Solomon Asch’in Uyma Deneyi

Uyma Deneyi, Solomon Asch’in Uyma Deneyi, Asch’in Uyma Deneyi, Asch Deneyi Amacı gibi sorularınıza cevap vermeyi umuyoruz. 

Solomon Asch’in Uyma Deneyi

Uyma Deneyi İnsan, doğru bildiğini sandığı şeyin tersini iddia eden bir grupla karşılaşırsa ne yapar? Diyelim ki, bir masa etrafında oturan birkaç kişiden birisiniz iki çizgi gösteriliyor ve hangisinin daha uzun olduğu soruluyor. Eğer sizden önce cevap veren dört kişiden hepsi size yanlış gelen cevabı verirse, sıra size geldiği zaman ne yaparsınız?




Asch (1951-1952) laboratuvarda işte bu durumu yaratmıştır. Bu deneyde laboratuvarda belirli sayıda bireyden meydana gelmiş bireyden meydana gelmiş gruplara, sırayla birçok kart çifti gösterilmiştir. Her çift kartın birinin üstünde çeşitli uzunlukta üç çizgi, birinde ise tek bir çizgi olup bu tek çizgi diğer karttaki üç çizgiden biriyle aynı uzunluktadır

Deneklerden tek çizginin uzunluk bakımından diğer karttaki çizgilerden hangisine benzediği sorulmuştur. Aslında deneklerden yalnızca biri gerçek denektir, ötekiler, araştırmacının asistanlarıdır ve her defasında ne diyecekleri önceden belirlenmiştir. Durumumuzun açık seçik olmasını sağlamak için tek çizginin uzunluk bakımından diğer karttaki üç çizgiden bir tanesine eşit olduğunu, yani fiziksel gerçeğin belirgin olduğunu unutmayalım.

uyma deneyi

uyma deneyi nedir

Araştırmada pek çok kart kullanılmıştır.

Her kart çifti gösterdiğinde, araştırmacının denek rolü yapan yardımcıları sırayla yargılarını (üç çizgiden hangisine daha çok benzediğini) söylemekte ve esas deneğe söz sırası en sonda gelmektedir. İlk birkaç kart gösterildiğinde araştırmacının yardımcıları doğru cevap vererek deneğin güvenini kazanırlar, fakat sona doğru hep yanlış cevap vermeye başlarlar. Denek, sıra kendisine gelinceye kadar sırayla herkesin (ki, onları da kendisi gibi denek sanmaktadır) yanlış cevap vermesinden rahatsız olmaktadır, nitekim sıra kendine gelince, onun da diğerlerinin söylediklerini -gerçeğe aykırı olduğu halde- tekrarladığı görülmüştür.

Çok sayıda deneğin kullandığı bu araştırmada her üç denekten birinin (kullanılan bütün deneklerin %35’inin) bu şekilde diğerlerinin kararlarına uyduğu bulunmuştur. Bu bulgunun elde edilmesi üzerine aynı araştırma bazı değişikliklerle pek çok kereler tekrarlanmıştır. Bu tekrarlar, bulguların geçerliliğini ve genelliğini kanıtlamıştır. İnsanların %35 gibi azımsanamayacak bir kısmının, gruba uyarak apaçık gördükleri şeyin tersini söylemeleri, gerçekten şaşırtıcı ve önemli bir bulgudur.

Asch’in araştırmasında Sherif ‘in araştırmasına hem benzeyen hem de benzemeyen taraflar görülmektedir. Önce bu iki araştırmanın birbirinden ayrılan yanlarını kısaca gözden geçirelim.

Bir kere, Sherif’in araştırmasındaki fiziksel gerçeğin belirsizliğine karşılık, Asch’in araştırmasında fiziksel gerçeğin açık seçik olduğu ortadadır. Demek ki, Sherif’in araştırmasında, birey, gerçeği tanımlamak için grup kararına muhtaçtır, çünkü grubun kararından başka ona bilgi temin edecek bir kaynak yoktur. Asch’in araştırmasında ise, apaçık fiziksel durum, bireye gereken bilgiyi temin ettiğinden, bu bilgiyi edinmek için, bireyin gruba ihtiyacı yok demektir.

Bundan ötürü ikinci önemli fark ortaya çıkmaktadır. Bu da şudur: Sherif’in araştırmasında birey, grubun fikrine, doğru olduğuna inandığı için uyar, Asch’in araştırmasında ise birey grubun fikrine yanlış olmasına rağmen uyar. Demek ki, Sherif’in deneyinde, uyma davranışının altında fikren de kabul etme (ya da tutumunu grubun görüşüne doğru değiştirme) olayı yatmaktadır. Böylece grup normu (standardı) kişi tarafından benimsenmekte, kendine mal edilmektedir.




Asch’in deneyinde ise,

uyma, sadece davranış düzeyinde oluşmakta, daha derine inen bir tutum değişimi yada benimseme, kendine mal etme söz konusu olmaktadır. Nihayet, bu iki deneyde incelenen temel olayın da biraz farklı olduğunu söyleyebiliriz. Sherif’in deneyinde hiç yoktan bir grup normunun oluşumu araştırılmakta; Asch’in deneyinde ise var olan, yerleşmiş bir grup normuna uyma olayı incelenmektedir. Yani, mantıksal açıdan Asch, grup süreci içinde daha önce meydana gelen bir olayı; Sherif ise daha sonra meydana gelen bir olayı ele almışlardır. Başka bir deyişle, önce norm oluşmalıdır ki, sonra ona uyulsun.

Bu önemli farklılıklarına karşın bu iki laboratuvar deneyinin kavramsal açıdan birbirine çok yakın olduğu da görülmektedir. Her iki araştırma da sosyal normlar, sosyal etki ve uyma davranışı hakkında bize çok değerli bilgiler vermektedir. Aynı zamanda kontrollü laboratuvar deneyi çerçevesinde her iki araştırma da bu konulardaki kavram ve kuram gelişimine büyük katkılarda bulunmuşlardır. Birinci bölümde de belirtildiği gibi, özellikle Sherif’in otokinetik etki deneyi 19. yüzyıldan 1930’lara kadar süregelen “grup ruhu” konusundaki kavram kargaşalığına ve verimsiz tartışmalara son vermekte önemli rol oynamıştır.

Şöyle ki, grubun ve grup normunun görgül olarak laboratuvarda saptanmasıyla, bu olgu, felsefi bir tartışma konusu olmaktan çıkmış, bilimsel araştırma konusu olmuştur. Nitekim, ancak bundan sonradır ki grup yapı ve süreci ile grup dinamiği, sosyal psikologlar ve sosyologlarca bilimsel yöntemlerle gereği gibi incelenebilmiş ve kavramsal gelişmeler kaydedilmiştir

Öğrendikten Sonra Bir Kuş Tüyü Gibi Hafiflemenizi Sağlayacak 6 Psikolojik Gerçek

Kaynak: Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı / Yeni İnsan ve İnsanlar – Evrim Yayınları Kitabından alınmıştır

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir