Candide Kitabı Özeti Candide Voltaire Konusu Hakkında Açıklama

Candide Kitabı Özeti Candide Voltaire Konusu Hakkında Açıklama

Candide Kitabı Özeti Candide Voltaire Konusu Hakkında Açıklama

Candide Kitabı Özeti  Candide Voltaire Konusu Hakkında Açıklama: Fransız Filozof Voltaire tarafından kaleme alınmıştır. Ortalama 170 sayfayı bulan iyimserlik üzerine yazılmış bir romanıdır. Ortalama sayfa sayısı dememin sebebi şudur. Çeşitli yayınevlerinin özetleme de yapıp 120 sayfalara kadar düşürmeside söz konusudur.



Romanın konusu Candide adında kahramanın, aşık olduğu kızın (Cunegonde) bir gece öpüştükleri sırada evden kovulmasıyla başlıyor.

Kahramanın yaşadığı dönemdeki dünyanın sorunları, savaşları, yaşamları, depremleri, vebaları, frengi hastalıklarınında baş gösterdiği dönemi yansıtıyor. Evden kovulan Candide’nin başına gelen olaylar zincirinin halkası Bulgarlar ve Avarlar savaşında netlik kazanıyor. Ölümden dönüyor tabi bu arada aşık olduğu kızın ailesi ve Şatoları Bulgarlar tarafından basılıyor ailesi yok ediliyor kıza tecavüz ediliyor ve köle olarak satılıyor.

Kahraman sevdiği kızı ararken başına bir sürü iş geliyor ve bu süreçte her şeyin daha iyi olacağını söyleyen filozofa da sersenişte bulunuyor. Zaten kitap felsefik anlamda iyimserlik üzerine kurulu
bir anlayışla ele alınıyor. Yoksulluk ve perişan bir hayat süren romanın kahramanı Candide’nin kaderi, mütevazi ve dünya nimetlerine hiçbir değerin verilmediği büyük bir zenginliğe yer altı kaynaklarına sahip olan Eldorado ülkesinde değişiyor.

Candide burada ülke kralı ve insanları tarafından çok güzel ağırlanıyor. Esasen romanı ben biraz gezi romanı gibi de kurguladım. Çünkü Candide başına gelen o kadar olaydan sonra sevdiği kızı bulmaya çalışırken bir sürü ülkeyi de gezmiş oluyor.

İşin biz Türklere en güzel gelen tarafı ise. Kitabın sonunda gerçek erdem ve zenginliğin bir işe yaramak ve herhangi bir şeyle meşgul olmanın farkına varmayı anlayan Candide’nin bunu bu topraklarda basit bir çiftçiden öğrenmesidir. Roman başlarda Almanya’da başlarken en sonunda İstanbul şehrin’de Candide aşık olduğu kız yaşlı kadın ve iki de dostu ile birlikte yaşarken noktalanıyor.




Ben şahsen Voltaire’nin bu romanında biz insanlara özel bir mesaj verdiği kanısındayım. O da her türlü başımıza gelebilecek felaketlere rağmen belki de yaşadığımız hayatında bir başkasının hayatından katbe kat daha iyi olduğudur. Buna en çok kani olduğum kısım ise, 6 kişi ile sohbet ettiği esnada romanın kahramanı Candide’nin bu 6 kişinin döneminin talihsiz kralları olduğudur. Sultan Ahmet, Rus Çarı İvan gibi isimleri sayıyor ve başlarına gelen olaylarda kendisine bir pay çıkarıyor. Okura tavsiye edeceğim sıkılmadan okunabilecek bir romandır bana göre.

Can Karaman Dinler ve İlkler Kitabı Okur Gözünden Özeti

Can Karaman Dinler ve İlkler Kitabı Okur Gözünden Özeti

Can Karaman Dinler ve İlkler Kitabı Okur Gözünden Özeti

Can Karaman Dinler ve İlkler Kitabı Okur Gözünden Özeti : Sitemizin siz değerli okurlar için biliyorsunuz ki ayaküstü kitapçı formatında kitap özetleri sunan bir bölümü vardır. Biz bu bölümde daha öncesinden okuduğumuz kitapları siz değerli okurlar için kısa ve net bir şekilde açıklayıp okumanız için ön bilgiler vermeyi amaçlıyoruz. Bu sefer ki kitabımız ise yazar Can Karaman tarafından kaleme alınan Dinler ve İlkler kitabıdır.




Günümüzde modern yaşamın her alanında muhakak eskiye dönersek bir iz bulabiliriz. Bizim şu an en basit haliyle bile gördüğümüz çoğu şey belki tarihte çok mühim konulardı. Yazar Can Karaman insanların günlük yaşamında bilimde, sanatta ve insana dair hayatın her alanında ilkleri konu edinen güzel bir eser yazmıştır.

Çoğu icadın, buluşun ve süreçlerin belki isimleri hiç bilinmese de gerçek sahiplerini detaylı inceleyerek bizlere aktarmıştır. Kitabın içeriğinde daha öncesinden hiç bilmediğiniz bir sürü müslüman alim şimdi kullandığımız çoğu şeyin mucidi olduğunu gördüğünüzde şaşıracaksınız.

Neler yok ki kitapta Örneklemek gerekirse:





İlk tesbihin hangi amaç için üretildiği. Öldürülen ilk peygamberin kim olduğu. İlk kadın hahamın kim olduğu. Türklerin ilk dini neydi. İlk kadın papazın hangi zorlu yollardan geçtiği. Müslümanlar (Araplar) ile Türkler ilk kez nerede karşılaştı. İlk kez din değiştiren Türkler İslam
dininden vazgeçip hangi dine geçti. İlk Denizaltıyı hangi müslüman bilim insanı buldu vs. Gibi daha bir çok soruya yazar Can Karaman hiç bilmediğimiz cevaplar vererek bilgi hazinemizi genişletmemiz açısından bu kitabı biz okurlara armağan etmiştir.

Günümüz koşullarına biz insanoğlunun gelişim aşamasını, neler neler icad edildiğini, bu süreçler içinde bu zeki mucidlerin neler ile karşılaştığı ki bir tanesi İbni Hatip’tir,  vebanın bulaşıcı olduğunu söylediği için yakılmış ama bilimden geriye adım atmamıştır. Hayatını hiçe sayarak biz insanlar için yol gösterici ilmi zeminler hazırlamıştır. Hayatını bilime adamıştır sözünü direk hak etmiştir. Yazar Can Karaman bizlere akıcı ve anlaşılır bir üslupla yazmıştır bu kitabını. Dinler ve İlkler kitabı’nın her kitap kurdu okurun Kitaplığında muhakak bulunmasını bizlerde şiddetle önermekteyiz.

Gary Jennings Aztek Sonbaharı Kitabı

Gary Jennings Aztek Sonbaharı Kitabı Kısa Okur Özeti

Gary Jennings Aztek Sonbaharı Kitabı Kısa Okur Özeti

Gary Jennings Aztek Sonbaharı Kitabı yazar tarafından yazılmış ve Abis Yayınları tarafından 2008 yılında basılmıştır. Kitabın özgün adı Aztec Autumn ‘dur. Toplamda 482 sayfalık bir kitaptır.




Bilindiği üzere Yahudiler’in İspanya’dan kovuluşu ve onlara yeni yerleşim yeri bulabilmek için hareket edilmişti. Tabiki bu resmi yerlerde böyle anlatılmıyor tamamen tesadüf eseri ortaya çıkan Kristof Kolomb tarafından Amerika keşfediliyor ve ne hikmetse Yahudiler’de oraya gidiyordu. Çoğu tarih araştırmacısına göre (bağımsız olanlar) Kolomb’unda Yahudi olduğunu ve gemisindeki bütün herkesin dahi Yahudi kökene sahip olduğunu aktarır.

Bu bizi gerçi pek bir ilgilendirmesede, kitabın içeriği için önemli. Çünkü Amerika Kıtasının keşfi ve orada yaşayan yerlilerin, gelen beyaz adamlar tarafından sömürülmesi ve yok edilmesi söz konusuydu. Bu beyaz adamlar İspanya’dan geliyordu. Onlardan önce o topraklarda yaşayan Aztekler büyük bir oranda onlarla birlikte yok edildi edilmeyenler ise asimile edilip, din, dil olarak sömürüldüler.

Hiç dikkat ettiniz mi? Amerika kıtasında mesela ne kadar çok İspanyolca konuşan devletler var değil mi? İşte bunların nedeni o sömürgeydi. İşte bizim şu anda elimizde bulunan ve sizlere özetlemeye çalıştığımız bu kitapta bizleri roman niteliğinde o dönemlere götürüyor.



Gary Jennings Aztek Sonbaharı Kitabı kurgusunu romanın kahramanının anlatımıyla işlemiş, İspanyollara karşı direnen yerlileri anlatmaktadır.

Tabiki İspanyollar tarafından da çok şey öğreniyor bu yerliler. En başında barutlu silahları. Yazar bizleri İspanya ve Aztek dönemine tarihi bir kitap olarak değil de edebi bir roman niteliğinde götürüyor. Ve o günlerde yaşanan olayları konu edinen bu romanı yazıyor. Zaten yazarın en belirgin özelliklerinden birisi Aztek kültürü üzerine incelemeler yapmış olmasıdır. Romanı okurken kendinizi 1500 yıllara gitmiş gibi hissediyorsunuz.

Yazar Aztekler’in İspanyollara karşı örgütlenmesini romanın kahramanı ile sağlamaktadır. Şehir şehir gezip kendine savaşçı arayan kahraman, İspanyolların Hristiyanlık dini ile de tanışıyor. Zaten esasen İspanyollar işgal ettikleri Aztek topraklarında ilkin eski inançları kaldırıp, yerel halkı kendi dinleri ve dilleri ile asimile etmeyi amaçlıyordu. Sadece toprakları ellerinden alınmıyor, dilleri, kültürleri ve dinleride yok ediliyordu. Bu kitap böyle bir konu üzerine yazılmış bir romandır. Biz gayet başarılı bulduk okurlara tavsiye ederiz.

Batı’dan İthal Milliyetçilik ve Ötekileştirdikleri Kitabı Özeti

Batı’dan İthal Milliyetçilik ve Ötekileştirdikleri Kitabı Özeti

Batı’dan İthal Milliyetçilik ve Ötekileştirdikleri Kitabı. Yazar Hüseyin Dayı tarafından kaleme alınmış ve Akis kitap tarafından basılmıştır. Toplamda dip kaynaklarla birlikte 456 sayfadır.

Değerli site takipçilerimizin bildiği gibi, site editörlerimiz kendi okudukları kitapları kısa özet olarak tanıtıyor. Siz okurlara bilgiler veriyor. Bu seferki kitabımızda Batı’dan İthal Milliyetçilik ve Ötekileştirdikleri Kitabı’mızdır. Kitap, bilinenin aksine ülkemizdeki Millet ve Milliyetçilik konularını işlemektedir. Ama klasik bilinen anlayışın dışında. Millet kelimesinin kökenini, gelişim aşaması ve uygulanmaya koyulduğu Avrupa ülkeleri ile bizim kendi ülkemizdeki değerlendirmesini yapmakla işe başlıyor.



Geniş bir perspektifle, hem çeşitli sosyologlar hem de çeşitli filolog, antroplog ve bilimadamları refaransları ile millet tanımının dünü, bugünü, yarınını inceleniyor. Yazarın kendi görüşüne göre, milleti tanımlarken etnisiteye dayanan açıklamalar yetersizdir. Ve toplumun her düzeyindeki ortaklıkları kapsamamaktadır. Ki bu görüşünü çeşitli bilimsel belgeler ve kaynaklarla delillendirmiştir yaza. Belki de ülkemizin kanayan yarası ötekiliştirilmelerede bir anlamda bu tür millet tanımlarının neden olduğunu ifade etmektedir.

Batı'dan İthal Milliyetçilik ve Ötekileştirdikleri Kitabı

Batı’dan İthal Milliyetçilik ve Ötekileştirdikleri Kitabı Özeti

Okur kitabı okurken aslında yazarın, her açıdan millet tanımını ele alıp incelediğini görecektir. Soyut ve sadece uzaklarda kalan bir kökenin varlığının akrabalığından değil bin yıl boyunca birlikte yaşamış ve genel anlamda müşterek ortaklıklar kurmuş halkların aynı millet olduğunu vurguladığını bilecektir. Yazar bu tanımına en belirgin neden olarakta, halkların ortak dinini vurgulamaktadır.

Yazara göre, milletleri Avrupa düşüncesi ile ele alıp etnik temelli millet kavramı ya da kafatası ölçerek değil, daha baskın olması gereken inanç ve din ile de değerlendirmek gerekmektedir.





Aynı dini yaşayan halkların aynı soya etki ettiğini ve binlerce yıldır saf bir ırkın değil ortaklık evresinde oluşan bir milletin tanımlanmasını daha uygun görmektedir. Ki bu uygun görme temennisini ise sadece güzel bir iyi niyet belirtisi olarak değildir. Çeşitli akademik ve bilimsel düşünürleri konu ederek belirtmektedir.

Millet tanımının, Irk ve Soy tanımının, bilindik bir algıdan ziyade daha değişik ve geniş çaplı bir incelemesini merak eden okurlar vardır. İşte biz kesinlikle bu kitabı okumalarını tavsiye ederiz. Yazar samimi bir üslupla konuları, tribünlere oynamak için değil, bilimsel ve realist bir bakış açısı ile ele almayı kendisine bir borç saymıştır.

Hikmet Kıvılcımlı Hayatı ve Eserleri Kitabı Özeti

Hikmet Kıvılcımlı Hayatı ve Eserleri Kitabı Özeti

Sitemizin değerli okurlarına sunmuş olduğu, bildiğiniz gibi Kitap Arşivi kısmı vardır. Bizler bu kısımda online kitapçı formatında okuduğumuz bütün kitapların okurlar için kısa ve net özetini yapıp bilgiler sunmaktayız. Bu sefer ki okuduğumuz kitap yazar Tarkan Tufan tarafından kaleme alınan ve nokta kitap
yayınevi tarafından basılan toplamda 238 sayfalık Hikmet Kıvılcımlı Hayatı ve Eserleri Kitabı Özeti’dir.




Bilindiği üzere Avrupa da bir hayalet geziyor sözü ile 18. yüzyıla damgasını vuran Karl Marx ve Engels tarafından yazılan Komünist Manifesto ve Sosyalizm+ Komünizm ideolojisi, sadece Avrupa’da değil bütün dünyada büyük bir yankı uyandırdı. Geniş İşçi kesimleri ve zenginler dışındaki bütün halklar kendilerinden bahsedildiğini düşünüp bu ideolojik düşünceye katıldılar. Marx ve Engelse belki de teorilerinin pratiğe yansımasını kendileri tam anlamda sağlayamasa da devamında Çarlık Rusya’sının yıkılıp yerine S.S.C.B. Lenin tarafından kurulması ile başardılar.

Kuramın Gelişmesi

Lenin ve yeni kurulan Rusya, Marx ve Engels’in Komünist fikirleri ile devleti yeniden dizayn edip teorinin pratiğe yansımasını gerçekleştirdi. S.S.C.B kurulması bütün dünyada büyük bir ses ve tarihin seyrinin değişmesine neden olurken bizim ülkemiz de de duyulmaya başlanmıştı. Türkiye Cumhuriyeti’nin,
Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışı ardından kurulması ile birlikte, mevcut iktidardan memnun olmayan çoğu düşünür, aydın, siyasetçi ilk tercih olarak kendilerini Sosyalizm düşüncesi ile donatmışlardı. Ülke içinde İşçi ve ezilenlerin sesi olmak için yola çıkan bu düşünürler, siyasetçiler kısa bir sür sonra Türkiye Komünist Partisi’ni kuracaklardı.

Kesintiye uğrayan ve kadrolarının zaman zaman cezaevi zaman aman yurtdışına kaçmasına neden olan bu süreç ve sürecin içinde oldukça aktif ve teorisyen olan Dr. Hikmet Kıvılcımlı’da vardır. İşte bu okuyacağınız kitap, tüm bu süreçleri gözden geçirip, Hikmet Kıvılcımlı yaşamı refarans alınarak yazılmış,
yeni Türkiye ve Sol dinamiklerin şaha kalkışı olan 1968’lere kadar okurlar için bilgiler sunmaktadır.




Türkiye Solu içindeki ayrışmalar, ilk önder kadroların yaşamları ve düşünceleri bu minvalde Hikmet Kıvılcımlı ekseninde cerayan eden ülke siyaseti ve kendi partisi TKP’nin ona karşı tutumu, İktidar partisi ve muhalefeti, dış dünyada olan gelişmeler ve en sonunda Hikmet Kıvılcımlı’nın yaşamının sonununda
ele alındığı bu kitabı, sol tarih üzerine yolculuk yapmak isteyen herkese öneririz.

İsrail’de 10 Gün Kitabı Özeti

İsrail’de 10 Gün Kitabı Özeti

İsrail’de 10 Gün Kitabı : Sitemizin siz okurları için daha öncesinden editörlerimiz tarafından okunup kısa özetini yaptıkları Kitap Arşivi bölümümüz vardır biliyorsunuz. Bu seferde yazar Can Karaman tarafından kaleme alınan İsrail’de 10 Gün Kitabının kısa Özetini sizler için yazacağız. Kitap ötekiadam yayınları tarafından basılmış ve toplamda 252 sayfadan oluşmaktadır. Dini bir seyahette denilebilir, Kudüs’ü ziyaret eden bir yazarın turistik seyahati de denebilir.




Kitabımıza gelecek olursak, üç kutsal din içinde kesinlikle çok önemli olan Kudüs, dünya geneli esasen bütün turistlerinde büyük bir merakını cezb etmektedir. Bu yazıyı yazarken ben bile Kudüs’e gitmenin benim açımdan çok değerli olacağı kanısındayım. Kudüs’ün dinsel niteliğinin yanında asırlar boyunca kavimlerin tarihi vesikaları ve izlerini de bağrında taşıması başlı başına büyük bir önem arz ediyor.

İnançların Başkenti

Yahudiler ve Filistinliler arasında yıllardır süre gelen savaşlar ve Kudüs topraklarında hak iddia edip, onların meydana getirdiği şiddet görüntülerini bir kenara çıkarırsak, Kudüs’ü tarihi bir cennet olarak görebiliriz. Yahudilerin, Hristiyanların ve Müslümanların bu toprak için Dini inançları Kudüs’ü bizce dinlerin başkenti ilan etmeye yeterdir.

İsrail ve Filistin’in bulunduğu bu topraklar, arkeoloji ve antropologlar tarafından ele alındığında ilk sakinleri Kenanlılardan günümüze kalan çok büyük tarihi eserler ortaya çıkarmışlardır. Henüz tek Tanrılı dinlerin olmadığı dönemlerde Kenanlılardan başlayan Kudüs’ün geçmişi bugün İsrail ve Filistin
egemenliğinde devam etmektedir. İki kesimde, Kudüs’ün kendilerine ait topraklar olduğu konusunda tartışma içerisindelerdir. Üzücü olan taraf esasen, Tek Tanrıya inanan iki kesim Yahudiler ve Müslümanların bu kutsal topraklarda çatışma içerisine girmesidir.

Barış ve huzurun hakim olması gereken bizce ilk şehirlerden biri Kudüs’tür. Bu kadar yıllık dini inanç mirasını, bombalar, silahlar ve bitmek bilmeyen acılar ile akla getirmek değil, ilk inananların yaşadığı topraklar olarak değerlendirmek bizce en güzeli ve layık olan değeridir. Çoğumuz Kudüs’ü hayalinde
görmüş ve oraya gidebilmenin daima hasretini çekmiştir.



İşte kitabın bizlik kısmını yazar Can Karaman gerçekleştirmiş, Ömer Çelakıl’la birlikte Kudüs’e
yaptıkları ziyaretlerini gezilerini bu kitapta toplamıştır. Yazarın ağzından Kudüs’ün bütün dini ve mistiki yapılarını hiç gitmeden de gitmiş gibi hissederek okuyacağınız kanısındayız. Kudüs’te bulunan dini mekanlar, tarihi yerler, yeme, içme ve bir sehayet için aklınıza gelebilecek her konuyu yazar düşünüp sizler için kaleme almıştır. Tavsiye ederiz. Severek okuyacağınız bir kitaptır.

Ama Hangi Türkler ve Ermeniler Kitabı Özeti

Ama Hangi Türkler ve Ermeniler Kitabı Özeti

Bilindiği üzre sitemizin okurlara sağladığı bir özellik vardır. Okurlarımız için hazırladığımız sitemizin Kitap Arşivi kısmında, Ayaküstü kitapçı formatında okurun istediği kitabı daha öncesinde okumuşsak editörlerimiz tarafından kısa bir özetini sunmaktayız. Bu sefer ki kitabımızda Mehmet Fatih Öztarsu tarafından kaleme alınan Ama Hangi Türkler ve Ermeniler kitabıdır. Kitap ötekiadam yayınları tarafından 2013 yılında yayınlanmış ek bilgiler ile toplamda 328 sayfadır.





İster ülkemiz olsun isterse yanıbaşı komşumuz olan Ermenistan olsun, tarihi bazı nedenlerden ötürü 1000 yıldır birlikte yaşadıkları bu topraklarda 100 yıllık bir küskünlük ve düşmanlık rüzgarları esmektedir. Birbirine hem kültürel anlamda hemde sınırsal anlamda bu kadar yakın ama bu kadar da uzak başka
hiçbir ülke yoktur kanaatimizce. İki tarafında geçmişte yaşanan üzücü olaylar hakkında kendi iç ve dış siyasetlerine göre belirledikleri yol haritaları belki de bu iki komşu halkın birbirinden iyice uzak kalmasına neden oluyor.

100 yıl önceki Osmanlı İmparatorluğu dönemi, 1. Dünya Savaşı, çeşitli egemen dünya devletlerinin uluslararası politikaları vs. akıllarda unutulmayacak bir çok tarihi hadise meydana getirdi. Osmanlı için zorunlu tehcir Ermeniler için Soykırım, dünya devleti içinse kendi siyasi yörüngelerine uygun giden bir
süreci doğurdu. Böylesi bir hava da elbette ki bir Türkün Ermenistan’ı bir Ermeninin de Türkiye’yi sadece haritalardan görmesi söz konusu oldu.

Ama Hangi Türkler ve Ermeniler Kitabı Özeti

Oysa bu sözümüzü yazar Mehmet Fatih Öztarsu bir şekilde yalanlayıp, kendisinin Ermenistan’da gönüllü araştırmacı bir gazeteci olarak yaşaması, Ermenice’yi öğrenmesi ve iki ülke arasında kendi vicdanına göre komşuluk ilişkilerini iyiye doğru şekillendirmesi adına gördüklerini, izlenimlerini ve yaşadıklarını konu alan bu kitabı yazdı.





Yazar öğrenim aşamasında Ermenistan ve Erivan’ı yakından görüp orda yaşamıştır. Ve bu da bizler için çeşitli konularda ve genel anlamda o toprakların havasını solumamızı sağlamıştır. Ermenistan ülke insanını ve şartlarını mercek altına alan bu kitabı, düşmanlıkların değil kardeşlik ilişkilerinin pekişmesi adına bir ışık oluyor. Ermenistan’a hiç gitmeyen bir Türk için yazarın bu kitabı bizce bir rehber niteliği taşıyabilir. Tarihi, Siyaseti ve herşeyden bütün olumsuz şeyleri bir kenara bırakıp Türkiye ve Ermenistan arasında sağduyulu bir komşuluk oluşmasını isteyen herkesin muhakak okumasını önereceğimiz bir eserdir.

Yıldız Sarayında Bir Papaz Kitabı

Yıldız Sarayında Bir Papaz Kitabı Özeti

Yıldız Sarayında Bir Papaz Kitabı Özeti, Sabuncuzade Louis Alberi

Bilindiği üzere sitemizde okurlar için oluşturduğumuz Kitap Arşivi kısmında çeşitli bütün kitaplardan kısa özetler sunmaktayız o kitapları ilkin okurlar için okuyup. Bu sefer ki kitabımız Sabuncuzade Louis Alberi’nin Hatıratlarının yer aldığı Yıldız Sarayında Bir Papaz kitabıdır. Bu kitap Selis Kitaplar
etiketiyle Mart 2007 yılında baskıya girmiş ve toplamda 384 sayfalık bir eserdir. Kitaba özet olarak değinmek gerekirse.




Sabuncuzade Louis Alberi Maruni bir Papazdır. Fakat entelektüel kimliği ve dünya geneli bildiği 7,8 lisan aynı zamanda gazetecilik ve basın ile ilgili haşir neşirliği, kendi çapında çıkardığı 3,4 dilde gazeteler sayesinde kısa bir zamanda entelektüel çevrelerce fark edilip, kurduğu ilişkiler sayesince dünya geneli bulunduğu ülkeler ardından soluğu İstanbul’da Yıldız Sarayı’ında, Sultan Abdülhamid’in Basın Danışmanlığına kadar getirmiştir.

