Yazılar

Kore neden bölündü ve arkasındaki nedenler nelerdir

Kore neden bölündü ve arkasındaki nedenler nelerdir

Kore neden bölündü ve arkasındaki nedenler nelerdir

Kore neden bölündü ve arkasındaki nedenler nelerdir: Bu yazımızda Kore neden bölündü konusunu siz okurlar için detaylı açıklamaya çalıştık edindiğimiz altta verdiğimiz kaynak kitapta.

İkinci Dünya Savaşı bittiğinde Kore, her ne kadar ABD’nin savaş sonrası planlarının bir parçası olmasına rağmen ABD’nin artık daha önceki dönemlerin aksine uluslararası ilişkilerde daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini varsayımı kapsamında Washington’un ilgi alanına girmişti.

Amerikalı politika yapıcılar, 1919-1939 arasındaki iktidarsızlığın ABD’nin dünya politikasında gereken sorumluluğu almamasından kaynaklandığına inanıyorlardı. Savaşın kazanılmasından sonra ABD’nin lider pozisyonu alması bir zorunluluk haline gelmişti. Aslında, Kore iki savaş arası dönemde sorunlu bir bölge olmamıştı. Ancak Japonya’nın yenilmesinin ardından Kore Yarımadasında büyük güçler arasında yeni rekabet başlıyordu. Çin’deki milliyetçi yönetim, ABD’ye Şanghay’da bulunan Kore Geçici Hükümetini tanıması için baskı yapıyordu. Amerikalılara göre Çin’in tanıma noktasındaki baskısı Kore’de Çin’in, Çin Japon Savaşı öncesi sahip olduğu konumu yeniden oluşturmayı amaçlamaktaydı. Devamını Oku





Kore Savaşı ve Panmunjom Ateşkes Antlaşması Tarihi

Kore Savaşı : Sovyetler Birliği Kore’deki savaşın devamında bir fayda görmüyordu. Çünkü sonunda Bir dünya savaşının çıkması tehlikesi vardı. Savaşın devamı ayrıca, Batılılar arası kaynaşmayı gittikçe arttırabilir ve NATO’yu daha güçlendirebilirdi, Ateşkese sadece Güney Kore karşı çıkıyordu. Çünkü sonunda yine eski sınırın kabul edileceği belliydi. Halbuki Güney Kore, harabeye dönmüş nüfusunun yirmide birinden fazlası ölmüş veya yaralanmış ordusu mahvolmuştu.

Kore Savaşı sonucunda, Ateşkes görüşmeleri 10 Temmuz 1951 tarihinde komünist hatların gerisindeki Kaesong,da başladı. Hiçbir siyasi konu görüşülmedi. Sadece askeri konular müzakere edildi Birleşmiş Milletler Kuvvetlerini temsilen giden heyete Amiral C.Turner Joy Başkanlık ederken, Kuzey Kore kuvvetlerine General Nam İl Başkanlık ediyordu.



26 Temmuz günü nihai gündem teyit edildi. Gündem beş maddeden oluşuyordu:

Birinci madde, bir gündemin benimsenmesi, İkinci madde bir ateşkes hattının oluşturulması üçüncü madde, ateşkesin denetlenmesine yönelik düzenlemelerin oluşturulması, dördüncü madde, savaş esirlerinin değişimi ve beşinci madde olarak sorunun siyasi çözümüne yönelik tavsiyeler. Nihayi gündemin oluşturulması sürecinde Birleşmiş Milletler heyeti, komünistlerin temel taleplerinden birisi olan Kore’ deki yabancı kuvvetlerin karşılıklı olarak çekilmesini temel madde olarak gündeme dahil etmek istemelerini önlemişti.

Dolayısıyla, müzakereciler gündemin en önemli maddesi olan ikinci madde yani bir ateşkes hattının oluşturulması konusu üzerine yoğunlaştılar. Müzakereler devam ederken bir yandan da savaş halen devam ediyordu.

Amerikalı Komutan Rigway de stratejisini güncelledi. Yıpratma stratejisiyle komünistler için, Kore  savaşı ‘ın maliyetini artırarak Birleşmiş Milletler ile pazarlık masasına oturmaya zorlayacaktı. Müzakerelerin başlamasıyla birlikte, Mao ve Peng, savaş alanında yıpratma doktrinini benimsediler. Neredeyse bitmek tükenmek bilmeyen Çin’in insan gücü ikmal kabiliyeti nedeniyle Mao ve Peng, ABD’nin bir yıpratma savaşında hiçbir şekilde Çin’i mağlup edemeyeceğine inanıyorlardı.

Birleşmiş Milletler Kuvvetleri gibi komünistlerin de amacı yıpratma savaşını pazarlık kartı olarak kullanmaktı.

İnsan dalgası şeklindeki hücumlardan vazgeçilerek yerine Peng, düşman müfrezelerinin imha edildiği küçük ölçekli imha saldırılarını getirdi. Kacsong’da müzakereler oldukça yavaş ilerliyordu. Komünistler, 38. Paralelin ateşkes hattı olmasını istiyorlardı. Öte yandan Birleşmiş Milletler Komutanlığı ve ABD, mevcut cephe hattı olan temas hattın ateşkes hattı olmasını istiyorlardı.

Kansas- Wyoming hattı boyunca uzanan engebeli arazinin savunulması 38. Parelel boyunca uzanan düz araziden daha kolaydı. Geçici pazarlık hilesi olarak Birleşmiş Milletler heyeti ilk önce bu hattın kuzeyindeki bir hat
İçin çağrıda bulundu. 14 Ağustos günü General Nam İl yaptığı bir açıklamada ”Biz, 38. Paralelin askeri sınır olması için sağlam bir şekilde duruyoruz.

Çünkü bu hat askeri bir hattır; Bu nedenle adil ve makuldür. Askeri sınırı tamamıyla bizim mevkiimizin içine itme önerinize şiddetle karşı çıkıyoruz” diyordu. Böylelikle, komünistler Birleşmiş Milletler heyetinin taleplerini reddettiler. Ağustos ayının ortalarında artık Çinliler 38. Paralelin askeri bir harekatla ele geçirilmesinin imkansız olduğunu anladılar. Ancak yine de Stalin ve Mao savaşmayı tercih ettiler.

Komünistler, Birleşmiş Milletler Kuvvetlerinin Kaesong civarındaki tarafsız bölgeyi ihlal ettikleri gerekçesiyle müzakereleri 23 Ağustos günü askıya aldılar. Sonraki iki ay boyunca görüşmeler müzakerelerin nerde ve nasıl toplanacağı Soruları üzerinde yüzeysel bir şekilde devam etti. 1951 sonbaharında komünistleri İkinci madde üzerinde taviz vermelerine zorlamak için Amerikalı komutan Ridgway, saldırıları yoğunlaştırdı.

Bu saldırılar sonucunda komünistler büyük kayıplar verdi. Komando operasyonunun başlamasından sadece dört gün sonra komünistler Müzakerelerin yeniden başlamasına razı oldular. Nihayet 21 Ekim günü her iki taraf müzakerelerin iki cephe hattı arasındaki yeni bir tarafsız alan olan Panmunjom’da başlamasına karar verdiler.

Müzakereler başlar başlamaz , Mao, temas hattının ateşkes hattı olmasını kabul etti.

Birleşmiş Milletler Kuvvetlerinin çökme ihtimali yoktu ve Çin için savaşın maliyeti giderek artıyordu. Buna ek olarak engebeli arazinin savunulması Çin için bir dezavantaj haline gelmişti. Ancak Kaesong, Anlaşmanın önündeki en büyük engeldi. Ridgway ve Joy, Kaesong’u ateşkes hattının Birleşmiş Milletler Kuvvetlerinin tarafında olmasını istiyordu.

Ancak Kaesong askeri açıdan kendi ellerinde değildi. Ridgway’in itirazına rağmen müşterek komutanlık, 17 Kasım günü bir uzlaşma sundu. Buna göre mevcut cephe hattı, güncel cephe hattı olarak dondurulacaktır. Böylece, temas temas hattı ateşkes hattı haline gelecekti. 27 Kasım günü taraflar İkinci madde üzerinde uzlaştılar. Bu özde fiili olarak bir aylık silah bırakma anlamına geliyordu.

Çünkü daha fazla saldırının toprak kazanma gibi bir amacı yoktu. Maalesef, son baharda yapılan saldırıların hiçbir savaşı sona erdirmeye yetmedi. Ateşkesin denetlenmesine yönelik düzenlemelerin oluşturulmasını içeren üçüncü madde üzerine görüşmeler, Ateşkes komisyonunun yarısı ve savaştan sonra Kuzey Kore’de izin verilecek hava alanlarının sayısı konusu nedeniyle durdu.

Bu zor durumun üstesinden gelmek için dördüncü maddeye geçildi. Ancak müzakereler hızla durdu. Bu arada savaş meydanında da bir çıkmaz durum hakimdi. Her iki taraf da büyük bir saldırı düzenlemeye yanaşmıyordu. Geçmiş askeri başarılarına rağmen Amerikalı liderle, Temmuz saldırısında uğradıkları ağır kayıplar nedeniyle yoğun operasyon temposuna dönmekte gönülsüzdüler.

Öte taraftan komünistler de sonbaharda yapılan saldırılar nedeniyle zayıflamışlar ve kuvvetlerini yeniden oluşturmaya yoğunlaşmışlardı. Böylece anlaşmazlıklarla geçen görüşmeler tam 159 oturum halinde iki yıl sürdü. Tüm bu süreç içinde ABD’de başkanlık seçimleri odu ve başkan seçilirsem Kore’ye gideceğim diyen Eisenhower, başkan seçilmişti.

Eisenhower, gerçekten de Başkan olarak Kore’yi ziyaret etti.

Diğer bir gelişme ise Sovyet lideri Stalin’in 1953’te ölmesiydi. Cephede zaman zaman bu kıyıcı çarpışmalar olurken, ateşkes görüşmeleri de kör topal sürüp durmaktaydı. 8 Haziran 1953 tarihinde ateşkes görüşmelerinin en büyük sorunu olan savaş tutsakları konusunda anlaşmaya varıldığı haberi, büyük bir heyecan yarattı. Fakat Güney Kore Cumhurbaşkanı Syngman Rhee ateş püskürüyordu.

Eski sınırın geçerli olması, durumun yine eski halinde devamı ona göre Güney Kore halkının sırtından verilen ödünden başka bir şey değildi ve bunu kabul edemezdi. Anlaşmanın imzalanacağı 17 Haziran günü, kontrolündeki 27 bin savaş tutsağını kamplarının kapılarını açarak serbest bıraktı. Bunlar memleketlerine dönmeyi reddeden Çinli ve Kuzey Koreli tutsaklardı.




Ortalık allak bullak oldu. İmza sabahı Panmunjom’da komünist delegeler toplantıyı terk ettiler. Birleşmiş Milletler Komutanlığı ne yapacağını şaşırdı, halkın arasına dağılan tutsakların askeri inzibatlar aracılığı ile toplanması işine girişildi. İki yıldan fazladır sürdürülen çabalar tam olumlu bir olumlu bir sonuca ulaşacağı anda berbat
olmuştu. Müttefikler cephesinde hiddet ve öfke büyüktü. Eisenhower, Syngman Rhee’yi Washington’a çağırdı. Rhee gitmeyi reddedince Başkan özel temsilcisini Seul’e gönderdi.

Temsilci Robertson, Suel’de halkın aleyhte gösterileriyle karşılandı.

Göstericilerin elinde ”Kore’yi satmayın ” dövizleri vardı; yüzlerce Güney Koreli genç kız, yağmur altında çamurlu kaldırımlara oturmuş ağlaşıyorlardı. Komünist ordular hemen ertesi günü bir taarruza geçtiler. Saldırı özellikle Güney Kore birliklerinin tuttukları cephelere yönelikti. Bir kaç gün içinde iki Güney Kore tümeni ağır kayıplara uğrayarak neredeyse elden çıktı .

S. Rhee ile özel temsilci Robertson arasındaki iki hafta süren görüşmeler sonunda nihayet anlaşma sağlandı. ABD Güney Kore’nin güvenliğini garanti edecek, yüklü bir ekonomik yardım yapılacak, hava ve deniz kuvvetleri kurulması dahil Güney Kore Ordusu yeniden yapılandırılacaktır. Birleşmiş Milletler Ordusu Komutanı Genera l M. Clark’ın Komünist Ordu Komutanlığına verdiği güvence ile görüşmeler, tutsakların serbest bırakılmalarından
bir ay sonra 19 Temmuz’da yeniden başladı. Ve sekiz gün sonra 27 Temmuz 1953’de mutlu sona ulaşıldı. 25Haziran 1950’de başlayan savaş üç yıl bir ay sonra 27 Temmuz 1953’de bitmişti. Ateşkes görüşmeleri bile 10 Temmuz 1951’den beridir iki yıl süren bu zorlu, bu çetin mücadelenin nihayete ermesi dünyada büyük sevinç yarattı.

Kore Savaşı Anlaşmasına göre iki tarafın 27 Temmuz’da bulunduğu hat, ateşkes hattı olarak kabul edilmekteydi.

Bu hat batıda 38. enlemin biraz altında, ortada ve doğuda ise epeyi yukarısındaydı. Yani, Güney Kore hudut bakımından daha avantajlı çıkmıştı. İki tarafta bu hattın ikişer kilometre gerisine çekilecekler ve aradaki dört kilometrelik boş saha askersizleştirilecekti. Barış görüşmeleri üç ay içinde başlayacaktı bu arada savaş tutsakları da değiştirilecekti.

Tarafsız bir heyet önünde memleketine dönmek isteyen tutsaklar bunun dışında tutuluyordu. Ateşkes imzadan on iki saat sonra yürürlüğe girecekti. Ateşkes 27 Temmuz 1953 akşamı saat 22.00’de yürürlüğe girdi. Resmi kayıtlara göre Kore’de Birleşmiş Milletler Ordusunun kaybı Kore Savaşı ‘nda ( Türkler dahil ) 94 bini olmak üzere 500 bin kişiyi bulmaktadır. Baştanbaşa yanan yıkılan Kore Yarımadasında ölen Güney Koreli sivil insan sayısı yaklaşık 1.5 milyon civarındadır. Komünist orduların kaybının ise 1.5 milyonu bulduğu tahmin edilmektedir

Kaynak: Dr. Barış Adıbelli – Kuzey Kore Bir Komünist Hanedanlığın Hikayesi / bilim+gönül yayınları kitabından alınmıştır.

Kore Tarihi

Kore Tarihi : Bizim ülkemizin çok yakından tanıdığı, Kore Savaşı nedeni ile yüzlerce şehit verdiği Kore’nın, Kuzey Kore ve Güney Kore olarak ikiye ayrılmadan önceki tarihi Antik dönemlerini yazdık. Kore’nin tarihi

Kore Tarihi ve Kore’deki İlk Krallıklar

Kore’nin başlangıcı M.Ö. 2333 yılına kadar gitmektedir. Tanrının oğlu Tangoon ve Ayı kabilesinden bir kadın ilk krallığı kurdular.

Mançurya’da ve Kuzey  Kore’de çok ilkel bir halde yaşayan kabileler içinde yetişmiş Tangoon adında bir kişi kendisini bu kabilelere bir ilah gibi tanıtmaya muvaffak olmuş  kazandığı nüfus ve yetkiyle tesirli telkinleriyle kabilelerin aralarındaki düşmanlıkları kaldırarak birleşmek, sükun ve huzur içinde yaşamak lüzumunu anlatarak kabileleri kendi idare ve hakimiyeti altına toplamış, birleşmiş bir hale getirmiş ve Kore Devletinin ilk temelini atmıştır.




Tangoon bugün dahi Kore’nin ilk kurucusu ve babası diye saygıyla anılmaktadır. Tarihçiler Kore tarihinin bu ilk dönemini Gojoseon yani antik Joseon (sakin sabahlar ülkesi) dönemi olarak adlandırmaktadırlar. Tangoon zamanla ve kabilelerin nüfuslu adamlarının yardımlarıyla ilk devlet teşkilatını kurarak kendisi
hükümdar olmuş şimdiki Kuzey Kore devlet merkezi olan Pyongyang’ı devlet merkezi yapmıştır.

Bu devlete ilk olarak Chosun adını vermiştir. Tangoon sülalesi hükümranlığını bin sene kadar muhafaza etmiş bundan sonra başka sülalere kaptırmıştır. O zamanın güney sınırı bugünkü 38. Paralel çizgisinden daha güneye indirilmemiştir.

Īlk zamanlarda 38. Paralelin güneyinde başka milletlerin bir çok kabileleri bulunuyordu.

Bu kabileler kuzey kabilelerinden daha geri ve gevşekti. Bu dönemde Antik Kore’nin en göze çarpan özelliği kabilelerin bir araya gelerek oluşturduğu şehir devletlerinin bulunmasıdır.

Şehir devletleri karmaşık siyasi yapısından şehirler birliğine ve nihayet krallıklara dönüşüyorlardı. Birçok kabile birliği arasında Yalu Nehri etrafında kurulmuş olan Koguryo (M.ö 37-M.S. 668) ilk krallığa dönüşen kabile birliğidir.

Koguryo’nun güçlü ordusu, birer birer komşu kabileleri ele geçirdi ve 313 yılında Çin’in Lolang ileri karakolunu işgal etti. Pakje (M.Ö.18-M.S.660) Hangang Nehrinin güneyinde bir şehir devleti olarak büyüyen tıpkı Kogurya gibi diğer konfere krallıktı. Kral Geunçogo hükümranlığı döneminde Pakje merkezi ve aristokratik bir devlet haline geldi.

Silla Krallığı: (M.Ö. 57-M.S.935) Kore yarımadasının güney ucunda yerleşikti ve başlangıçta en zayıf ve dengeli büyüyeniydi. Zira coğrafi açıdan yarımadanın en uç noktasında olması nedeniyle Çin’in etkilerine kapalıydı.

Balhae Krallığı: Kogurya Krallığının yönetim yapısından esinlenerek beş eyalet merkezli bir hükümet sistemi kuruldu. Dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında Balhae Krallığı, Amur nehrine kadar olan bir toprak parçasını ele geçirerek zenginliğinin en zirve noktasına ulaştı. Balhae Krallığı 926’ya kadar varlığını sürdürdü.

Joseon Hanedanlığı: Koryu Hanedanlığı son kralı, budist bir rahibin telkin ve tesirleri altında devleti idare ederken, halk uzun senelerin istila ve kötü idaresinin ıstırabı içinde bulunurken kendisini idare eden rahiplerin teşvikiyle, Kral Mançurya’nın istilasına karar vermişti. Fakat ordu içinde bir darbe
ile bu hanedanlık saltanatıda bitirildi. Ardından 1397’de Genarel Yi Seong-gye, Jaseon adında yeni bir hanedanlık kurdu

Kaynak: Edebivizör editörleri tarafından (Dr. Barış Adıbeli-Kuzey Kore bir komünist Hanedanlığın Hikayesi/bilimgönül yayınları) kitabından kısaltılarak alınmıştır.

İlişkide Aldatmadan daha çok Acıtan 6 durum

Öğrendikten Sonra Bir Kuş Tüyü Gibi Hafiflemenizi Sağlayacak 6 Psikolojik Gerçek

Bir Erkeğin Sizi Sevdiğini Gösteren 5 İstemsiz Davranış

Kadın M.stürbasyonu Hakkında 7 Şaşırtıcı Bilgi

Karakter Analizi Doğum Ayına Göre Belirlemek

Mutlaka okunması gereken İnsan Beynini Geliştiren 7 Roman

Kadınlar C.nsellikte Hangi Burçla Uyumlusunuz İşte Cevabı?

Bir Erkeğin Gözünde Tatlı Görünen 5 Kadın Karakteri

‘Seni Seviyorum’ Demesinden Daha Anlamlı Küçük Ama Önemli 7 Şey

Cinsel Keşif ve Psikoloji Üzerine Son Yıllarda Çekilmiş En İyi 4 Film

Başladıktan Sonra Elinizden Bırakamayacağınız 5 Mükemmel Kitap

Ölmeden Önce Mutlaka İzlenmesi Gereken 5 Başyapıt Film




Kore Savaşı Nedenleri ve Tarihte İlk Jetlerin Kullanıldığı Savaşı

Ülkemizi yakından ilgilendiren Kore Savaşı ne zaman oldu sorusunu, duyan ve o tarihlerde asker olan büyüklerimizin anıları, günümüzde filmlere konu oldukça Ayla Filmi o günleri yeniden yaşamış gibi oldu çoğu dedelerimiz. Kore Savaşı, 1950-1953 senesinde, Kuzey Kore ve Güney Kore arasında gerçekleşmiş bir savaştır. Bu Savaşın bir başka özelliği daha vardır. Kore Savaşı ilk jet savaşının yaşandığı savaş olarak tarihe geçmiştir. Sizler için Kore Savaşı Nedenleri ve sürecini yazdık




Kore Savaşı Nedenleri ve Süreci

Tarihte İlk Jetlerin Kullanıldığı Savaşı İnceleme : Kore’de kara kuvvetleri arasında yoğun çarpışmalar sürerken hava da önemli hava savaşları yaşanmıştır. Haziran 1951-Kasım 1951 tarihleri arasında Birleşmiş Milletler Kuvvetleri hava operasyonları düzenledi. Kuzey Kore hava gücü kısa sürede havadan silindi ve bombardıman uçakları doğrudan Kuzey Kore’nin sanayi bölgesini hedef aldı. Ancak Çin’in savaşa girmesiyle hava savaşları da sınırlandı.

Genel anlayışa göre komünistler ne Güney Kore’yi ne de Birleşmiş Milletler deniz gücünü bombalayacaktı. Benzer şekilde Birleşmiş Milletler Kuvvetleri de ne Çin ne de Sovyet topraklarını bombalayacaktı. Mac Arthur’un görevden alınmasıyla birlikte Birleşmiş Milletler Müşterek Komutanlığı da hava operasyonlarına belirgin sınırlamalar getirmişti. Uçaklar, Çin topraklarına 5 km ve Sovyetler topraklarına ise 32’km’den daha fazla yaklaşamayacaklardı. Ancak tek istisnai büyük bir komünist saldırı halinde Çin ve Yalu’daki hedefler hava operasyonlarına hedef olabilecekti.

Bu sınırlamalara rağmen bir çok Amerikalı politikacı ve askeri yetkili, sık sık Mançurya’daki komünstlere ait hava alanlarının bombalanması konusunda çağrı da bulunuyordu. Bu yön de planlar olsa da Birleşmiş Milletler Müşterek Komutanlığı hiçbir zaman bu tip hava saldırılarına izin vermedi. Bunun iki nedeni vardı: Birinci nedeni, Çin’e yapılacak bir saldırının savaşı daha da kızıştıracak korkusuydu. İkinci nedeni ise ADB ve Birleşmiş Millet Kuvvetleri, gerçekte Çin üzerinde bir hava savaşı yapma kabiliyetinden yoksun olmalarıydı.

Böyle bir savaş için Avrupa’nın da dahil olduğu öteki Amerikan komutanlıklarından uçak kaydırması gerekiyordu. Bu tür bir savaşta çok fazla uçak kaybının olacağından dolayı Batı askeri gücü zayıflayabilirdi. 200 civarından en iyi Sovyet savaş uçakları, pilotlar ve mürettebat, Çin’in Andong şehrinde konuşlanmıştı. Bir çoğunun 2. Dünya savaşından dolayı uçuş tecrübesi vardı. Stalin, hiçbir Sovyet pilotun ele geçmesini istemiyordu. Dolayısıyla Ruslar, Çin üniforması giyerek, Çin ve Kuzey Kore armaları taşıyan savaş uçaklarıyla uçtular.

Kore Savaşı Nedenleri ve Rusların Bu Savaşta Görevleri

Rusların en büyük görevlerinden birisi Çin Hava Kuvvetlerini eğitmek ve donatmaktı. Çinliler Kuzey Çin’deki ve Kuzey Kore’deki hava üstlerinden uçtular. Çin Hava Kuvvetleri, Eylül 1951 tarihine kadar büyük hava operasyonları yapmadı. Bu tarihten savaşın bitimine kadar olan zaman diliminde Çin, her zaman 135 Mig-15
savaş uçağından oluşan üç tümen konuşlandırdı. Buna ek olarak komünistler yüzlerce Mig-15 savaş uçağını da yedekte tuttu. Komünistlerin hava operasyonu, Kuzey Kore hava sahasında hava üstünlüğünü ele geçirmek için yoğunlaştı. Komünistlerin en göze batan uçakları Mig-15 lerdi.

Kanatlarının yapısı nedeniyle hızı ve manevra kabiliyeti oldukça yüksekti. 12 bin metre gibi oldukça yüksek bir irtifada uçabiliyorlardı. Kasım 1950 tarihinde ilk Sovyet Mig-15’leri Kuzey Kore üzerinde gözüktü. Mig-15’ler, Chongchon ile Yalu ırmağı arasındaki Kuzey Kore’nin kuzeybatı köşesi üzerinde hakimiyet kurdular. Bu alan daha sonra Mig geçidi olarak ünlendi. Amerikan Hava Kuvvetleri zaman zaman bu geçide kendi bombardıman uçaklarını korumak ve komünist hava üstünlüğüne meydan okumak için sortiler yaptı.

Komünistler uyguladıkları strateji ile devriye görevindeki Mig-15’ler, Yalu civarındaki üstlerinden az bir mesafeyle gidiyorlardı. Oysa karşı tarafın uçakları geçitte devriye yapmak için Güney Kore’yi, uçarak geçmek zorundaydılar. Bunun sonucu olarak uçaklar Mig-15’ler gibi çok uzun süreli bu bölgede devriye uçuşu yapamıyorlardı. Amerikalı pilotlar, Çinli pilotları tecrübesiz ancak çok cesur olarak bulmuşlardı. 18 Ekim günü komünistlerin hava alanı inşa etmelerini önlemek için Mig geçidine gündüz saldırı yapılması kararı alındı.

23 Ekim günü 50 tane Mig-15 uçağı Namsi Havaalanına saldıran 9 adet B-29 uçağının önünü keserek üçünü imha etti kalanlarına ise ağır hasar verdi. 13 Aralık günü 150 adet Mig-15 uçağı Mig geçidinde uçmakta olan F-86 sabrelere saldırdı. Bu saldırıda komünistler 13 uçak kaybetti. Bu kayıp hava savaşlarına olan iştiyaklarını azalttı. Bunun sonucu olarak komünistler hava saldırılarına son verdiler. Ancak savaş süresince Mig Geçidindeki çatışmalar devam etti. Bu savaşlar ABD’nin taktiksel üstünlüğünü değiştirmedi.

Kaynak: Kuzey Kore Bir Komünist Hanedanlığın Hikayesi Kitabı, Dr. Barış Adıbelli, Bilim Gönül Yayınları

İlişkide Aldatmadan daha çok Acıtan 6 durum

Öğrendikten Sonra Bir Kuş Tüyü Gibi Hafiflemenizi Sağlayacak 6 Psikolojik Gerçek

Bir Erkeğin Sizi Sevdiğini Gösteren 5 İstemsiz Davranış

Kadın M.stürbasyonu Hakkında 7 Şaşırtıcı Bilgi

Karakter Analizi Doğum Ayına Göre Belirlemek

Mutlaka okunması gereken İnsan Beynini Geliştiren 7 Roman

Kadınlar C.nsellikte Hangi Burçla Uyumlusunuz İşte Cevabı?

Bir Erkeğin Gözünde Tatlı Görünen 5 Kadın Karakteri

‘Seni Seviyorum’ Demesinden Daha Anlamlı Küçük Ama Önemli 7 Şey

Cinsel Keşif ve Psikoloji Üzerine Son Yıllarda Çekilmiş En İyi 4 Film

Başladıktan Sonra Elinizden Bırakamayacağınız 5 Mükemmel Kitap

Ölmeden Önce Mutlaka İzlenmesi Gereken 5 Başyapıt Film