Aktör-Gözlemci Yanılgısı

Bu yazımızda sizlere Aktör-gözlemci yanılgısı hakkında bilgi vereceğiz

Atıf yaparken içine düştüğümüz bir başka yanılgı da aktör-gözlemci yanılgısı yanılgı olarak adlandırılmıştır. Buna “aktör” terimi, bir davranışta bulunan kişi anlamındadır; gözlemci de, aktörün davranışını gözlemleyendir. Aktörlerin, kendi davranışlarını dış etkenlere bağlı olarak açıklama, gözlemcilerin ise aynı davranışları aktörlerin sabit kişisel özelliklerine bağlı olarak açıklama eğilimine aktör-gözlemci yanılgısı denir.




Örneğin ben, çok güzel konserler olduğu için festivali takip ettiğimi söyleyebilirim. Bir başkası ise, benim festivale gitmemi “entel” gözükmek isteyen özenti biri olmama bağlayabilir. Yani, ben davranışımı dış etkenlere bağlayarak açıklarken, bir başkası aynı davranışı temel atfetme yanılgısına düşerek benim kişilik özelliklerime
bağlayarak açıklıyor.

Aktör-gözlemci yanılgısının yaygın olduğunu gösteren çok miktarda araştırma vardır. Bu araştırmalardan birinde Storms (1973) bu yanılgıyı ölçmek amacıyla sohbet için bir oturma düzeni oluşturmuştur. Dört tane katılımcıdan iki tanesi sohbet eden rolünde, diğer iki tanesi de gözleyen rolündedir. Sohbet edecek olan kişilere (aktörlere) 5 dakika süresince birbirleriyle konuşmaları, gözleyerek olan kişilere de yüzlerinin dönük olduğu konuşmacıyı izlemeleri söylenmiştir. Sohbetten hemen sonra hem aktörlerden hem de gözlemcilerden, aktörlerin davranışlarının ne ölçüde kişilik özelliklerinden ve ne ölçüde durumsal etkenlerden etkilendiğini belirtmeleri istenmiştir.

Aktör-gözlemci yanılgısının tanımına uygun olarak, gözlemciler aktörlerin davranışlarını açıklarken kişisel özelliklere, aktörler ise kendi davranışlarını açıklarken durumsal etkenlere atıf yapmışlardır.

Neden insanlar bu yanılgıyı yaşıyorlar? Algısal dikkat, bu yanılgının nedenlerinden birisi olabilir Şöyle ki, aktörün dikkati çevresine yönelmekte, gözlemcinin dikkati ise aktörün üzerinde yoğunlaşmaktadır. Dolayısıyla, olay gerçekleşirken bulundukları konumdan ötürü aktörün dikkatini çekenle gözlemcinin dikkatinin dikkatini çeken farklı olmaktadır.

Eğer algısal dikkat bu yanılgının oluşmasına neden oluyorsa, dikkatin aktör ve gözlemci için başka taraflara
yönlendirilmesi farklı bir sonuca yol açar mı? Storms (1973) bu soruyu araştırmasının ikici kısmında yanıtlamıştır. Deneyin bu kısmında denekleri yerleştirmiş ve iki video kamerayı aktörlerin (sohbet edenlerin) sohbet sırasında yüz ifadelerini çekecek şekilde koymuştur.

Sohbetten hemen sonra, denekler atıflarını yapmadan önce, onlara video kaseti izletmiştir. Aktörler kendini yüzlerini seyrederken, gözlemci A’ya bu kez aktör B’nin ve gözlemci B’ye aktör A’nın konuşması gösterilmiştir. Yani, yukarıdaki deneyden farklı olarak, deneklere kişiler ters açılardan seyrettirilmiştir. Sonunda deneklerden davranışlarına ilişkin atıflarda bulunmaları istediğinde, aktör-gözlemci yanılgısına rastlanmamış; tam tersine
kasette kendilerini izleyen aktörler içsel atıflarda bulunurken, gözlemciler sohbet sırasında izledikleri aktör hakkında dışsal atıflarda bulunmuşlardır.

Bu bulgular, atıf sürecinde algısal dikkatin gücünü göstermekle kalmayıp, aynı zamanda aktörlerin dikkati kendi yaptıklarına yönlendirildiği zaman davranışlarını içsel faktörlere dayanarak açıkladıklarını da ortaya koymuştur.



Kaynak: Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı / Yeni İnsan ve İnsanlar – Evrim Yayınları Kitabından alınmıştır

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir