Yılmaz Erdoğan’ın Umutsuzca Yolladığı İlk Öyküsünün Gırgır Dergisinde Yayınlanması

Yılmaz Erdoğan’ın Umutsuzca Yolladığı İlk Öyküsünün Gırgır Dergisinde Yayınlanması

(Yılmaz Erdoğan’ın Hayatı hakkında geniş bilgiler aktaran Hakkari’den İstanbul’a Bir Şöhret Yolcuğu kitabından alıntıdır.)

İstanbul’u yavaş yavaş sevmeye başlıyordu. Bu kez de okulu sevmiyordu. İnşaat Fakültesi hiç cazip değildi; hele mühendis olup Hakkari’ye gitmek, orada inşaat yapmak, pek yapmak istediği bir iş değildi. İçinin derinliklerinde yavaş yavaş başka bir şeylerin kıpırdadığının farkına varıyordu. Aslında uzun süreden beri o şey kıpırdıyordu da, galiba farkında değildi. Günün birinde hissettiklerini yazmaya karar verdi. Oturdu, çizgili harita metod defterine ilk öyküsünü yazdı. Adı ”Hızine Arıyorsunuz”…Hakkari’de, yıkık bir Kilise de, arkadaşlarıyla oynarken, kendilerini gören bir köylünün başlarına bela kesilmelerini anlatmıştı. Hikaye komikti, adamın tavrı komikti, çocuklardan, buldukları hazineyi onu da ortak etmelerini istiyordu.

Yazdıkları acemiceydi, ancak komikti. Hikayesini Belma’ya okudu. Belma ona çok gülüyordu, çok komik buluyordu bütün arkadaşları gibi. Briç oynayan kahveden, arkadaşlarının arkadaşları arasına kadar ufak çaplı bir şöhreti vardı artık. Hakkarili komik çocuktu adı…Hikayeden sonra Belma, ”Sen neden yazmıyorsun bu oynadıklarını. Bak ne güzel hikaye yazmışsın” dedi. Ve o andan itibaren kafasının içinde bir ampul yandı. Yoksa Belma, ona gönderilmiş Tanrı’nın bir elçisi miydi? YAZ!…Peki yazalım. Oturdu devamını getirdi hikayeciliğinin; yazdığı ikinci hikayesinin adını da ”Bakire Postacı” koydu. Bakire Postacı o evde bomba gibi patladı. Yüksek sesle okundu ev ahalisine ve aile meclisi kararıyla Gırgır’a yollanmaya karar verildi.

Gırgır Dergisi, o sıra memleketin en büyük mizah dergisi, yüzbinler satıyor ve her sayısında bir de mizah öyküsü yayınlıyordu. Kimsenin, hele kendisinin hiç umudu yoktu. Hikayeyi yolluyor ve beklemeye geçiyor. Ve Gırgır büyük sürprizi yapıyor, bir kaç hafta sonra hikayesini yayınlıyor. Gırgır’ın o sayısı o kadar çok elden ele dolaştı ki, yıprandı. Bizim evde de artık bir yazar vardı! Bu ev seninle gurur duyuyor.

Geceleri o yoksul evin tek neşesiydi artık. Herkesi gülmekten kırıp geçiriyordu. Doğaçlama senaryolar anlatıyor, birisinin başından geçen sıradan bir olayı o anda bir Film haline getiriyor, karakterine göre, artık kimin kısmetine hangi rol düşerse, herkese roller dağıtıyordu. Bir senaryosuna göre, günün birinde çok meşhur olacaktı. Müjde Ar, hala öyle Fahriye Abla erotizmini yayıyor olacaktı ortalığa, Müjde Ar’la aynı filmde oynayacaktı. Bütün arkadaşlara da roller
verecekti. Kendisi esas kızla tam öpüşecekken, Muhsin arkadan şöyle bir geçecekti, bundan fazla oynayamazdı bu kalas zaten…

Yılmaz Erdoğan Kimdir

Yılmaz Erdoğan, 1967 Hakkari doğumlu Kürt kökenli, Türk oyuncu, yazar ve yönetmen. Sadri Alışık Ödülleri en iyi erkek oyuncu, Altın Kelebek Ödülleri en iyi komedi dizisi, AACTA en  iyi yardımcı erkek oyuncu, Afife Tiyatro Ödülleri Cevat Fehmi Başkurt özel ödülü sahibidir.

Yılmaz Erdoğan Kitapları

Hüzünbaz Sevişmeler, Bana bir Seyhler Oluyor, Haybeden gerçeküstü Konuşmalar, Şimdi sen gidiyorsun ya herkes sana benzeyecek

Yılmaz Erdoğan Filmleri

Organize İşler, Vizontele, Kelebeğin Rüyası, Ekşi Elmalar, Son Umut,

Kaynak: edebivizör editörleri tarafından (Hakkari’den istanbula bir şöhret yolculuğu, Muhsin Kızılkaya / granada yay.) kitabından kısaltılarak ve resimleri alınmıştır

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir