Bu Psikolojik Kitaplar İle Benliğini Keşfet! Mutlaka Okumanız Gereken 6 Psikoloji Kitabı

Yakın zamanda psikolojik kitaplar listesi yapmaya niyetlendiyseniz ve araştırma yapıyorsanız bu liste işinize yarayacaktır. 

İyi okumalar şimdiden…

1. Akıl Hastalarının İç Dünyası – Bert Kaplan

Akıl Hastalarının İç Dünyası - Bert Kaplan
Dünyada her on kişiden bir kişi şizofreni hastası olduğu söyleniyor, çevremizde bildiğimiz veya bilmediğimiz bir çok insanın bu hastalığa yakalanmış olması yüksek bir ihtimal. Bu kitap bu hastaların iç dünyasını anlamak ve onlara nasıl davranması gerektiğini öğrenmek için güzel bir kitap…Devamını Oku





Engin Yılmaz – Gün Senin (Şiir)

GÜN SENİN

 

Aç hadi gözlerini..

Gün senin.

Senin için arındı güz yağmuru ile

Pasaklı sokaklar.

Senin için parladı bak

Bulut arasından güneş.

Eylül’dü dün gece toparlanıp veda eden,

Ekim seni bekler kapıda.

Onun da ihtiyacı var

Gözlerinden yıldız tozuna.

 

Aç hadi gözlerini..

Uyku mahmuru karşıla ekimi.

Bu yağmurlar ki

Seni bana getirdi,

Her yağmur sen artık,

Her bulut ben..

Her gün masalsı.

Her sabah, sarı sıcak bir eylül sabahı.

Her mevsim sevda rengi gökyüzü,

Sadece bize hülyalı.

 

Aç hadi gözlerini..

Aç, öpeyim yıldızlarından.

Gün aysın bana da

Gülüşünden, sevişinden.

Parlasın karanlık gökyüzü

En bulunmaz mavisinden.

 

Keziban Yıldız – Susma (Şiir)

SUSMA

Bu kadar sessiz kalma
Uzanıp bir yerden bakasım geliyor.
Bir aşılmazdan bir uzaklığın uzunluğundan
Kalın duvarları derin derin deşip
Yüzünü yüzünün büründüğü kederi,sevinci
Bütün çaresizliklere rağmen
Ve aynı yoldan gelip seyredesim gelir.
Gülümsedikçe beliren gözlerindeki beni..
Sen ne olur bu kadar sessiz kalma
Yokluğunla dehşet düşürme yüreğime
Yüreğim tuzla buz ve yüreğim çoçuk sevemez halde.
Su serpemez ki bir iyilik
Geç gelir sabahlar şimdi
Gece nafile,gece hüzün dolu
Vakitlerin ne önmi var şimdi
Sen yine bu kadar sessiz kalma
Kalma ki sesin neşem,sesin varlığına dair bir belirti
Ve sesin bahar bahar mevsimi,bin bir türlü çiçek kokan..
Korkarım ölür kuşlar
Korkarım düşer yapraklar bir bir
Ne yeşerir ağaçlar ne de zamanıdır şimdi bunların..
Sen bu kez sessiz kalma
Sana bir çokluğun sesini
Sana bir dünya kelime ayrı dillerden
Türlü deyişlerden
Çılgın kimselerden
Yorgun işçilerden
Hasta yaşlılardan
Ve sana bin dereden sohbetler getirdim ki
Sen bu kadar sessiz kalma diye.
Sen diyorum bu kadar sessiz kalma ki konuşayım seninle…

Şükran Pınarcan – KORKUYORUM (Şiir)

Kendimden bütün insanlardan,
Aşktan sevgiden bütün duygulardan,
Yalnızlıktan gecenin karanlıgından ,
Korkuyorum.
Gerçek sevgiyi bulamamaktan,
Sevgisizlikten yok olmaktan,
Birde ölümü unutmaktan ,
Korkuyorum.
YOLLAR
Sessiz sessiz uzayan yollar,
Hem kavuşturan hem ayıran yollar,
Yalnızlığı ,kimsesizligi anlatan yollar,
Ben gideyim yol gitsin,
Bitmesin bu yollar.
Ömrümün hikayesini anlatan yollar.
Sevgiye ihanete şahit olan yollar.
Ne olur insafa gelin yollar.
Biraz da sevildiğinizi bilin yollar.

Engin Yılmaz – Savrulan Saçlarınla Hayat Bulayım

Savruldu yine saçların seherin serin yellerinde; yağmurda ıslanmış serçelerin sesleri çıkmazken, saba makamı şu sabah ezanının karanlık şehri sararken, nar ateşleri sevdanın bedenimi yakarken… O saçlarına dolalı dalmışım gibi kısacık uykulara, tepeden tırnağa dolu içim kokunla. Yine senli uyanışlar, şükür Mevla’ya. Ne güzel gülersin böyle gözlerimin içinde… Her sabah ben yeniden vurulurum o gülüşü başka […]

Hatice Keskin – Unutma (Şiir)

Sen yüce makamın düşüsün.

Güce tapınan ayağın kayar,

cüce düşüşler yaşarsın.

İnsan azizim insan, bir noktadan sonra,

küçük harfle başlayanlara katlanamıyor.

O kadar küserim ki; o kadar olur.

Ağlarken önümü göremem,

misketlerine basar düşerim…

Buludu terkeden yağmur gibi ağlarım.

Sonra gece gibi susarım.

Tüm sessiz harflerin sivri ucu keser gözyaşlarımı.

Surarım.

Bir bir toplarım misketleri, al sende kalsın.

Al tokalarım da sende kalsın.

Oğlun kırmızı, kızın mavi olsun.

Çünkü senden olsa olsa güneş ve gök…

Benden olsa olsa toz duman, yerle birlik.

Şimdi çocukluğumun kırmızı pabuçlarının bağcıklarını bağladım.

Döndü el salladı, gördün mü?

Yüzünde, nereye gidersen git,

seni bulacağım gülüşü,

Kuzular gibi meledi.

Ah azizim, me’lerin sivri ucunu bilir misin?

Sesli sessiz tüm harflerim senin olsun.

Hissiz harflerimi suladım bu sabah,

yedi veren açacaklar kimbilir.

Hisli harflerimin önde geleni.

Ömrümün ö’sü, senin olsun.

Ölümün ö’sü benim.

Öksüz bırakmam.

Enime boyuma sarar, bağrımda yetindiririm…

Boynumda, boyumun ölçüsünü

aldığın metreden dökülen düşen süt dişleri…

Santim santim cm der susarım.

Alnımdaki ter değil, kader çeşmesi.

Belki bir daha cm der susarım.

Yol uzak, Tanrı yakın şah damarım…

Ayşe Şükran Şenol – Noktadan sonra gelen ilk harfimsin (Şiir)

Noktadan sonra gelen ilk harfimsin
Yağmurdan sonra açan güneşimsin
Hüzünlerin bıraktığı izlerin
Hepsini temizleyen silgi gibisin

Mutluluk gelir mi bulur mu bir yerlerde
Nerdedir? Sevdiceğin kollarında mı
Kalplerin sıcaklığında mı
Ufukların çizgilerinde mi

Gelse verse elini bıraksa avuçlarıma
Boşalan yüreği doldursa sevgi ve hoşgörü
Zafer çığlıkları atsak ikimiz bir
Adım adım ilerlesek sevda yolunda

Ayşe Şükran Şenol

Engin Yılmaz – Akıp Gidiyor Zaman

akıp gidiyor zaman

                     üstümüzden.

kırık bütün kum saatleri.

ceplerimiz çöl kumu dolu,

eteklerimizde can kırıkları.

sepya rengi düşler

üşüşmüşler başımıza;

köprübaşları tutulmuş…

zaman geçiyor,

geçemiyoruz biz.

 

geçemiyoruz

ne dünden, ne günden.

biriken kumların ağırlığı

                          ceplerimizde,

bizi hep aşağı çeken.

biz, kalakalan.

zaman, akıp giden.

ömür!…

yitik yapraklar geçidi

en göremediğimiz yerden.

Ezgi Çöltekin – Yol (Şiir)

Ben onu sevmiştim

                seçmiştim

O,ben dahil kimseyi sevmezdi

Yolumdan çekilmeden yürüyemezdim

Arkasından baktım bir müddet

Kayboldu gözden

                  ben yine peşindeydim

Yolumdan çıkmıştım

                 neredeydim bilmem

O bakmadıkça benden yana

                 sessizliğinde,

                 sarp yollarında yoruldum

Düştüm, bilmiyordu

                yol alıyordum  tükenerek

Hissetmiyordu, bir kabusta gibi

               sesim ulaşmıyor,

               ellerim donuyordu ayazında

Bilmiyordu, gerçek olan bir şeyler var

               bir sona yakın

               bizim kadar uzak

Epey yol almışım, arkamı döndüm

Bomboş bir hayale dalmışım

Kalkmaz yükler altından yarı sağ

 

Biz ayrı yöndeyiz bu onun yolu

Tersine gittikçe kopuyor zincirlerimiz

Önce acıttı, direndi

Sonra çözüldü birden

Bağlarımız sağlam, yollarımız aynı değil

Bu yüzdendir fikri zordu, ayrılmak değil.

 

 

            

Şenol Alçınkaya – KOMŞU KIZI

KOMŞU KIZI

Zaman diliminin bir kesitinde,
Geçmişte kalmış, aşkın izlerini,
Kalbimde unutmaya çalışırken,
Sevinç ve telaşla karışık,
Yıllar sonra geri geldiğini,
Duydum bir haberde.
***
Kurumaya yüz tutmuş,
Ağaç misali aşkımızın,
Yeşerme umudu olabilir miydi?
***
İlk aşkım,öperken kızardığım
Ellerini ellerimde tutarken
Mutluluğu yaşadığım,
Yıllardır görmediğim,
Gözlerinde kaybolduğum,
İlk göz ağrım, komşu kızım.

**
Sana kavuşma hayaliyle,
Aşkımı haykırmak için,
Daldım sokağa önce.
***
Yalpalayarak yürümeye çalışan,
Küçük bebekler gibi,
Önde gölgem, arkasında ben.
Ay ışığının büyüleyici,
Ve ışık saçan güzelliği,
Sanki benim gibi heyecanlı.
***
Sert esen rüzgârlarla,
Ağaçlardaki hışırtılar,
Konuşuyor gibiydi birbiriyle.
***
Gecenin karanlığıyla,
Sokaktaki gizemli hava,
Yıldızların altında.
İki aşkın buluşmasına,
Hızlı adımlarla yürüdüler.
Şahit olmak için doğada.
***
Yaklaşırken bahçeli eve,
Evin ışıklarıyla Karabaş’ın havlaması,
Haber verir gibiydi geldiğimi.
***
Perdedeki gölgelerden,
Telaşlı koşturanlar,
Belli oluyordu yaklaştıkça.
İçimin burukluğuyla,
Uzandı parmaklarım zile.
Katlandı heyecanım ikiye.
***
Annesi açtı kapıyı,
İlerlerken odaya doğru ,
Alıyordum kokusunu komşu kızının.
**
Çekmişti dikkatimi,
Evdekilerin üzgün hali.
İlk aşkım ruhum göznurum,
Yatıyordu yatakta ,
Çözüldü dizlerimin bağı,
Kasılıp kalmıştım.
***
Komşu kızı yıllar önce,
Düşmüştü yollara
Zengin olmak için.
***
Yuvasına geri gelmesi,
Nedeniydi hastalığı.
Evindeki son günlerini
Sevdikleriyle geçirmekti.
Işıldadı soluk gözleri,
Sarıldı bırakmamacasına,
Beni görünce aşkım.
**
Ellerimi tutuşu,
Belirtisiydi özleminin ,
Yaşlar süzülürken gözlerinden,
Yaşayamadığı güzelliklerin
Pişmanlığını yaşıyordu,
Yüreğinde.
***
Yarım kalmış mutluluğa
Engel olduğunun,
Farkındaydı .
***
Yaşayamadığı güzellikleri,
Bitkin ve soluk haliyle,
Unutamayıp,
Daima sevdiğini,
Anılarda yaşattığını,
Söylemesiydi güzel olan

**
Gevşetme sebebiydi,
Kasılmış bedenimi,
SENİ HİÇ UNUTMADIM Kİ!
KOMŞU KIZI
***
Mutluluğa ulaşamayacağımızın,
Anlatımıydı.
Hakkını helal et sözleri.
Son bir çabayla, doğruldu.
Sarıldı ve kulağıma ….
Seni hep sevdim dedi.
***
Kucağımda son sıcaklığını,
Yüzündeki tebessümünü,
Asla unutamayacağım.
Aşkım, ruhum,
Komşu kızım.

 

Sedat Arslan – Füruğ Ferruhzad’a: Uçuşu hatırladım, Ama Kuşlar Ölmüş (Şiir)

Kessem tırnaklarımı,

yemlesem kuşları.

Ne garip

hiç kilo almıyorum,

Kendimi o kadar yememe rağmen!

Ah şu kadınlar,

ne güzel yaratılmışlar,

Su içseler yarıyor.

Keşke benim dişim olsalar,

Simalarına aksini bırakan hüzün,

Utanmaz mı bundan?

Ne kadar çok

benziyoruz birbirimize,

Hiçbirimiz

rüzgarı arkasına alamamış

İsmimi söylüyorlar,

dönüp bakıyorum.

Suyun sesi,

yaprakların hışırtısı

Yemyeşil her yer,

o kadar güzel ki,

Gözlerimi alamıyorum

Bazı günler sadece,

yirmidört saat değildir,

Uçuşu da hatırlatır diyorum,

Ama, ama geciktin sen

kuşlar ölmüş artık diyor bir ses.

Ve cenazeleri öyle kalabalık ki

Tıpkı bir kadının çantasının içi gibi.

Sedat Arslan

Nazım Hikmet – Salkım Söğüt

Akıyordu su 
gösterip aynasında söğüt ağaçlarını. 
Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını! 
Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere 
koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere! 
Birden 
bire kuş gibi 
vurulmuş gibi 
kanadından 
yaralı bir atlı yuvarlandı atından! 
Bağırmadı, 
gidenleri geri çağırmadı, 
baktı yalnız dolu gözlerle 
uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına! 

Ah ne yazık! 
Ne yazık ki ona 
dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak, 
beyaz orduların ardında kılıç oynatmayacak! 

Nal sesleri sönüyor perde perde, 
atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde! 

Atlılar atlılar kızıl atlılar, 
atları rüzgâr kanatlılar! 
Atları rüzgâr kanat… 
Atları rüzgâr… 
Atları… 
At… 

Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti hayat! 

Akar suyun sesi dindi. 
Gölgeler gölgelendi 
renkler silindi. 
Siyah örtüler indi 
mavi gözlerine, 
sarktı salkımsöğütler 
sarı saçlarının 
üzerine! 

Ağlama salkımsöğüt, 
ağlama, 
Kara suyun aynasında el bağlama! 
el bağlama! 
ağlama!