Aslen Diyarbakırlı olan yanlış hatırlamıyorsak Süryani bir kökene sahiptir.

Soy isminin hikayesi ise, gene Diyarbakır’da ilk olarak Sabun işi ile ilgilenip, sabun üretimi gerçekleştirdikleri için o çevre insanının ailesine vermiş oldukları lakaptır. Zaten kendisi de sarayda bu soy isimle anılmaya başlanmıştır. Doğumu ve Saraya gelişine kadar kendisi bir çok devleti gezmiş, fikirler edinmiş, notlarına eklemiştir. Burdan sonrası da zaten kitaptan da anlaşılacağı üzere Saray içerisindeki hatıralarını konu almaktadır.

Sabuncuzade, Saray’da padişahın dünya geneli yayınlanan değişik dillerdeki basın haberlerini, Osmanlı Devleti hakkındaki fikirleri, makaleleri, tek tek inceleyip getirtip, padişah için Türkçeye çevirip kendisine taktim etmektedir. Aynı zamanda haftalık açıklamalarda gerçekleştirmektedir. Sabuncuzade’nin bu husustaki becerisi taktir edilecek ki, Türkçe dışında bilip konuştuğu bir sürü dilden kaynaklanmaktadır. Bu diller arasında, Latince, İtalyanca, Fransızca, İngilizce, Arapça, Süryanice, Türkçe, ve yerel bir kaç dil bilmesi ile gerçekleşmektedir.




Her şeyden önce iyi bir basın analizcisi ve kendisi de yazarıdır. Gazetelerin okuduğu haberlerinden Padişaha taktim etmek üzere çevrilmesi de kendisi açısından pek de zor gelecek bir uğraş değildir. Çünkü kendisi de bir çok kez farklı diller de ve ülkeler de gazeteler çıkarmıştır. İşte bu Yıldız Sarayında Bir Papaz Kitabı Sabuncuzade’nin hayatını gün gün kaleme alıp günlük tutmasını içeren bir yapıttır. Bu günlükler içerisin de Osmanlı Sarayı’ndaki görevi ve o günlere dair tuttuğu notlar ile de Tarihi sever okurlar için bir öncelik olacağı kanaatindeyiz.

Ermeni Örgütleri ve Faaliyetleri Kitabı Özeti

Ermeni Örgütleri ve Faaliyetleri Kitabı Özeti

Ayaküstü kitapçı formatında sürekli sizler için okuyup kısaca bahsettiğimiz kitaplardan bu sefer de Feridun Eser tarafından kaleme alınan Ermeni Örgütleri ve Faliyetleri kitabından bahsedeceğiz özetle. Ermeni Örgütleri ve Faaliyetleri Kitabı, Yason Yayınları tarafından Nisan 2015 yılında basılmış ve toplamda ek bilgiler ve kaynaklar ile 272 sayfadır.




Bilindiği üzere Fransız İhtilali’nden sonra halklar İmparatorluklarla değil de milliyetçiliğinde getirdiği ulus devletler temelinde yaşamak istediklerini dile getirmeye başladılar. Geniş çapta dünya geneli büyük bir değişim yaşanmaktaydı. O süreçte bir çok imparatorluklar yıkıldığı gibi Osmanlı İmparatorluğu da sallanmaya başlamıştı.

Yıkım aşamasında Osmanlının başta Balkanlar olmak üzere aldığı ağır sonuçlar, ordaki milletlerin kendi bağımsız devletlerinin yolunu açmasına da neden olmuştu.

Osmanlı İmparatorluğu egemenliği altında yaşayan çeşitli halklar Balkanlarda teker teker devletler kurmaya başlamış ve bağımsızlıklarını kazanmışlardı. Balkanlardan çıkıp imparatorluğun diğer tarafı doğu da ise durumlar bir hayli karışıktı.

Millet-i Sadıka olarak Osmanlı tarafından ifade edilen Ermeniler de dünya geneli bu ulus devlet aydınlanmasından etkilenmiştir. Onlarda artık Osmanlıya bağlı olarak değil de kendi bağımsız devletlerini kurma düşüncesine girmişlerdi. Tabi bağımsızlık mücadelelerinde ister istemez şiddet, savaş ve ölümlerde
olmaktaydı.

Ermenilerin Osmanlı idaresi altında artık yaşama şansının hiç kalmadığını ifade eden çeşitli Ermeni liderler, Osmanlının zayıfladığı bir aşamada kendilerinin bağımsız bir şekilde devletlerini kurmaları için başta Rusya ve Batı devletlerinden de destek alıyordu. Her ulusun kendi kaderini tayin ve yönetme düşüncesine sahip olan Ermeniler, Bağımsız bir Ermenistan için örgütlenerek faliyetler yürütmeye başladılar.




Kimi faliyetlerinde demokratik yönden hak talep ederken kimisinde de silahlı bir mücadele ile bağımsız Ermenistan’ı kurmak için yola çıktılar. Ve sonrasında herkesinde bildiği büyük bir acı olay gerçekleşti, Osmanlı idarecileri tarafından Ermeniler göç politikası ile Doğu’dan gönderilmeye başlandı.

Kimileri Ermenilerin Bağımsızlık hareketlerini başlatıp mücadele ederken hakim güç Osmanlı tarafından Soykırıma tabi tutulduğunu ifade etmekte. Kimileri ise tam tersi bu süreçte Ermeni Komitacıları tarafından Türklerin soykırıma uğradığını ifade etmektedir. İşte bu elimizdeki kitap yazar tarafından alt şıktaki Ermeniler tarafından Türklerin soykırıma uğradıklarını ve çeşitli Ermeni Komitacılar tarafından kurulan örgütleri konu edinmiştir.

Babil ve Asur Mitleri Kitabı Özeti

Babil ve Asur Mitleri Kitabı Özeti

Merhaba değerli okurlar, sizlere ayaküstü kitapçı formatında her okuduğumuz kitaptan kısa özeti bu sefer Donald A. Mackenzie’nin yazmış olduğu Babil ve Asur Mitleri ”Marduk Efsanesi, Gılgamış Destanı ve Büyük Tufan Miti” kitabından bahsetmek istiyoruz. Kitap Atlantis yayınları tarafından mitoloji tarih dizisi
olarak 2011 yılında basılmış ve toplamda 512 sayfadır.



Kitabın adından da anlaşılacağı gibi yazar, eski Mezopotamya topraklarında uzun bir dönem imparatorluklar hakkında detaylı ve çok kapsamlı bilgiler vermektedir. Bu medeniyetlerin kuruluşundan yıkılışına kadar soluksuz bir şekilde okuyacağınız güzel bir eserdir. Sümerler ile başlayan ve Dicle ile Fırat nehri arasındaki verimli topraklar yüzyıllar boyunca egemenliği eline alan topluluklar tarafından hep diş bilenerek hasretle beklenmiştir.

Bu süreçte çağın yetiştirdiği çok büyük İmparatorlar da ortaya çıkmıştır.

Mısır, Hitit ve çevredeki diğer Uygarlıklar gibi Asur ve Babil’de M.Ö dönemlere damga vurmuştur. Bu kitapta, Sümerlerin gerileme dönemlerinde o topraklara gerçekleşen Sami kavimlerin göçleri ile birlikte büyük medeniyetler yaratıldığını göreceksiniz. Ve Asur, Babil gibi görkemli yerlerin tarihini belge ve kaynaklar ile inceleme şansı bulacaksınız.

Kadim bu topraklarda meydana gelen İmparatorluklar ve şehir devletlerinin yanında, savaşlar, yapıtlar, yaşamlar ile modern çağın kutsal dinlerinin de kökenini aramıştır yazar. Bu süreçte çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere geçerken, mitolojik geçmişinde nasıl şekillendiğini, birbiri ile etkileşim geçirdiğini bizlere anlatmaktadır. Bu süreçte Sümer Akad Asur Babil topraklarında yaşayan insanların inançları hakkında, çeşitli kavimsel, şehirsel tanrıları ve yaşam pratikleri ile nasıl özdeşleştiklerine de şahit olacaksınız.




Kralların ve İmparatorların, kendi aralarındaki diyalogları, Hammurabi, Sargon, Nebukanedser vs gibi. Mezopotamya coğrafyası ve çevre toprakları ve uygarlıkları arasındaki iletişimi ve her şeyden önemlisi, günümüz de de hala sorgulanan yaşamın miti, gılgamış destanı, nuh tufanı gibi olayların, bizden önceki çağlarda da bilindiğini günümüz çağından bıkıp şöyle geçmişe Milattan Öncesine gitmek istiyorum diyenler görecek ve Asur ve Babil Medeniyetleri hakkında etraflıca bir okuma sağlamak isteyen her okur için kesinlikle önereceğimiz bir eserdir.

Bir Fransız Yalanı Kitabı Özeti

Bir Fransız Yalanı Kitabı Özeti

Bir Fransız Yalanı Kitabı Sizler için okuduğumuz kitapların kısa özet kısmını bu sefer Bir Fransız Yalanı Kitabı için ayırdık. Bu kitap, yazar Georges-Marc Benamou tarafından kaleme alınan ve babıali kültür yayıncılık tarafından 2006 yılında basılmış bir kitaptır. Kitap toplamda 392 sayfa tutmaktadır.



Yazar kitabında, Fransa’nın, Cezayir Bağımsızlığı ve sömürge tarihini konu edinmiştir.

Dünya geneli imparatorlukların çöküp yerlerine Ulus Devletlerin gelmesi ile her coğrafya da ulusal ve milli devletler kurulmuştur bilindiği üzere. Ve bu süreç bu fikrin ilk çıktığı yer olan Fransa ve Fransız İhtilali’ne sanki bir ters cevap olarak, Cezayir’in bağımsızlık hareketleri ve Fransa’nın sömürgeci tutumunu bir dönem hiç kapsamamıştır.

Yıllarca geçmişinde Ulus Devlet modelini ortaya atan Fransızlar, bu modele uygun bir bağımsız Cezayir fikrine de hiç sıcak bakmamış, Cezayir’i sürekli kendi toprakları olarak görmeyi umut etmişlerdir. Ezilen ulusların kendi kaderini tayin ilkesi her ne kadar Sosyalist Rusya ile pekiştirilmeye çalışılsa da, ellerinden başka çareleri gelmeyen çeşitli kapitalist ülkelerde bir zaman sonra mecburen sömürge altında tuttukları devletler için bunu kabul etmişlerdir.

Bu sömürgeci devletlerden biri Fransa sömürdüğü ülke ise Cezayir’di. Binlerce insanın hayatına mal olan o süreci, günümüz şartları altında incelediğimiz de vahşi bir soykırımın bile yapılmış olduğu şüphesi hep içimizi kemirmektedir Cezayirlilere karşı.

Yazar bu kitabında bu süreci, ana akım medyasına yansıyan bir tarafgirlikle değil çıplak gözle ele almış. Fransa’nın kapalı kapılar arkasında tuttuğu çoğu şeyi ele alıp dile getirerek yola çıkmaktadır. Kitabı okuyan her okur, dönemin Fransa’sının sömürge politikaları öğrenebilir. Ve buna karşı çıkan Cezayir ulusal kurtuluş hareketini Fransa ve Cezayir içerisinde bu sürece katkı sağlayan ya da sürecin kösteklenmesini sağlayan birçok konuyu, derin yapıları, suikastleri, işkenceleri, soykırımları, katliamları ele almaktadır.




Bu kitap okura bir nevi Cezayir’in Fransız işgalinden kurtulup kendi ulusal bağımsızlığını tayin sürecinde bir rehber niteliği taşımaktadır. Ayrıca kitabın edebiyat severler içinde ekstra bir yanı vardır. Albert Camus gibi dünyaca ünlü bir yazar ve Sartre’nin bu süreçte olaylara bakış açılarını, katkıları aktarılmaktadır. Tarihi bilhassa ulusal tarihleri seven okurlar için Fransa ve Cezayir hakkında güzel bir kitap olduğunu
belirtmek isteriz.

Batı Terörü ve Propagandası Kitabı özeti Andre Vltchek

Batı Terörü ve Propagandası Kitabı özeti / Andre Vltchek Sizler için sürekli okuyup ayaküstü kitapçı formatında yorumlayıp kısa özet geçtiğimiz kitaplardan bugün de sıra ne var? Andre Vltchek tarafından kaleme alınan Batı Terörü ve Propagandası kitabı. Kitap, bilim+gönül yayınları tarafından Ocak 2010 yılında basılmış ve toplamda 251 sayfa kadardır.

Batı Terörü ve Propagandası Kitabı özeti





Andre Vltchek, bir batılı ama vicdanen adaletin peşinde olan bir gazetecidir. Aslen Çekoslavakyalı ama Amerika Birleşik Devletleri vatandaşıdır. Batı Emperyalizmini aralıksız takip ederek bütün dünyada uygulanan Batı kaynaklı, katliamları, soykırımları, savaşları, sömürüleri ve modern dünyada ezilen
halkların sesi olmayı kendine şiar edinmektedir.

Gezdiği çeşitli ülke ülke içinde ana akım medyası tarafından halka açıklanmayan bir çok konuyu
işlemektedir. Yazarın bu zorlu süreci esasen cesur bir gazetecilikten çok insan olmanın ve merhametin üstün gelmiş bir kişilik hali olduğu konusunda şüphemiz yoktur. Kendisini taktir ettiğimiz söylemek zorundayız. Belki de bir çok ezilen dünya halkları adını kendisini bile hiç tanımadıkları bu yazar tarafından neler çektikleri konusunda dünyaya duyurulmaktadır.

Kitabın ana hatları batının ve ezilen dünyaya uyguladığı diktanın ülkeler geneli vesikası gibi. Latin Amerika’dan tutalım da, Endonezya, Kore, Irak, Küba Rodos, Malezya, Doğu Timur, Tayland, Venezüella gibi ve bir çok Batı ülkelerini kapsar. Batının bu ülkeleri Düşman ve şer üçgeni olarak ilan ettiği ülkelerdeki gazetecilik gözlemleri yer almaktadır. Yazarın birinci ağızdan ve canlı şahit olarak aktardığı bilgiler batının medeni değil de bilakis ne kadar barbar olduğunu bizlere göstermektedir.

Öncelikle bu kadar güçlü bir düşman (Batı) karşı hiç çekinmeden gerçekleri yazan ve bu uğurda hiç bilmediği en uzak Asya ülkelerine bile gitmeyi tereddütsüz gerçekleştiren Andre, şüphesiz çağımızın entelektüel aklının ve gerçeklerin peşinde koşan bir gazetecinin nasıl olması gerektiğini bizlere göstermektedir.

Çünkü bunu neden söylüyoruz? Ana Akım medya ve para karteli patronları için kalemlerini satan, vicdan ve merhametleri halı altına saklayan bir çok sözüm ona gazeteci gördüğümüz için. Biz bu kitaba batının diğer yüzünü görmek isteyen bir çok okuyucu için, tarafsız ve güvenilir bir gazeteci tarafından kaleme alındığını ekleyip okunması olmazsa olmaz diyip son noktayı koymak istiyoruz.