Planlanmış Davranış Kuramı

Bu yazımızda siz değerli okurların şu sorularına yanıtlar vermeye çalışacağız. Planlanmış Davranış Kuramı, Planlanmış Davranış Kuramı Kimin, Planlanmış Davranış Nedir, Planlanmış Davranış Teorisi Örnekleri, Planlı Davranış Modeli

Planlanmış Davranış Kuramı

Tutumların davranışları nasıl ve ne zaman etkilediği ile ilgili son yıllarda gerçekleştirilen çalışmaların çoğu Ajzen’ın (1985-1987) oluşturduğu “Planlanmış Davranış Kuramı”dan etkilenmiştir. Bu kuram Ajzen’ın Fishbein’la (1945-1980) beraber oluşturduğu “Mantıksal Eylem Kuramı”nın bir uzantısıdır.




Her iki kuram da, davranışların belli bir nedene dayandığı varsayımı üzerine kuruludur. Bu kuramlara göre, insanlar davranışlarının sonuçları hakkında önceden düşünürler, seçtikleri bir sonuca ulaşmak için bir karara varırlar ve bu kararı uygularlar. Başka bir deyişle, davranışlar belli bir niyet sonucu oluşur. Bu niyet, önceden düşünülmüş olan sonuca ulaşmaktadır.

Bu kuramlara göre, bir davranışı belirleyen doğrudan tutum değil, niyettir. Tutum niyeti, niyet de davranışı etkiler (Bagozzi, Baumgartner & Yi, 1989). Ajzen, Planlanmış Davranış Kuramı’nda, niyete etki eden 3 öğeden söz etmektedir. Bunlar, a) kişinin davranışa yönelik tutumu, b) öznel değerler (normlar) ve c) farkedilen davranışsan kontroldür. Şimdi bu faktörler üzerinde duralım.

a) Bir kişinin davranışa yönelik tutumu iki olgudan etkilenir. 1) davranışın sonuçlarıyla ilgili düşünceler. 2) olası sonuçların değerlendirilmesi. Bireylerin aynı konuda farklı tutumlara sahip olması, bu iki olgudan biri veya her ikisi hakkında farklı düşüncelere sahip olmalarından kaynaklanır. Örneğin, bir öğrencinin haftada 10 saat daha fazla ders çalışması kararını ele alalım. İki farklı kişi, böyle bir kararın ne gibi sonuçlara yol açabileceği  (1) konusunda aynı şekilde düşünebilirler: daha iyi notlar almak, arkadaşlarla daha az zaman geçirmek, vb.

Ancak bu sonuçların değerlendirmesinde (2) farklılıklar doğabilir. Ahmet, yüksek notlar almayı daha çok önemserken, Lale arkadaşlarla vakit geçirmeyi daha önemli bulabilir. Dolayısıyla, Ahmet’in haftada 10 saat fazla çalışmaya karşı tutumu, Lale’ninkine göre daha olumlu olacaktır.

b) Ajzen’ın kuramındaki ikinci öğe, öznel değerlerdir. Bu öğe, sosyal bir içerik taşır, şöyle ki; kişinin, başkalarının onun davranışları hakkında ne düşüneceğiyle ilgili inançları ve kişinin bu beklentilere ne ölçüde uyacağı, niyeti etkiler. Örneğin, Ahmet ve Lale, kendileri haftada 10 saat fazla çalışma ya da çalışmama kararını almadan önce, anne-babalarının, arkadaşlarının en değer verdikleri öğretmenlerinin beklentilerini gözden geçirebilirler.

Eğer Lale, anne-babasının onun çalışmasından mutlu olacaklarına eminse ve onları mutlu etmeye güdülenmişse, haftada 10 saat fazla çalışma kararı alması olasıdır. Örneğin Ahmet, fazla çalıştığı takdirde arkadaşlarının kendisiyle alay edeceğini düşünüyorsa ve arkadaşlarının ona değer vermesini çok fazla
önemsiyorsa, 10 saat fazla çalışmama ihtimali yükselir.

c) Modeldeki üçüncü öğe, fark edilen davranışsal kontroldür. Bu öğede belirtilmek istenen, bazı davranışların diğerlerinden daha fazla kontrol altında olduğudur. Ajzen’a göre, burada önemli olan kişinin kontrolle ilgili düşünceleridir. Örneğin, eğer Lale, alacağı notların çok fazla kendi elinde olmadığına (kontrolü altında olmadığına) inanıyorsa, anne-babasının beklentileri ve onun bu beklentileri yerine getirme çabası çok işe yaramayacaktır

(Ajzen & Madden, 1986). Nesnel durum da önemlidir. Bazen durum bizim kontrolümüzde değildir. Örneğin, Ali derneğe bağışta bulunma konusunda olumlu bir tutuma sahip olabilir ve başkalarının da bu düşünceyi onayladığını düşünebilir; ancak bağışta bulunacak parası yoksa, tutumu davranışının belirleyicisi olamaz ve
tutumuna dayanarak davranışını çıkarsamak doğru olmaz.

Ajzen’ın Planlanmış Davranış Kuramı

Bu üç öğe -tutum, öznel değerler ve farkedilen davranışsal kontrol-, kişiyi belli bir davranışa yönelten “niyet”e etki eder. Tahmin edeceğiniz gibi tutumların, değerlerin ve farkedilen kontrolün, niyet ve dolayısıyla davranış üzerindeki gücü durumdan duruma değişir. Bu üç öğenin önem sırası, kişinin benlik kavramının özellikleriyle de yakından ilgilidir.

Miller ve Grush (1986), benlik kavramının özellikleriyle yukarıda saydığımız üç öğenin ilişkisini şu şekilde açıklamışlardır: tutumlarının farkında olan ve başkalarının ne düşündüğünü çok fazla önemsemeyen kişilerin, bu üç öğe arasından ‘tutum’ öğesinden etkilenmeleri daha olasıdır. Bu kişilere, ileride ‘İletişim ve Propaganda: Tutum Değiştirme Süreci’ bölümünde de göreceğiniz gibi, kendini denetlemeye eğilimi olmayan kişiler denir.




Bu kişiler çoğunlukla başkalarının beklentilerine göre değil, kendi tutumlarına göre davranırlar. Kendini
‘denetleyen’ kişi için başkaları üstünde nasıl bir izlenim bıraktığı, başkalarının onun hakkında ne düşündüğü önemlidir. Bu nedenle kendini izleyip, başkalarının beklentilerine göre davranır, kendine çeki düzen verir. Miller ve Grush, Bu varsayımlarını test etmek için bir araştırma yapmışlar ve burada deneklerin tutumlarını, değerlerini, farkındalık ve kendini denetleme düzeylerini ölçmüşlerdir.

Sonuçlar, yüksek düzey farkındalığa sahip ve düşük düzeyde kendini denetleme eğilimi olan kişilerde tutumların davranışları belirleyici rol oynadığı görülmüştür. Düşük düzeyde farkındalığa sahip ve yüksek düzeyde kendini denetleme eğilimi gösteren kişilerde ise, öznel değerler-davranış ilişkisi yüksek çıkarken tutum-davranış ilişkisi önemini yitirmiştir. Kısacası, planlanmış davranış kuramı, davranışları ön görebilme konusunda önemli katkılarda bulunmuştur. Ancak, bu kuramı test eden fazla sayıda araştırma yoktur (Ajzen, 1991; Madden, Ellen & Ajzen, 1992).

Kaynak: Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı / Yeni İnsan ve İnsanlar – Evrim Yayınları Kitabından alınmıştır

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir