. Metrolarda baş örtüsü ile oturan, elinde naylon pazar çantasını tutan yorgun ve düşünceli Türk kadınlarının görünümü beni her zaman üzmüştür. Bu görkemli eski metropole Anadolu köylüsünün nasıl olup da yerleştiğine dair bir türlü akıl erdiremedim.

Kenti ikiye bölen duvar şaşırtıcıdır (şaşırtıcıydı). Kentin nehri Spree, zaman zaman Batı’da, zaman zaman Doğu’da akar (akardı). Nehrin Batı kıyısından gördüğüm martılar aşağıya ekmek kırıntıları atıldığında, kondukları Doğu yakası evlerinin damlarından hızla uçarak Batı’ya geçerlerdi sürüler halinde. Ama insanların Batı’ya geçme çabaları çoğunlukla ölümle sonuçlanırdı.

Berlin Duvarı'nın Yıkılışı

Bir Yazarın gözünden Berlin Duvarı’nın Yıkılışı

1989’da Berlin duvarı’nın yıkılışı başlandığında hemen uçağa atlayıp Berlin’e gittim.

Delikler açılmış, Doğulular Batı’ya geçmişti. Ama duvarın yıkımı henüz sürüyordu. Bir çekiç de ben vurabildim. Kentte işleyen S-Bahn treni Doğuluların mülkiyetindeydi. Tüm çalışanları Doğuluydu. İş saatlerinde Batı’da bulunurlar, sonra Doğu’ya evlerine giderlerdi. Batılılar onların tren istasyonlarının eskimişliğinden yıllarca yakındılar. Şimdi kent yeniden birleşip Almanya’nın başkenti olma kimliğine kavuşunca her şey yenilendi. Postdam Alan’ındaki kimseye ait olmayan büyük arazide dünyanın en ilginç mimari örnekleri yapıldı.

Sezer Duru Kimdir
Tezer Özlü’nün ablasıdır. 1942 yılında doğdu. 1962 yılında Avusturya Lisesinden mezun oldu. İstanbul Üniversitesinde sosyoloji okudu. Orhan Duru ile evlilik yaptı. Bir süre Goethe Enstitüsünde çalıştı, Alman Kanalları ZDF ve ARD’de muhabirlik yaptı. Çeşitli yayınevlerinden çeviriler yaptı. Eşi ile birlikte Dünya Batıyor mu?, O Pera’daki Hayalet kitaplarını yazdı. Ayrıca kızkardeşi için Tezer Özlü’ye Armağan adlı kitabı yazdı. Alman Likayat Nişanı, Abdi İpekçi Barış Ödülü, Uluslararası Yazar ve Çevirmenler Merkez/Rodos ve Frankfurt Edebiyat Evi 2007 Ödülünün sahibidir.

Kaynak: edebivizör editörleri tarafından (Beyaz Gecelere Doğru, Sezer Duru/ Everest Yayınları kitabından) kısaltılarak alınmıştır.

 




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir