Kadınlar mı daha Zeki Erkekler mi

Kadınlar mı daha Zeki Erkekler mi

Kadınlar mı daha Zeki Erkekler mi

Kadınlar mı daha Zeki Erkekler mi : Erkek kadından daha cesur, daha kavgacı ve daha enerjiktir. Yaratıcı dehası daha da yüksektir. Kadın özellikle daha derinden müşfik ve daha az bencil olması açısından erkekten ayrılır. Darwin bu sözleri 1871’de yazmıştı.

Saldırgan erkek, besleyen, bakıp büyüten kadın; Darwin’e göre, cinsiyetlere özgü bu nitelikler insanoğlunun en uzak geçmişinden kaynaklanan mirasımızdır. Darwin aynı zamanda erkeklerin doğal olarak daha zeki olduklarını düşünüyordu. Bu üstün zeka, delikanlıların eş kazanmak için dövüşmelerinin gerekmesinden kaynaklanmaktaydı.

Tarih öncesindeki erkek atalarımız ailelerini savunmak, ortak iaşe için ava çıkmak, düşmanlara saldırmak ve silah yapmak zorunda olduklarından erkekler daha üstün zihinsel yetenekler örneğin, gözlem, yargı, icat ve hayal gücü gereksiniyorlardı. Böylece, eski erkek atalarımız arasındaki rekabetten ve güçlü olanın hayatta kalması olgusundan zeka gelişti-erkeklerde.




Saldırgan ve zeki bir adem, yumuşak huylu ve saf bir Havva, Darwin’in, etrafında gördüğü cinsiyetler arası eşitsizliğin kanıtıydı. Victori’a dönemi İngiltere’sinin şairleri, tacirleri, politikacıları, bilim adamları, sanatkarları ve filozofları hemen tamamıyle erkekti.

On dokuzuncu yüzyılın ünlü Fransız nöroloğu, ayrıca ırklar konusunda uzman Paul Broca, kadınların entelektüellik açısından erkeklerin çok gerisinde oldukları yönündeki inanışı doğrulamıştı.

Broca, 1861’de Paris hastanelerinde cesetlerine otopsi yapılan yüzü aşkın erkek ve kadının beyin ağırlıklarını ölçtükten sonra, Kadınların zeka ortalaması erkeklerinkinden biraz daha düşüktü.

Abartmamamız gereken, fakat yine de gerçek olan bir fark diye yazacaktı. Broca, kadınların daha ufak cüsselerini hesaba katarak hesaplarını düzeltmemişti. Fransızların, Almanlar kadar yetenekli olduklarını kanıtlamak için türlü formülleri titizlikle uygulamıştı ama, kadın kafatasları için gerekli matematiksel ayarlamaları yapmamıştı.

Kadınların zekaca erkeklerden geri olduklarını zaten herkes biliyordu. O zamanın iklimi buydu. Bu cinsiyetçi (seksist) inanış, I. Dünya Savaşından sonra sert tepkilere hedef oldu. Margaret Mead, eğitimin doğaya üstünlüğünü vurgulayan, 1920’lerin entelektüel liderleri arasındaydı. Bayan Mead, kişiliği çevrenin biçimlendirdiğini söylüyor; 1935’de şöyle yazıyordu.

”Erkeklere ve kadınlara özgü olarak nitelediğimiz tüm kişilik özellikleri ile cinsiyet arasındaki bağ, aynen toplumun belli bir dönemde iki cinsiyetten birine uygun gördüğü davranışlar, giysiler ve başlık biçimleriyle, cinsiyet arasındaki bağ kadar zayıftır.”

1930’lar ve onları izleyen on yıllar, erkeklerle kadınların esasta benzer olduklarını ilan eden bir bilimsel tez akımına sahne oldu. Ama artık durum değişti. Bir yığın yeni bulgu ortaya çıktı. Bilim adamları bugün cinsiyetlerin tamamen farklı olduklarını ve bu farkların, rahim içindeki gelişme sırasında insanın beyninde yerini bulmaya başladığını düşünüyorlar.

Kaynak: Helen E. Fısher / Cinsel Aşkın Anatomisi




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir