Milgram Deneyi

Bu yazımızda siz kıymetli okurlara Milgram Deneyi, Milgram İtaat Deneyi, Miligram’ın İtaat Deneyi Sonuçları gibi konuları işleyeceğiz. İyi okumalar dileriz. 

Milgram’ın İtaat Deneyi

Sherif’ in otokinetik etki deneyinde bir sosyal normun nasıl oluştuğunu, Asch’in deneyinde ise yerleşmiş bir sosyal norma bireylerin nasıl uyduğunu gördük. Sosyal etki olayını oluşma halinde bize gösteren bu araştırmalardan sonra şimdi de sosyal etkinin ve buna uyma davranışının nereye varabileceğini gösteren bir deneyi inceleyelim.




İnsanlar sosyal etkiye ne dereceye kadar boyun eğerler? Sosyal itaat etme veya başkaldırma nasıl oluşur? Bu sorulara cevap arayan Milgram (1965) tanımadığı birisine zarar verme emri alan bir bireyin bu emre uyup uymayacağını ya da ne dereceye kadar uyacağını laboratuvar deneyi ortamında incelemiştir. Bu deneyi gereğince anlayabilmek için kendinizi Milgram’ın deneklerinden birinin yerine koyun.

Diyelim ki, bir saatlik bir psikolojik deney için denek arandığını bildiren bir ilan görüp ücreti de iyi olduğu için deneye katılmaya karar veriyorsunuz. Tanınmış bir üniversitenin psikoloji laboratuvarına girdiğinizde sizi beyaz gömlekli, soğuk görünüşlü genç bir adam karşılıyor ve kendini araştırmacı olarak takdim ediyor. Yanında duran güler yüzlü orta yaşlı şişman bir adamın da kendiniz gibi araştırmaya denek olarak katılmak üzere sizden az önce gelmiş olduğunu öğreniyorsunuz.

Araştırmacı, cezanın öğrenmeye etkisi konusunda bir deneye katılacağınızı; birinizin öğretmen, birinizin öğrenci olacağını ve öğrenci yanlış yaptığı zaman ceza olarak öğretmenin ona elektrik şoku vereceğini bildiriyor. Kura çekiliyor ve siz kura sonucu öğretmen olacağınızı öğrendiğiniz zaman biraz rahatlıyorsunuz, çünkü odadaki büyük büyük bir şok jeneratörü oldukça korku verici bir görünüşe sahip. Üstünde 15 volttan 450 volta kadar 15’er volt aralıklı şok düğmeleri var. 300 voltluk düğmenin üstünde “çok kuvvetli şok”; 450 voltluk düğmenin üstünde ise : ” Tehlike: Aşırı Şok” yazmaktadır.

Öğrenilmesi gereken işlem, öğrenme psikolojisi deneylerinde sıklıkla kullanılan kelime çiftleri dizisidir. Öğrenci, kelime çiftlerini ezberleme durumundadır. Kelimeleri doğru olarak hatırlayamazsa, öğretmen olarak sizi jeneratörle ona elektrik şoku cezası vermeniz gerekmektedir. Her yanlışta bir sonraki düğmeye basılacak, yani öğrenciye her yanlışta bir öncekinden 15 volt daha kuvvetli bir şok verilecektir.

Güler yüzlü orta yaşlı “öğrenci”, kalbinden biraz rahatsız olduğunu söyleyerek araştırmacıya şokun tehlikeli olup olmadığını sorar. Araştırmacı, kuvvetli şokun can acıtabileceğini, fakat tehlikeli olmadığını söyler. Bundan sonra öğrenci yandaki bitişik odaya götürerek bir iskemleye oturtulur ve elleri elektronlara bağlanır. Şok hakkında bir fikir sahibi olmanız için size de hafif bir şok verilir. Bu şok canınızı acıtmaz fakat sizi biraz sarsar. Araştırmacı kaç voltluk olduğunu tahmin etmemizi ister, siz 75 voltluk olarak tahmin edersiniz, sadece 45 voltluk olduğunu bildirir. Bu durum, size şokların şiddeti hakkında bir fikir verir.

Öğrenme işlemi önceleri iyi gider fakat sonra “öğrenci” yanlışlar yapmaya, siz de ona şok vermeye başlarsınız. 75,90 ve 105 voltluk şoklarda içerdeki odadan artan inleme sesleri duyulmaya başlar. 120 voltluk şoktan sonra “öğrenci”, araştırmacıya bağırarak şokların acı vermeye başladığını bildirir. Araştırmacıya dönüp “bağırıyor” dediğiniz zaman, araştırmacının cevabı, “lütfen devam edin, öğretmen” olur. 135 voltta “öğrenci” acı ile daha çok inler ve 150 voltta, “Araştırmacı, beni buradan çıkarın! Benim kalbim var, çıkarın! Denemeye devam etmeyeceğim” diye bağırır. Siz araştırmacıya dönüp “çıkmak istiyor, ne yapayım? ” diye sorunca, araştırmacının cevabı kat’idir, “Araştırma devam etmelidir, Öğretmen, lütfen devam edin. “

150 volttan sonra olanlar ise şöyledir; 180 voltta “öğrenci” “acıya dayanamıyorum” diye bağırır. 270 voltta şoka tepkisi, ızdırap çeken bir insan çığlığıdır. 300 voltta ise, çaresizlik içinde, teste artık cevap vermeyeceğini 315 voltta da müthiş bir çığlıktan sonra artık deneye katılmadığını kızgın bir sesle bildirir. Bundan sonra hiçbir soruya cevap vermez sadece her şok verilişte işkence içindeki bir adamın çığlıkları duyulur.

Şimdi burada deneyin anlatımına biraz ara vererek böyle bir durumda ne yapardınız, onu soralım. Devam eder miydiniz? Ve sizce, bu durumda kalan deneklerin acaba yüzde kaçı devam ederdi? Yani ne kadarı 450 volta kadar “öğrenciye” şok vermeye devam ederdi? Bu soru bir grup psikoloji öğrencisine de sorulmuştur . Onların tahmini, insanların ancak %1’inin bu durumda en yüksek voltajlı şokları verebileceği şeklinde olmuştur. Bir grup psikiyatrdan da aynı tahmini yapmaları istenmiş, onlar da deneklerin çoğunun 150 volttan öteye geçemeyeceklerini tahmin etmişlerdir (150 volt, “öğrencinin” ilk olarak serbest bırakılmayı istediği noktadır).

Ayrıca, psikiyatrlar, 300 volta gelindiğinde deneklerin ancak %3,73 ünün emre itaat edeceğini ve ancak %1 deneğin 450 voltluk şoku da vereceğini tahmin etmişlerdir. Bu tahminleri bulgularla karşılaştırmadan önce, bu ürkütücü deneğin arkasındaki gerçeği açıklamakta yardımcı olabilir. Aslında “öğrenci”, araştırmacının asistanıdır. Kura çekilen kağıtların her ikisinde de “öğretmen” yazmaktadır, yani sizin “öğretmen” rolünü almanız kesinlikle sağlanmıştır.




Şok jeneratörü sahici değildir. “Öğrenci”nin bağırma ve inlemeleri asında bir teypten gelmektedir ve “öğretmen” rolüne sokulan bütün denekler bu teypten gelen aynı sesleri duymaktadırlar. Ancak, araştırma ortamı son derece inandırıcı olmuş, denekler tarafından tamamen gerçek olarak yorumlanmıştır. Bu, deneklerin, “öğrenci”nin inleme ve çığlıklarından çok rahatsız olmalarından anlaşılmaktadır. Ayrıca, araştırmadan sonra her denek’e bir şeyden şüphelenip şüphelenmediği sorulmuş ve hiçbiri durumdan şüphelendiğini söylememiştir.

Yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan bu iki araştırma ABD’de Yale Üniversitesinde yapılmış ve çeşitli yaş ve meslekteki 40 kişiden hiçbiri 300 volttan önce durmamıştır! 5 denek 300 volttan sonra, 4 denek 315 volttan sonra, diğer bir 5 denek de seride daha sonra durarak araştırmaya devam etmeyi reddetmişler ve geriye kalan 26 denek, yani bütün deneklerin %65’i sonuna kadar devam ederek 450 voltluk şoku da “öğrenci”ye vermiştir!

Bu sonuçlar hem kamuoyunu, hem de psikologları şaşırtmış, basında bu sonuçlara geniş çapta yer verilmiş, araştırma filme alınmış, hatta bir danışmada delil olarak kullanılmıştır. 40 denekten 26’sını suçsuz bir insana emre itaat sonucu zarar ve ızdırap vermeleri olayı, bu 26 kişinin kişisel özellikleriyle, örneğin sadist olmalarıyla ya da saldırganlık içgüdüsüyle açıklanabilir. Ancak, bu tür bir açıklama yeterli olmayacaktır, çünkü aynı araştırma bazı değişikliklerle birçok kereler tekrarlanmış ve bine yakın birey denek olarak kullanılmıştır.

Genel sonuç ilk araştırmanınkinden pek farklı olmamış, sonuna adar araştırmaya devam edere 450 voltluk şoku veren deneklerin oranı %50’nin üstünde olmuştur. Çeşitli sosyo-ekonomik düzeylerde bulunan farklı eğitim ve mesleklere sahip, çeşitli yaşlardaki kadın ve erkek yetişkinlerden tesadüfi şekilde seçilen bu 1000 kişinin hepsin de sadist olması olanaksızdır. Ayrıca, deneklerin, şokları “öğrenci”ye vermekten memnun olmadıkları da açıkça görülmüştür.

Tersine, deneklerin büyük çoğunluğu terlemek, kekelemek, titremek, dudaklarını ısırmak, inlemek ve tırnaklarını ellerine batırmak gibi sinirlilik ve rahatsızlık belirtileri göstermişlerdir. Bunlardan ötürü, bu araştırma bulgularını bu deneklerin kişilik özellikleriyle açıklamak yerine, bir sosyal etki olayı olarak yorumlamak daha geçerli olacaktır. Yetkenin (otoritenin) etkisini bu tür aşırı itaati nasıl oluşturduğuna tarihi bir örnek, Nazi Almanyası’dır. Demek ki, Milgram’ın laboratuvar deneyi, gerçek dışı görünmekle beraber aslında çok gerçek bir sosyal psikolojik olayı incelemekte ve kolaylıkla bir kenara atılamayacak bazı önemli sorular sormaktadır. Bu sorular sosyal etki ve ona uyma olayının sınırları ile ilgilidir.

Kaynak: Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı / Yeni İnsan ve İnsanlar – Evrim Yayınları Kitabından alınmıştır

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir