Eçmiadzin Kilisesi ve Ermenistan'ın Vatikanı Şehir Hakkında Bilgi

Eçmiadzin Kilisesi ve Ermenistan’ın Vatikanı Şehir Hakkında Bilgi

Eçmiadzin Kilisesi ve Ermenistan’ın Vatikanı Şehir Hakkında Bilgi

Eçmiadzin Kilisesi ve Ermenistan’ın Vatikanı Şehir Hakkında Bilgi : Bu yazımızda siz değerli okurlara, yanı komşumuz olan Ermenistan hakkında bilgiler vereceğiz. Tabi Ermenistan diyince Eçmiadzin’i es geçemeyiz. Çok eski bir tarihi olan bu yerin Ermeni Hristiyanları içinde önemi büyüktür. Hem tarihi hem de günümüz koşullarında her inançlı Ermeninin görmesi gereken tıpkı Vatikan gibi değerli görülen bu yerle ilgili yazar Mehmet Fatih Öztarsu’nun yazmış olduğu Ama Hangi Türkler ve Ermeniler kitabından sizler için alıntıladığımız yeri paylaşıyoruz. İyi okumalar dileriz. Devamını Oku





Celsus Kütüphanesi Hangi Uygarlığa Ait ve Kim Yaptırmış

Celsus Kütüphanesi Hangi Uygarlığa Ait ve Kim Yaptırmış

Celsus Kütüphanesi Hangi Uygarlığa Ait ve Kim Yaptırmış

Celsus Kütüphanesi Hangi Uygarlığa Ait ve Kim Yaptırmış : Bilindiği üzre yaşadığımız bu topraklar kadim medeniyetlerin hala izlerini taşımaktadır. Anadolu’dan tutalım da Avrupa kıtasına kadar geçmişten günümüze bir çok Milletler ve Uygarlıklar hüküm sürdü bu topraklarda. Tabi bu uygarlıklar iktidarları esnasında, tarihe kalıcı olan bazı izlerde bıraktı. Bunlardan en önemlileri Antik Kentleri ve çoğunun nasıl yapıldığı bilinemeyen kütüphaneleridir.

Ülkemiz insanının genelde Turizm şehri olarak ele aldığı birçok ilimizin aslında büyük bir arkeolojik hazineler taşıdığı da hiç unutulmamalı. Güzel sahillerimiz, denizlerimiz yemyeşil ormanlarımızın yanında, hayatınızda belki de ilk defa da olsa gidip görmeniz gereken tarihi yerlerimizde çokça var. Devamını Oku





Tsitsernakaberd Ermeni Soykırım Anıtı Gezi ve İnceleme

Tsitsernakaberd Ermeni Soykırım Anıtı Gezi ve İnceleme

Tsitsernakaberd Ermeni Soykırım Anıtı Gezi ve İnceleme

Tsitsernakaberd Ermeni Soykırım Anıtı Gezi ve İnceleme : Anıta geliyoruz. Burası özenle kurulmuş bir yer. Adı Kırlangıç Yuvası anlamına gelen anıtın inşaasına, 1966 yılında malum olayların 50. yıldönümüne atfen başlanıyor. Bu tarih ayrıca diasporanın büyük güce ulaştığı, Türkiye üzerindeki baskıların başladığı ve ASALA’nın yavaş yavaş ortaya çıktığı zamanlara rastlıyor.

Tsitsernakaberd Ermeni Soykırım Anıtı içinde yer alan 12 büyük sütun Ermeniler’in Doğu Anadolu’dan göçtükleri 12 ili temsil etmekte.

Sütunlar arasındaki zeminde yer alan ateş de sönmeyecek şekilde tasarlanmış. Anıt altında adı soykırım olan müze yer alıyor. Burada bizi en başta ”1909 Adana Massacre” afişi karşılıyor. Sanki 1909’da 31 Mart gailesi ile baş etmeye çalışan Türk yönetimi Adana olaylarını da kendisi çıkarmış gibi bir hava oluşturulmuş. Arkadaşımız bizim Türk olduğumuzu belirtiyor görevliye.

Hafif ilgili bir bakışla bize tercüman gönderiliyor. Alımlı bir bayan, kendi düşüncesine göre, kendi milletine soykırım uygulayan bir milletin mensuplarına kendi milli davalarını anlatmaya başlıyor.

Abdülhamid posterlerinden, diktatör ve Pontus soykırımı sorumlusu olarak takdim edilen Mustafa Kemal resimlerine, Ermenilere her türlü rahat şartı sağlamak için sayısız eşkiya ve aşiret reyisinin canına kıymak zorunda kalan ve bu yüzden Araplar arasında hiç sevilmeyen Cemal Paşa’nın Ermeni çocuklarıyla olan fotoğraflarından, katil olarak anlatılan Talat Paşa’nın Almanca tasvirlerine kadar pek çok materyalin bulunduğu müzede tercüman bayan büyük bir şevkle milli davasını anlatmaya devam ediyor.



Eski topraklarımız diyor bayan ”Maraş, Malatya, Diyarbakır, Muş, Van…” Bu topraklarda Türkler her türlü katliamı meşru görmüş ve Ermeniler’i, sebebini bilmedikleri bir meseleden dolayı yok etmek için seferber olmuşlardır. Ve başarmışlar da.

Fransız ve Alman ressamların, yazarların ortaya çıkardıkları eserlerle müze bir insanlık dramını yansıtmakta. Ayrıca Türkiye’den Almanya’ya kaçan bir Türk yazarın kitabı da ”İyi bir Türk’ün itirafı” olarak halen satılmakta. Arşivdeki bir filmin tanıtım yazısında yer alan 4 milyon ruha kıymak sözü, yapılan abartılı propagandaların bu halkı ne derece etkilediğini anlamamıza yarıyor. Orta da, Ermenistan’ın dahi müdahil olmadığı muazzam bir propaganda dönmekte.

Hatta müzeye kurulan televizyonlarda sürekli dönen bir film de işin abartısını epey kaçırmış. Bir Osmanlı askeri elinde ekmekle yerde sürünmekte olan Ermeniler’e yaklaşıyor ve köpeklere atar gibi ekmek dilimlerini bu insanlara fırlatıyor. Burada yer alan kaynaklardan da anlaşılacağı gibi, Batı ülkeleri ve Rusya eliyle yürütülen bu propagandalar, Kafkasya’da kontrol edilmesi mümkün bir güç
bulundurmak amacıyla istendiği vakit kullanılmak üzere oluşturulmuş.

Yabancı yönlendirmeli bir muhabbet diyorum buna, çünkü ne bir Türk ne de bir Ermeni baş başa verip de kendi meselelerini tartışma zemini oluşturamamış. Bu da dışarından yönlendirmeli işlerin etkisini arttırmakta. Asıl sorun kendi meselemizin bizler tarafından tartışılamaması.

Tercümana: ”Peki bu işte İngiltere’nin, Fransa’nın ve Rusya’nın sorumluluğu yok mu?” diyoruz.

Onlar Osmanlının karşısındaki kuvvetlerdi. Savaşın doğası gereği düşman taraf onlardı. Sorumluluk Türklerindir” diyor bayan. ”Peki Almanya?” diyoruz. Çünkü bu müzedeki kaynakların çoğu Almanca. ”Evet onlarda sorumlu nispeten. Zaten Yahudiler’e yapılan soykırımın ilhamını Türklerden almamışlar mıydı?” diyor.

Almanya’nın durumuda ayrı bir tartışma konusudur. Alman büyükelçi iki ay sonra katıldığım bir programda Türklerin soykırım anıtını ziyaret etme nezaketinde bulunmadıklarından yakınıyor. Sorularımı kesmeyi tercih etti. Bu baş edilemez bayanın savunmasına hayran kalmamak el de değil. Zaten önümüzdeki yıllarda kendisiyle ilgili pek çok şikayeti müzeyi gezen insanlardan bizzat dinleyecektim.

Müzeden ayrılarak üstteki anıtı görmeye gidiyoruz. Burası 12 büyük sütundan ve hiç sönmeyen bir ateşten yapılmış bir mekan. Arka planda çalan hüzünlü gözyaşı müzikleriyle ortam olduğunca hüzünlü bir mahiyete bürünmüş. Anıtta gözyaşı döken bir adamın alandan ayrılmasıyla bizde anıtın çevresini gezmek için ordan ayrılıyoruz. İleriki parkta dünyanın farklı ülkelerinin liderlerinin diktiği ağaçlardan oluşan ağaç parkı yer almakta. Hatta Türkler aleyhine tuttuğu raporlarla milli hafızamızda yer eden Amerikalı Elçi Henry Morgenthau’nun çocuklarıda buraya ağaç dikmişler.




Burada ufak bir sohbetten sonra Erebuni’ye giderek yemek yiyecek bir yer aradık ve çardaklı bir lokantada yemeye karar verdik. Çünkü anıt, atmosferi itibari ile, insanı sessizliğe bürüyor. Lokantada arkadaşımız buradaki görevli bayana Türk olduğumuzu söyledi. Kadın çok şaşkın bir ifadeyle şimdiye kadar hiç Türk
müşterisinin olmadığını belirtti. Ancak burada da Türk olmak sadece geçiştirilen bir şaşkınlığa sebep oluyor. O kadar…

Kaynak: Ama Hangi Türkler ve Ermeniler-Mehmet Fatih Öztarsu / ötekiadam yayınları kitabından alınmıştır.

Bu yazılarımızada bakabilirsiniz Ermeni Milletinin Tarihi ve Etnik Kökeni , Ermeni Halkının Hristiyanlığı Kabulü ve Dini Değişimi

Barselona Şehri ve İspanyol Dili ve Edebiyat Başkenti

Barselona Şehri ve İspanyol Dili ve Edebiyat Başkenti

Barselona Şehri ve İspanyol Dili ve Edebiyat Başkenti : Ulusal edebiyat kaynaklarının birikmesinde ana aşamalardan biri, bir edebiyat başkentinin inşaasından geçer. Sembolik bir merkez bankasıdır bu, edebi kredinin toplandığı yerdir. Katalonya’nın hem edebi hem ulusal başkenti olan Barcelon, (Barselona) tıpkı Paris ya da Londra gibi, edebiyat başkentlerinin temeli sayılan şu iki özelliği kendinde birleştirmişti.

Siyasi anlamda liberal olarak tanınma ve büyük bir edebi sermaye hacmi. Barcelona’nın entelektüel, sanatsal edebi zenginliklerinin oluşumu 19. yüzyıla, şehrin büyük bir sanayi merkezi olduğu döneme dayanır. İspanya’ya modernizmi kabul ettirmek için gerekli desteği Katalonya’da bulan Roben Dario, 1901’de Avrupa’dan gönderdiği yazılarında şöyle diyordu: ” Son yıllarda tam da modern ya da yeni düşünce denilen şeyi oluşturarak dünyada ifade bulan evrim burada (Katalonya’da) başlamış ve yarımadanın başka hiçbir yerinde olmadığı kadar yükselmiştir. (…) Devamını Oku





İsrail’e Nasıl Gidilir ve Gezi için Seyahat Tavsiyeleri

İsrail’e Nasıl Gidilir, İsrail para birimi, Yeni İsrail Şekel’idir. Bu para birimi Filistin’de de geçerli. Türkiye’den Ortadoğu’ya giderken özellikle havaalanında para değişimi yapmayın. İsrail’e indiğinizde Lira ve Şekel değişimi yaparsanız daha karlı oluyor.

İsrail ve Filistin’de Türk bankalarına ait bankamatik ya da banka bulmak imkansız. Yanınızda, yolculuğunuz süresince yetecek kadar para taşıyın. Seyahatinizi çok iyi planlayın. Gitmeden önce uzun uzun araştırmalar yapın ve görmek istediğiniz yerleri not alın. Görmek istediğiniz yerlerle ilgili yazılı kaynaklardan bol bol bilgi okuyun. Gittiğinizde, fikir sahibi olabilmeniz için önce bilgi sahibi olmanız gerekiyor.

Ortadoğu’nun siyasi kimliği nedeniyle herkesin kafasında güvenlik sorunu oluşur. Kurallara uyduktan ve uyarıları dikkate aldıktan sonra sorun yaşamazsınız. İsrail’de bürokrasi ve devlete ait, hükümete ait hiçbir varlığı göremezsiniz. Başta Kudüs olmak üzere birçok yerleşim yerinde, Türkiye’de olduğu gibi siyaset, halkın yaşamından çok uzaktır.

İsrail’de araç kullanacaksanız, Türkiye ehliyetleride geçerli.

Hız sınırına uyun. Şerit ihlali yapmayın. Asla emniyet kemeri takmadan yolculuk yapmayın. Arka koltuktaki yolcular için bile geçerli bu kural. Filistin’de ise herhangi bir uygulamaya denk gelmedik. Ancak bölgede çevirmeler, yol kontrolü ve dur ihtarlarına mutlaka uyun. Devamını Oku





Zeytindağı Nerede Hangi Ülkede ve Nasıl Gidilir?

Zeytindağı Nerede Hangi Ülkede ve Nasıl Gidilir?

Zeytindağı Nerede Hangi Ülkede ve Nasıl Gidilir?

Zeytindağı Nerede Hangi Ülkede ve Nasıl Gidilir? : İsrail’e ilk geldiğimiz günün akşamında, otele eşyalarımızı dahi bırakmadan uğradığımız yerdi Zeytindağı. Otele gitmeden önce, yolumuzun üzerinde olduğu için, otele geçmeden görmek istedik. Özellikle müslümanların günün 24 saati bulunduğu bir yer. Hristiyan ve Yahudilerce de ziyaret ediliyor. Rehberimiz Zeytindağı’nı izleme platformunda durdu.

Bizden başka beş altı kişi daha vardı. Arap olduklarını rehberimizden öğrendik. Nargilerlerini çıkarmışlar ve Zeytindağı’nın hafif esintisinde muhteşem bir akşam yaşıyorlardı. Rehberimiz bu noktada gündüzleri adım atmanın imkansız olduğunu söyledi. Tevrat’ta ve İncil’de de adı geçen bir yer burası. Tur otobüsleri ve tur rehbeleri hergün binlerce Hristiyan ve Yahudi’yi ayrıca Müslüman kafileyi bu noktaya getiriyormuş.

Yaklaşık yarım saat atmosferine biz de kapıldık. Hemen karşımızda Mescid-i Aksa ve Kubbet-ül Sahra Camii. Yanında Ağlama Duvarı. Bitişiğinde ise Kıyamet Kilisesi. Altımızda ise binlerce mezarın bulunduğu devasa bir mezarlık. Rehberimiz eşliğinde otele döndük. Ertesi sabah uyandığımızda buraya geleceğiz kısmetse… Ve işleyeceğimiz konular, eminim ki sizleri de bizim gibi hayrete düşürecek. Devamını Oku





Avustralya’nın Doğu Timor’u Sömürmesi

Doğu Timor ve Avustralya’nın Doğu Timor’u Sömürmesi Ülkeniz zayıf ve yoksulsa ve zengin komşunuzda ortak kullandığınız, doğal kaynak açısından zengin bölgeden sizi mahrum bırakarak kaynakları utanmadan talan ediyorsa; ne yapabilirsiniz? Doğu Timor, hala umutsuz ve insanlarını doyurmaktan aciz.

Asya’nın en yoksul ülkesi, geçtiğimiz günlerde bağımsızlığının ikinci yılını kutladı. Nüfusunun yarısı işsiz ve en az yarısı da cahil. Doğu Timor en başından beri güçlü komşusu Avustralya tarafından şiddetle aşağılandığını hissediyor. İki ülke de Timor denizinin altındaki muazzam petrol ve doğalgaz kaynakları için uzun ve acı bir münakaşaya girmiş durumdalar.

Bu kaynakların meydana getirmiş olduğu potansiyel o kadar büyük ki, eşit paylaştırıldığında, Doğu Timor ekonomik olarak kendine yeter duruma gelecek, acil sosyal sorunlarını çözebilecek. Avustralya, uluslararası kanunları hiçe sayarak, genellikle açık ve doğrudan, çaresiz Doğu Timor hükümetinin yüzüne de gülerek, zorba ve göz korkutan bir yaklaşımı tercih etti. Sadece Doğu Timor’un acımasız Endonezya işgali altında olduğu sürece, Suharto hükümet ile yapmış olduğu sınır anlaşmasını geçerli sayıyordu. Devamını Oku





Bir Yazarın Gözünden New York Şehri

Bir Yazarın Gözünden New York Şehri , New York’u takdir eden de vardı; hor gören de; seven de vardır, nefret eden de. Ama bu şehri bir kez ziyaret eden bir kişi asla ona karşı kayıtsız kalamaz. Bazılarına göre, burası dünyanın en kozmopolit şehri ve kültür başkentidir. Diğerlerine göre işe, gökyüzüne uzanan bir canavar, küresel ekonomik gücün iğrenç merkezi, çürümüşlük ve tanımlanamaz zenginliğin olduğu yer, bir imparatorluğun simgesidir. Ya da tüm bu saydıklarımızın bir bileşimidir.

Nev York yıllardır benim mekânım,. Ben burada yetişkin bir erkek oldum. Orta Avrupa’dan getirmiş olduğum ırksal önyargılarımı burada yıktım, yüzlerce farklı kültür, gelenek, ve hayata yaklaşım içerdiğini gördüm. Dünyanın yuvarlak olduğunu burada keşfettim. East Village’de sayısız solcu ve ilerici kitapçı
keşfettim. Harlem’deki Baby Grand’de cazla tanıştım.

Haftada Bir kez Metropolitan Operası’nın en arka ve üst sıradaki altı dolarlık ayakta izleme odasından faydalandım. Benim Nev York’um canlı, geleneksel müzik çalınan Hint restoranları, sanat filmleri gösterilen çeşitli ve entelektüel zenginlik taşıyan sinemaları olan, tüm dünyadan insanların yaklaşımlarının çarpıştığı bir yerdir.

Fiziksel olarak şehri terk etmiş olsam da orası hep benim yerim yurdum, kimliğim ve ağırlık merkezim olarak kaldı. Son beş yılda dünyanın pek çok yerinde yaşadım: Orta ve Güney Amerika, Asya’da ve Güney Pasifik’te. Yeni yerler keşfetme arzum ABD’nin basık, sıkıcı siyasi ortamı beni Nev York’tan altı sene uzak tuttu.

Uzak kaldığım süre uzadıkça içimdeki şüphe de büyümekteydi. Sevdiğim, çok yakından tanıdığım Nev York’tan geriye bir şey kalmamış olmasından korkuyordum. Sonra birden dönmem icap etti. Suharto’nun Endonezya’daki acımasız diktatörlüğünü konu alan filmim “ Terlena – Bir Ulusun Yok Edilmesi”, East Village sinemalarında gösterime giriyordu. Devamını Oku





Endonezya dini inancı nedir Endonezya'da yaşam Nasıldır

Endonezya dini inancı nedir Endonezya’da yaşam Nasıldır

Endonezya dini inancı nedir Endonezya’da yaşam Nasıldır

Endonezya dini inancı nedir , Endonezya’da yaşam Nasıldır : Cakarta’da bu ilkbaharda yeni açan bahar çiçeklerinin kokusu yoktu. Kızlarda renkli elbiseler, kısa etekler giymiyorlardı. Barikatların önünde gitar eşliğinde tutkulu kucaklaşmalar gerçekleşmiyordu. Neredeyse hiç uzun saçlı insanda yoktu.

Onun yerine yanan binalar, kırık camlar, biber gazı, cankurtaran ve polis arabalarının sesleri, gökyüzüne doğrultulmuş öfkeli ve isyankar yumruklar vardı. Daha iyi, daha dürüst ve daha yaşanılır bir ülkenin özlemi, değişim isteği ve bir devrimin başlangıcı görünmekteydi.

Cakarta sokaklarında, ülkenin seçkin okullarından biri olan Trisakti Üniversitesi’nin öğrencilerinin polis tarafından vurulup öldürülmesi sonucu, Cakarta, Başkan Suharto’nun ABD destekli diktası aleyhinde kendiliğinden isyana başladı. Öğrenciler en ön saflarda bekliyorlardı. Onları mağdur edilmiş kitleler takip etti ve sonradan onlara şaşırtıcı olarak artık iyice küçülmeye başlamış olan orta sınıf katıldı.

Tüm dünya dördüncü en büyük nüfus sahip bu ülkenin yozlaşmış ve acımasız rejimine karşı başkaldırısının resimlerine bakıyordu. Bazılarına göre, Endonezya özgürlük için savaşıyordu; diğerlerine göre ise, iyice anarşiye gömülüyor, yönetilemez hale geliyor ve hızla bölünmeye doğru gidiyordu. Cakartalı yoksullar, Çinlilere ait dükkanları talan edip, kadınlara tecavüz de ederek ve mağazaları yağmalayıp buzdolabından ayakkabıya kadar her şeyi alıp götürmüşlerdi. Karmaşa sokaklara taşmıştı; apaçık ortadadır ki, bu ayaklanmanın başında birileri olsa bile kalabalık denetimden çıkmıştı. Devamını Oku





Peugeot J9 Karavan Yapımı

Peugeot J9 Karavan Yapımı : Bu yazımızda sizlerin şu sorularına cevap vermeyi umuyorum. Peugeot J9 Karavan Yapımı, Karavan Nasıl Yapılır, Karavan Yapımı, Peugeot J9 Karavan Nasıl Yapılır, Peugeot J9 Karavan, Karavan Nasıl Yapılır

Peugeot J9 Karavan yapımı: Merhaba değerli dostlarım. Uzun zamandan beri hayallerimde olan ve bazı nedenlerden ötürü gecikmiş olan karavan hayalimi gerçekleştirmek üzereyim. Tabi ki bu karavan Pejo J9 Karavan olacak. Neden derseniz, ben daha nostaljik bir hava istiyorum karavanda. Amacım binlerce lira verip 5,6,7 yıldızlı otel konforunu aramak değil.




Canım her istediğinde binip karavanıma, doğayla iç içe güzel ülkemizin her tarafını gezmek. Bunun içinde bana motor ve yürüyen aksamında sorun olmayan eski bir minübüs yeter de artar. J9 la ilgili kimi yorumlara katılırken kimisine de hiç katılmıyorum. Benim amacım bu araçla ralli yapıp son sürat ya da hiç durmadan 10,15 saat yol yapmak değil ki. Karavancılık ilkesine uygun, dolaşa dolaşa, konaklaya konaklaya gezip tozmak. Bunun içinde ne hıza ne de aceleye hiç ihtiyacım yok. İhtiyaç sadece uygun ve sağlam bir karavana sahip olmak

Peki, Neden Peugeot J9 Karavan için Panelvan değil de minübüs derseniz?

Belli bir aşamadan sonra servis çekme söz konusu olmadığı için mecburen araç sahipleri elindekini satıp daha üst modelle değiştirmek zorundalar. İşte burda da tam da bizim istediğimiz gibi bir şey çıkıyor ortaya. Ben mesela 2003 model bir tane Peugeot J9 minübüs aldım. Onun zaten iç kısmını bildiğiniz gibi karavan nasıl yapılır sorusunu cevaplamak için sıfırdan sökmek gerekiyor.

İçindeki koltukların hepsini tek tek sökeceğim. Ardından alt kısmını pas önleyici kullanıp temizleyeceğim. Daha sonra izolasyon, ses, ısı için izogren keçe kullanacağım. Pencere kısımlarını ayırıp diğer her yerini daha sonra kapladığım keçenin üzerinide alüminyum folya ile komple sarıp, parke ve yan tarafların döşemelerine hazırlayacağım.

Peugeot J9 Karavan

Peugeot J9 Karavan yapımı

Tabi bunlar öncesinde elektrik için minübüsün üstüne güneş paneli yerleştirip kablolarını içe vereceğim. İç kısımdaki izolasyon malzemelerinin altından kablonun uçlarını çıkaracağım. Bilindik ev sistemi gibi elektrik için güneş panellerini, jel akü ve invertörü hazır hale getireceğim. Elektirikten anlamayanlar sakın ha, kesinlikle bir elektrik ustasından yardım alsın ve hatta ona yaptırsın. Ciddi bir konu bu.

Beklentilerime Göre Hareket

Ardından temiz ve pis su deposu için bidonlar, mutfak ve banyo tuvalet için onlarıda hazırladıktan sonra elektriğimi yapacağım. Ardından karavanın iç kısım mobilyasını altta parke üste lambri, yanlara ise
zevkime göre kereste kullanacağım. Daha sonra mobilya kısmı içinse yatağı zaten çift kişilik yapıp, mutfağa hazır bir mini mutfak, üst dolaplara da gene yatay mutfak dolaplarından alıp montalayacağım. Ön tarafada oturma grupları yapıp, açılıp kapanıp yatak olabilen, masalı bir sistem sunacağım.

Daha sonra yatağın iskelet kısmı yüksekte olacağı için arka kapıların ordan akü ve su bidonunu altına
koyacağım. Kışın da kullanmak istersem şayet webasto ekleyebilirim, ama şimdilik düşünmediğim için üstteki güneş panelleri, benim bilgisayar, dolabım ve aydınlatma, şarjlarıma yeter de artacaktır. Minübüsün içini karavana çevirdikten sonra herhangi bir mimarlık ofisinden içinin projesini çizdirip gerekli yerlere başvurusunu yapıp belgemi alıp, ardından minübüsümü muayeneye sokup muayeneden çıkarıp, notere gidip hususi özel kullanım araç ruhsatımı alıp, sigortamı yapıp hazır hale gelip gezilerime başlayacağım.

Açıkçası kafamda izleyeceğim yol haritam budur. Sizler için Youtube kanalımın alta linkini de bırakıyorum. Karavan yapım aşamamı abone olup ordan takip edebilir, yapılış aşamasında benimle beraber aynı heyecanı yaşayabilirsiniz. Sevgiler, Saygılar sunarım.

Üstte belirttiğim hayalim gerçek oldu. Aldım bir Pejo J9 Minübüs ve baya bir yol kat ettim. İçinin yalıtımını bitirip, ahşap kısmına geldim. Pandemiden ötürü ağırdan alıyorum. Ahşap için kalıp çıkartıyorum şu anlık. Bitince komple buradan bütün resimlerini paylaşacağım. 

Peugeot J9 Karavan Yapımı

Peugeot J9 Karavan Yapımı

Youtube Kanalı Linki tıkla

 




Cezzar Ahmet Paşa Camii

Cezzar Ahmet Paşa Camii

Cezzar Ahmet Paşa Camii hakkında bilgiler vereceğiz.

Kudüs semalarında mucizevi olay! Cezzar Ahmet Paşa Camii ‘ndeyiz. Dr. Ömer Çelakıl: Müslümanların burada 10 yıl önce yaşadığı çok önemli bir mucizevi olayı anlatıyor. Cuma namazı vaktine denk geldiğimiz için çevrede inanılmaz derecede güvenlik önlemleri var. Camiye ilk başta çekim için giremedik. İzin vermediler. Hatta sert bir tutumla karşılaştık. Beni Fransız bir turist zannettiğini söyledi daha sonra yetkili.

Durumu net bir şekilde anlattık. Türkiye’den geldiğimizi söyledik. Kısa bir süre sonra da içeri girebildik. Biraz gerilmiştik.Mucizeyi inanılmaz derece merak ediyorum. Mucize biz gelmeden kısa bir süre önce yaşanmış.

Cezzar Ahmet Paşa Camii ‘nin avlusunda, bize bu mucizeyi anlatacakları anı bekliyorum heyecan içinde.

Cezzar Ahmed Paşa aslen Bosnalı. 1708 yılında Bosna’da dünyaya geliyor. 23 Nisan 1804 yılında Akka’da hayatını bu topraklarda kaybediyor. Gençliğinde İstanbul’da bulunmuş. Mısır’a gitmiş, Bedeviler ile savaşmış. 70 bedeviyi öldürmüş ve kendisine Cezzar yani ”deve kasabı” lakabı takılmış. Hayatını savaşarak geçiren Cezzar Paşa adına yapılan Camiinin içindeyiz. Devamını Oku





Alcatraz Adası Dünyanın En Gizemli Yeri Alcatraz Adası Nerededir

Alcatraz Adası : Bu yazımızda sizlere Alcatraz Adası hakkında bilgi vermeyi umuyoruz. Kısaca Alcatraz Adası nerededir, Alcatraz Adası Hikayeleri hakkında bilgi vermeyi amaçlıyor yazımız

Amerika’nın korkulan hapishanelerinden olan Alcatraz Adası, zengin bir tarihe ev sahipliği yapmış. Bugünlerde turistlerin uğrak yeri olan adanın geçmişteki adı “İmkansızlar adası” olarak söyleniyordu. İşte ada ile ilgili bilinenler. Kötü şöhretli mafya babası Al capone, 1934 tarihinde adaya getirilen ilk mahkumlardandır. Atlanta’da vergi kaçırma cezasından bu hapishaneye getirilmiştir. Hapishane Al Capone’yi iyi yönde etkiler ki hapishane şartlarına uyum sağlamasıyla birlikte hapishane bandosunda bonjo çalmasına izin verirler. Devamını Oku