Kuş Gribi ve Domuz Gribi Salgınının Ardındaki Korkunç Gerçekler

Bir dönem dünyayı kasıp kavuran, milyonlarca insanı ürkütüp dehşet verici bir şekilde korkutan, en küçük bir iz de Kuş Gribi Belirtileri ya da Domuz Gribi Belirtileri ben de var mı acaba diyip, endişe ettiren bu salgının gerçekte var olup olmadığına dair dünya çapında araştırmaları ile tanınan iktisatçı yazar F. William Engdahl’ın kitabından bu konuya dair görüşleri




Washington Yönetimi 2005’in sonlarında Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) ile birlikte dehşet veren yeni bir olay hakkında gürültü koparmaya başladı. Ölümcül yenibir virüsün-Kuş Gribi ya da virologların deyişi ile H5N1’in Çin ve Güney Asya’dan başlayarak yayıldığını ve kuş göçleri yoluyla Batı Avrupa, Türkiye, Ukrayna Hırvatistan ve ötesine de sirayet ettiğini ileri sürdü.

Pentagon, o sırada Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in Amerikan askerlerinin virüsün kuşlardan insanlara geçen mutasyonundan etkilenmesi durumuna karşı 1 milyar dolar değerinde virüs-önler ilaç, Tamiflu’nun stoklanması için talimat verdiğini beyan etti. Dehşet veren Kuş Gribi Salgını senaryosu hiçbir şekilde gerçekleşmedi. Ne var ki, Donald Rumsfeld’in basına anlatmadığı bir konu daha vardı. O da Tamiflu’nun tüm dünyadaki patent hakkının Rumsfeld’in eski şirketi Gilead Sciences’a ait olduğu ve Amerikan askeri birlikleri için 1 milyar dolar değerinde Tamiflu siparişi verdiği sırada Rumsfeld’in Gilead Sciences’in en büyük hissedarı
olduğuydu. Kuş Gribi paniği esnasında Gilead’ın hisse fiyatları tavan yaptığından Rumsfeld sayısız milyon dolar kazandı.

2005 Ekimi’nde, Pentagon dört bir yanındaki ABD askeri personeline, kuş gribi H5N1 konusunda, özel tıbbi tedavi uygulanmasını emretti. Dünya basınını korku senaryoları sarmıştı. Sonra, Savunma Başkanı Donald Rumsfel, Tamiflu adıyla satılan Oseltamivir adlı ilacın stoklanması için bir milyar dolardan fazla bütçe
oluşturulduğunu açıkladı. Başkan Bush Kongreden, Tamiflu stokları için yeni bir 2 milyar dolarlık bütçe ayırmasını istedi. O sıralarda Rumsfeld’in açıklamayı ihmal ettiği konu ise, devasa bir çıkar ilişkisiydi. Rumsfeld 2001 Ocak ayında Washington’a gelmeden önce Kaliforniya’da bir ilaç şirketi olan Gilead Sciences’in en büyük hissedarı başkanıydı. Bu şirket, kendisinin ürettiği ve dünyadaki pazarlama haklarını İsviçre’li ecza devi olan Roche’a sattığı Tamiflu’nun dünyadaki patent haklarını ayrıcalıklı bir şekilde elinde tutmaktaydı.

Rumsfeld, Roche’un sattığı her bir Tamiflu’nun %10’nu alan Gilead’ın en büyük hissedarı olduğu ortaya çıkınca, Pentagon yetkilileri Rumsfeld’in Gilead’daki hissesini satmayıp elinde tutacağını, zira satmanın, çekinecek bir şeyler olduğunu ima edebileceğini açıklayan kısa bir demeç verdi. Gilead hisselerinin haftalar içinde %700 oranında artmasıyla Rumsfeld milyonlar kazandı. Tamiflu kolayca içilebilecek bir ilaç değildi. Çok ağır yan etkileri mevcuttu. İnsanların solunum yollarında potansiyel olarak ölümcül sonuçlara yol açabilecek maddeler içermekteydi. Sık sık mide bulantısı, baş dönmesi ve diğer gribe benzer belirtilere yol açtığı da saptanmıştı.

Nisan 2009’da Meksika’nın Vera Cuz eyaletinin küçük, ücra bir köyünde 2005-2006 ”Kuş Gribi” korkusuyla bir istisna dışında benzerlik gösteren yeni bir facia daha ortaya çıktı. 2009 yılı ”Domuz Gribi” olayında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bir kaç ay içinde tüm dünyayı kapsayan Faz 6 Küresel Salgın tehlikesi ilan etti. Dünya Sağlık Örgütünün bu konudaki resmi beyanatı ise, aşırı derecede tuhaftı. Başta Dünya Sağlık Teşkilatı bile, Domuz Gribi belirtileri, ya da resmi adıyla H1N1 Enfluenza A’nın belirtilerinin çok hafif olduğunu kabul etti. Bu belirtiler, hapşırma, öksürme, ateş ve/veya burun akıntısı olarak tanımlandı. Ayrıca, belirtileri gösterenlerin büyük çoğunluğunun 3-5 gün sonra tamamıyla iyileştiğini de onayladı. Hastalar yan etkileri çok ağır, hatta Japonya’da olduğu gibi bazı durumlarda ölümcül yan etkisi olan Tamiflu’yu (WHO’nun da önerdiği) kullansalar da kullanmasalar da zaten iyileşeceklerdi.

Ne var ki, önde gelen virologlara göre, Dünya Sağlık Teşkilatı küresel çapta bir salgın ilanı ile tüm dünyayı kapsayan bir acil sağlık seferberliği başlattı. Ancak bunun sonucunda sağlıklı bireylere bile zarar verebilecek bir aşı tahribatı yaratılacaktı ki, eğer hiçbir şey yapılmazsa bu kadar zarar verilmiş olmayacaktı. Bu durum, Dünya Sağlık Teşkilatı ve ilaç endüstrisinin içinde yer aldığı, H1N1’in arkasındaki güçlerin, saf ve dehşete düşmüş yüz milyonlarca kişi üzerinde uygulanan sinsi bir planı aşı yolu ile kitlesel soykırım olduğu konusunda kuşkular yarattı. Böylesine sinsi bir tertibin arkasında kimin olduğuna dair ipucu ise, kendini dünya nüfusunun önemli ölçüde zaltılmasına adayan gizli milyarderlerin oluşturduğu yeni bir kulübün kuruluşunun ifşası ile aynı zamanda
ortaya çıktı. Bu yeni grup büyük bir alaycılıkla kendini İyilik Kulübü olarak adlandırdı. Ne için iyilik, ya da kimin için iyilik olduğu ise söylenmedi. Kaygı verici bir biçimde, Kuzey Kutbu’nun yakınında küresel tohum deposu tesis etmek için bir araya gelen David Rockfeller ve Bill Gates de bu İyilik Kulübü’nün kurucu ortaklarıydı.

Kaynak: edebivizör editörleri tarafından ( Sahte Domuz Gribi Gıdalar, F.William Engdahl/Bilim-Gönül Yayınları) kitabından kısaltılarak alınmıştır.

İlişkide Aldatmadan daha çok Acıtan 6 durum

Öğrendikten Sonra Bir Kuş Tüyü Gibi Hafiflemenizi Sağlayacak 6 Psikolojik Gerçek

Bir Erkeğin Sizi Sevdiğini Gösteren 5 İstemsiz Davranış

Kadın M.stürbasyonu Hakkında 7 Şaşırtıcı Bilgi

Karakter Analizi Doğum Ayına Göre Belirlemek

Mutlaka okunması gereken İnsan Beynini Geliştiren 7 Roman

Kadınlar C.nsellikte Hangi Burçla Uyumlusunuz İşte Cevabı?

Bir Erkeğin Gözünde Tatlı Görünen 5 Kadın Karakteri

‘Seni Seviyorum’ Demesinden Daha Anlamlı Küçük Ama Önemli 7 Şey

Cinsel Keşif ve Psikoloji Üzerine Son Yıllarda Çekilmiş En İyi 4 Film

Başladıktan Sonra Elinizden Bırakamayacağınız 5 Mükemmel Kitap

Ölmeden Önce Mutlaka İzlenmesi Gereken 5 Başyapıt Film




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir