Yazar Mina Urgan’a göre Kadınların Yaşını Saklaması ve en Güzel Yaşları

Yazar Mina Urgan, Kadınlarda en güzel yaş ve yaşlarını saklama konusundaki tutumlarına dair, samimi ve içten görüşlerini yazdı. Ve kendisi için en güzel yaşın kaç olduğunu söyledi.

Gençliği bir mutluluk dönemi sanmak yanılgısına düşenler, ihtiyarlığı da, acıklı, hatta biraz ayıp bir dönem sayıyorlar. ”Artık ben ihtiyarladım” diyince”hayır, ihtiyarlamadınız, sadece yaşlandınız” diyorlar. Sanki yaşlanmakla ihtiyarlamak aynı anlama gelmiyormuş gibi, ”ihtiyarlamak” hafifçe müstehcenbir sözcükmüş gibi. Bir de ”sizi çok iyi gördüm” lafı var. Benden genç olanlar, benimle karşılaşır karşılaşmaz ”sizi çok iyi gördüm” diyorlar selam yerine. Bunu otomatik olarak söylerken, iyi niyetliler, ”vah zavallı! Amma da çökmüş!” diye düşünüyorlar. Kötü niyetliler de, ”bu moruk da hala ayakta kaldı.”diyorlar içlerinden. Oysa ihtiyarlamak, hiç utanılacak bir durum değil, üzülecek bir durum da değil.




Bernard Shaw, yaşını açıkça söyleyen bir kadından korkulması gerektiğini; çünkü bunu açıklayan bir kadının her şeyi açıklayabileceğini söyler. Yaşımı bildirekten hiçbir zaman çekinmedim. Hatta iyice ihtiyarladıktan sonra, biraz gururlu, nerdeyse övünerek ilan etmeye başladım tam kaç yaşında olduğumu. Onun için, yüzlerine bir maske takarcasına ağır makyajlarla yaşlarını gizlemeye çalışan kadınları pek anlayamıyorum. Belirli bir yaşa kadar makyaja hiç karşı değilim. ”Otuzuma basınca ben de makyaja başlayacağım” derdim kendi kendime. Ama bu iş çok vakit aldığı için, üşendim, başlayamadım. Sonra otuz beşe erteledim makyajı. Sonra kırka. Kırktan sonra da iş işten geçti zaten.

On yıl kadar önce annemin gençlik arkadaşı Bedia Muvahhit’le karşılaşmıştım bir lokantada. Yanına gittim, eğildim, ”Bedia Teyze, yetmişimi aştım” diye fısıldadım kulağına. Bu münasebetsiz lafımla onun da yetmişini çoktan aştığını söylemek istediğimi hemen anladı. ”Sus, terbiyesiz kız!” diye beni şakadan azarladı. Bedia Muvahhit, pek beğenmediğim o ağır makyaj maskelerini yüzüne geçirirdi ama, zakasına da, espirilerine de diyecek yoktu. Bana kalırsa, bir insanın yaşamında en güzel yıllar gençlik değil, otuz beş ile kırk beş arasıdır. Gençliğin sıkıntılarından kurtulmuş, yaşlılığın sorunlarıyla henüz karşılaşmamışsınızdır. Ne çare ki, o güzel yıllar da geçer, her şeyin gelip geçtiği gibi.

Altmışından sonra, çok güç bir dönem başlar. Artık genç olmadığınız, orta yaşlı da sayılamayacağınız, yaşlanmaya yüz tuttuğunuz gerçeğine katlanmak zorunda kalırsınız. Hiç de kolay değildir bu. Ama bu acı gerçeğe katlananlar, ” artık ben yaşlıyım” diyenler, aklın alamayacağı bir rahata kavuşurlar. Eğer sağlık
durumları az çok yerindeyse, hiç kimseye muhtaç olmadan bir evde yalnız yaşayabiliyorlarsa, yaşlılığın huzurlu, hatta mutlu bir dönem olabileceğini anlarlar. Bunu anladıktan sonra da, yaşlılığın nimetlerinden yararlanabilmenin yolunu arayabilirler.

Kaynak: edebivizör editörleri tarafından (Mina Urgan-Bir Dinazorun Anıları/YKY) kitabından kısaltılarak alınmıştır.

İlişkide Aldatmadan daha çok Acıtan 6 durum

Öğrendikten Sonra Bir Kuş Tüyü Gibi Hafiflemenizi Sağlayacak 6 Psikolojik Gerçek

Bir Erkeğin Sizi Sevdiğini Gösteren 5 İstemsiz Davranış

Kadın M.stürbasyonu Hakkında 7 Şaşırtıcı Bilgi

Karakter Analizi Doğum Ayına Göre Belirlemek

Mutlaka okunması gereken İnsan Beynini Geliştiren 7 Roman

Kadınlar C.nsellikte Hangi Burçla Uyumlusunuz İşte Cevabı?

Bir Erkeğin Gözünde Tatlı Görünen 5 Kadın Karakteri

‘Seni Seviyorum’ Demesinden Daha Anlamlı Küçük Ama Önemli 7 Şey

Cinsel Keşif ve Psikoloji Üzerine Son Yıllarda Çekilmiş En İyi 4 Film

Başladıktan Sonra Elinizden Bırakamayacağınız 5 Mükemmel Kitap

Ölmeden Önce Mutlaka İzlenmesi Gereken 5 Başyapıt Film




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir