William Butler Yeats Kimdir ve İrlanda Edebiyatı'na Etkileri

William Butler Yeats Kimdir ve İrlanda Edebiyatı’na Etkileri

William Butler Yeats Kimdir ve İrlanda Edebiyatı’na Etkileri

William Butler Yeats Kimdir : İrlanda edebiyatının yaklaşık kırk yıl süren (1890 ile 1930 arası) Rönesans tarihini inceleyerek, yazarların tahakküm düzenini tersine çevirmek için icat ettikleri bütün çareleri, küresellikleri ve yapısal rekabetleriyle birlikte kronolojik ve uzamsal olarak gözler önüne serebiliriz. İrlanda rönesansı, edebi
düzene karşı başarıya ulaşmış bir başkaldırının tarihidir.

Kendi içinde tutarlı bir şekilde yeniden inşa edilen bu tarih, aynı zamanda genel modelimiz için de bir paradigmadır. Çünkü bütün olasılıkları, dil ve siyasetle ilgili bütün çözümleri, Shaw’un asimilasyonundan Joyce’un sürgününe kadar bütün konumları içermekte. Ve edebi isyanları (daha önceki ve sonrakileri) bütünüyle anlamamızı, birbirinden tamamen farklı tarihsel durumları ve kültürel bağlamları karşılaştırmalı olarak analiz etmemizi sağlayacaktır. Hem teorik hem de pratik bir kalıp sunmaktadır.




İrlanda örneğinin ayırt edici özelliği. Uzamın doğuşuyla bir edebiyat mirasının oluşum sürecinin örnek teşkil edecek kadar kısa bir zaman zarfında tamamlanmış olmasıdır. İrlanda edebiyat dünyası, oldukça kısa bir süre içinde merkezi edebiyatla kopuşun bütün aşamalarından (ve bütün hallerinden) geçerek. Merkezden
uzak uzamlara özgü estetik, biçimsel, dilsel ve siyasi olasılıkları gözler önüne sermiştir.

Sekiz yüzyılı aşkın bir süre boyunca Avrupa’nın içinde bir sömürge olarak atıl bir durumda kalan bu ülke. İlk milli kültür talepleri dile getirildiği sırada kendine ait hiçbir edebi kaynağa sahip değildi. Yine de yirminci yüzyıl edebiyatının en büyük devrimcilerinden bazıları burada ortaya çıkacaktı. Nitekim bugün rahatlıkla bir İrlanda mucizesinden bahsediyoruz.

Özetlemek gerekirse, İrlanda vakası aynı hareketin içinde hem eş zamanlılığı, yani bir edebiyat uzamının belli bir alandaki genel yapısını, hem de artzamanlılığı, yani bu yapının birkaç ikincil tarihsel fark dışında, aşağı yukarı dünyanın her yerinde gözlemlenebilir bir sürece göre ortaya çıkışını kavramamızı sağlayacaktır.

Yeats’in tiyatro ve şiir alanındaki projesi. G.B. Shaw’un Londra sürgünü. O’Casey’in gerçekçiliği. Joyce’un kıtasal sürgünü. Ve Gal dili yandaşlarının İrlanda’nın İngilizceden arındırılması için verdiği mücadeleyle, tekil bir tarihin benzersiz ve kendine özgü örneğinin ötesinde, neredeyse evrensel bir edebiyat tarihi ve edebi yapının genel resmi çıkar karşımıza.

Böylece Kafka’nın çözümlediği şekliyle bu ”küçük edebiyatların, siyasetle bağlantısının” tarihsel gerekliliğini hissedebilirdi. Siyasetle estetik arasındaki tuhaf ve girift bağı, edebi mirası biriktirmek için yapılan kolektif çalışmayı ve uluslararası edebiyat uzamına girmenin olmazsa olmaz koşulu ve yavaş yavaş geliştirilerek bu yeni edebiyatların zaman içinde özerkleşmesini mümkün kılan edebi icatları anlayabiliriz. İrlanda edebiyatının yeniden doğuşu hiç kuşkusuz, edebiyatın düzenini sarsmayı başaran ilk büyük olgulardan biridir.

William Butler Yeats Geleneğinin İcadı

William Butler Yeats

William Butler Yeats

İrlanda rönesansı (The Irish Literary Revival), 1890’la 1930 arasında İrlanda’yı icat etti. Yazarlara halkın ve ulusun kültür mirasını mezarından çıkarma ve halkın ruhunu ifade edecek bir edebiyat kurma görevini yüklemiş olan Romantik hareketten ilham alan, çoğunluğu İngiliz-İrlandalı bir grup entelektüeldi. Önce W. B. Yeats. Lady Gregory. Edward Martin. George Moore. Ardından (A.E rumuzlu) George Russell. Padric Colum. (Yeats’in Paris’te karşılaştığı) John Millington Synge, James Stephens- sözlü pratiklerden hareketle ulusal bir edebiyat üretmek için işe koyularak Kelt efsane ve hikayelerini derlediler. Kopyaladılar, çevirdiler, yeniden yazıya döktüler. Hikayelere, halk efsanelerine şiir veya tiyatroyla edebilik ve asalet kazandırırken, kolektif çabalarını iki temel hedefe yönelttiler.

Gal geleneğinin büyük anlatılarındaki halkın simgesi haline gelmiş kahramanları gün ışığına çıkarıp sahneye koymak, bir yandan da ulusal ruhu içinde barındıran ve Gal mistizminin bir aracı olan saf köylü edebiyatını gündeme getirmek. Cuchulain ve Deirdre, İrlanda ulusunun ve İrlanda halkının büyüklüğünün ete kemiğe bürünmüş hali olarak görülüyor. Özellikle Standish O’Grady’nin 1878-1880 arasında Londra’da yayımlanan öncü eseri History of Ireland: Heroic Period (İrlanda’nın Tarihi: Kahramanlık Dönemi) dirilişçi yazarlara çeşitli tiyatro uyarlamaları ya da anlatılarda kullanacakları ilk efsaneler repertuarını sağladı. Cuchulain efsanesinin bu versiyonu edebiyatta defalarca ele alınarak, söz konusu karakteri bir ulusal kahramanlık modeli haline getirdi.

Yeats’in ilk metinleri, bir bakıma Gal kültürünün altın çağını dirilten halk anlatılarıydı.

Fair and Folk Tales Teh Irish Peasantry (1888), İrlanda’da halk hikayeleri türünün yayılmasına ve seçkinleşmesine büyük katkıda bulundu. The Wanderings of Oisin 1889’da yayımlandı, (sırasıyla 1892 ve 1893’te yayımlanan) The Countess Kathleen and Various Legends and Lyrics ve deneme, öykü, tasvir derlemelerinden oluşan ünlü Celtic Twilight da aynı çizgideydi.

Edebi kaynaklardan yoksun uzamlarda, Herder’in fikirlerinden etkilenen yazarların başvurduğu ve ilk çarenin, edebiyatın popüler bir tanımını benimsemek ve halkın kültürel pratiklerini derleyip ulusal sermayeye dönüştürmek olduğuna dair hipotezimizin burada doğrulandığını görüyoruz. Edebiyat öncelikle halk efsanelerinin, öykülerinin ve geleneklerinin saklandığı bir arşiv olarak tanımlanmıştır.

Yeats, ulusal bir edebiyatın ve repertuarın temelini atmakla ilgilenen ve fakir ülkede halkın eğitimi için çabalayan bütün entelektüeller gibi, hızla tiyatroya yöneldi: 1899’dan 1911’e kadar, kendini İrlanda tiyatrosunu kurmaya vakfetti. Tiyatro onun için hem ulusal edebiyatı hayata geçirmek için öncelikli bir araç, hem de İrlanda halkını eğitmek için pedagojik bir gereçti.



Yeats , İrlanda Edebiyat Tiyatrosu’nu Edward Mrtyn ve George Moore’la ile birlikte 1899’da kurdu.

1902’de Yeats’in ünlü Cathleen ni Houlihan’ı burada (yeni adıyla İrlanda Ulusal Tiyatrosu’nda) sahnelendi, daha sonra Yeats ve George Moore, Ossian efsanelerinden Diarmuid ve Grania’nın tiyatro uyarlaması üzerine
çalıştılar. 1904’te İrlanda Ulusal Tiyatrosu Abbaye’e yerleşti, İrlanda edebiyatının geliştirilmesine katkıda bulunan Synge, Lady Gregory ve Padraic Colum’un oyunlarını sahneledi.

Synge Aran Adaları’nın dilini kullanıyordu. Lady Gregory ise -Yeats bir süre onunla birlikte çalışacaktı- Kiltartan lehçesi ile oyunlar yazıyordu. Bu kolektif edebiyat girişiminin en azından başlangıçtaki amacı, halka hitap eden yeni bir ulusal İrlanda edebiyatı kurmaktı. 1902’de Yeats, ”Bizimkisi, 1870’li yılların başındaki Rus hareketi gibi bir halka dönüş hareketidir” diye yazmıştı. Celtic Twilight’ta ise şöyle diyordu. ”Popüler sanat aslında düşüncenin en eski aristokrasilerinden biridir (…). Bütün büyük sanatların kök saldığı bir topraktır.

Ulusal bir edebiyat yaratma sürecinin bu ilk, büyük oranda kolektif evresinden sonra, İrlanda Rönesans’ını destekleyici ve önderi, ayrıca çok kısa zamanda resmi ve ulusal bir kuruluşa dönüşmüş olan Abbey Tiyatrosu’nun kurucusu olan Yeats, Dublin’de ulusal şiirin adeta canlı abidesi haline geldi.

İrlanda onun attığı bu ilk adımla, yani bu ilk sermaye birikimi sayesinde kendi edebi varlığını ortaya koyabildi. Sonraları 1923’te kurucu olarak resmi statüsünü ve özellikle İrlanda’nın edebi açıdan farklılığını yani varlığının kabulünü doğrularcasına Yeats Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. Fakat en azından 1916 ayaklanmasından sonra, siyasi alanda ölçülü tutumu ve tereddütleri, Yeats’i bir taraftan yeni İrlanda edebiyatının babası, diğer taraftan da Londra’nın edebiyat çevrelerine yakın duran ve orada baş tacı edilen bir yazar olarak iki yönlü bir figür haline getirdi.

1903 yılında, genç İrlanda Ulusal Tiyatrosu Dublin’de yeni oynanmış olan beş oyunluk repertuarını Londra’da sahnledi. Londralı eleştirmenlerin oybirliği ile onu takdis etmesi ve bir İngiliz haminin desteği, Yeats’e Dublinli eleştirmenlerin tek başına sağlayamayacakları bir şöhret kazandırdı. Ama bu şöhretin kendisi, her şeye rağmen mesafeli durduğunu iddia ettiği bir merkeze olan bağlılığının göstergesiydi.

Kaynak: Dünya Edebiyat Cumhuriyeri-Pascale Casanova / Varlık yayınları kitabından alınmıştır

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir