Ümit Yaşar Oğuzcan Hayatı

Ümit Yaşar Oğuzcan Hayatı

1926’da Tarsus’ta doğdu. Bir memurun oğlu. Konya Askeri Ortaokulu’nu, Eskişehir Ticaret Lisesi’ni bitirdi. Önce Osmanlı Bankasında (Ankara), sonra da İş Bankası’nın çeşitli şubelerinde (Adana, Ankara, İstanbul) memur olarak çalıştı. Bankanın Halkla İlişkiler Müdürü oldu. Bir süre Kültür Yayınları’nı yönetti. Emekli olduktan (1977) sonra, Oğuzcan Sanat Galerisi’ni kurdu. 4 Kasım 1984’te İstanbulda hayatını kaybetti.




Ümit Yaşar Oğuzcan’ın şiirleri, hem geleneksel şiirimizin, hem de garip akımının izlerini taşır. Hece ile yazılmış, ölçülü uyaklı şiirleri yanında, serbest ölçülü şiirleri de vardır. Çoğunlukla aşk, yalnızlık, ölüm, çaresizlik vb. gibi duygusal konuları işledi. Bir duygu şairi olduğu kadar, toplumsal bozuklukları dile getiren güçlü bir yergicidir.

  • Ümit Yaşar Oğuzcan’ın kendi Ağzından Hayatı: Önce şunu belirtmek yerinde olur “benim hayatım roman değildir. Baştan başa şiirdir benim hayatım, şiirdir ve aşktır. Köhne dünyayı 1926 yılında
    şereflendirdim. Daha doğrusu çilem 1926 yılında Tarsus’ta başladı. Babamın adı Lütfi, anamın ki Güzide. İlk çocukluk yıllarımdan bu yana çeşitli kazalar, hastalıklar, ameliyatlar geçirdim. Üç yaşımda bacağım kırıldı, dört yaşımda mangala oturdum, beş yaşımda 20 basamak taş merdivenden düştüm, yedi yaşımda
    başıma sandık kapağı düştü, bu arada fazla ateşli olarak geçirdiğim kızamık sonucu kekeme kaldım, (o günden beri ateşliyimdir.) 14 yaşımda apandisit, 19 yaşımda böbrek (tek böbrekliyim), 30 yaşımda bademcik ameliyatları geçirdim. 22 yaşımda evlendim. Düşme, boğulma, otomobil kazası nev’inden geçirdiğim ufak tefek tehlikelerden sonra 3 kere de canımdan bezdim. İntihara teşebbüs ettiğimi sanırım ki aranızda bilmeyen yoktur. Bunların sebebi sizi, bu husustaki merakınız da beni alakadar etmez tabii.
  • Geçirdiğim kazaları sayarken 22 yaşımda evlendiğimi de söylemiştim. Eşimin adı Özhan. Vedat ve Lütfi adlarında iki oğlum var. Yaşları 18 ve 15. Babamın memuriyeti dolayısıyla çeşitli illerde, çeşitli okullarda okudum. 1946 yılında Eskişehir Ticaret Lisesi’ni bitirdim. Aynı yıl Ankara’da Osmanlı Bankası’na girdim. Bir yılı doldurmadan ayrıldım. Adana’da İş Bankası’na girdim. İş Bankası’ndaki memurluğum 14 yılı buldu.
  • Adana, Turgutlu, Niğde ve Ankara’da çeşitli görevlerde çalıştım. Neşriyat Müdür muavini iken 1961 yılı başında İş Bankasından ve Ankara’dan ayrıldım. (Sonradan İş Banin Fatih ve Beyazit subelerine iki defa tayin edildiysemde verilen görevleri begenmedigim için istifa ettim.) 6 ay kadar Yapı ve Kredi Bankası’nda çalıştıktan sonra adımı taşıyan bir yayınevi kurdum. 2-3 yil yalnız kalemimle geçirdim. Sonra işlerim bozuldu, uzun bir süre işsiz kaldım, hayli sıkıntı çektim. Bu arada Akbank’ın İzmir şubesine tayinim çıktı. Canım İstanbul’dan ayrılamadım. Bir yıl kadar da bir reklam şirketinde Muhasebe Müdürlüğü yaptım. Bir buçuk yıldır Akbank Umum Müdürlüğü’nde Krediler İkinci Müdürü olarak çalışıyorum. Hayatımdaki istifaları yekünü 9’dur. Cok güzel istifa ve aşk mektupları yazdığımı hiçbir tevazua kapılmadan söylemeliyim.
  • İlk şiir denemelerime 10-11 yaşlarında başladım. O zamanki çocuksu denemelerim Eskişehir İnkılâp İlkokulu’nun Yankı adındaki duvar gazetesinde çıkmıştı.Basında ilk şiirlerim 1940-1941 yılları arasında Rahmetli Faruk Şükrü Yersel’in teşvikiyle Eskişehir’de Kocatepe ve Sakarya gazetelerinde çıktı. O günden
    bu yana gecen 25 yıl içinde çeşitli dergi ve gazetelerde yazdım. Eserlerim bölümünde anlatacağım kitaplarım yayınlandı. Çeşitli antolojilerde şiirlerim çıktı, 5 şiir plağı doldurdum. Şiirlerimin bazıları “Fransızca, İngilizce, Rusça, Bulgarca, Lehçe, Rumca ve Arapça’ya çevrildi.
  • Hiciv şiirlerimi 2 yıla yakın bir süredir Cumhuriyet gazetesinde yayınlıyorum. On yıl kadar önce bir şiir kitabımın arka kapağında hayatımı anlatırken “Hayatımdan şairliğimi alıp çıkarırsanız geriye önemli bir şey kalmaz. Öylesine tutkunum şiire.” demiştim. Bu sözüm doğruluğunu ve tazeliğini hâlâ muhafaza
    ediyor. Bugüne kadar kesin olarak kaç bin şiir yazdığımı bilmiyorum. Fakat verimli bir şair olduğum hakkındaki yaygın bir kanıya da katılmıyorum. Duyduklarımın ve yazmak istediklerimin pek azını yazabilmişimdir.
  • Şiirin en güç sanat dalı olduğuna inanıyorum ve bence şiir duygu ve düşüncelerin, kelimelerle en yoğun, en mükemmel şekilde ifadesidir. Kelimeler mısraları, mısralar da şiiri meydana getirir. Ben mısralar kurarken anlam kadar, ahenge de önem veririm. Hayatım ve sanatım hakkında söyleyeceklerim bu kadar… Söylemediklerim şiirimde var. Hayatımı şiirlerime koymuş bir şairim ben. Ve şiirim hayatımdır:
    (İstanbul, 18 Aralık 1966)

Ümit Yaşar Oğuzcan Kitapları

Şiir: İnsanoğlu 1947, Deniz Musikisi 1949, Dillere Destan 1954, Dolmuş 1955, Aşkımızın Son Çarşambası 1955, Bir Daha Ölmek 1956, Kör Ayna 1957, İki Kişiye Bir Dünya 1957, Beni Unutma (İlk kitapların toplam basımı 1959), Karanlığın Gözleri 1960, Seninle Ölmek İstiyorum 1960, Akıllı Maymunlar 1960, Üstüme Varma
İstanbul 1961, Yeni Dünya Rekoru 1961, Sevenler Ölmez 1962, Ötesi Yok 1963, Bir Gün Anlarsın 1964, Sadrazamın Sol Kulağı 1965, Mihriban’a Şiirler 1965, Biraz Kül Biraz Duman 1966, Taşlar ve Başlar 1966, Toprak Olana Kadar 1968, Göbek Davası 1968, Ben Seni Sevdim mi 1968, Aşk mıydı O 1969, Halktan Yana 1970, Önce Sen Sonra Ben 1971, Rubailer 1972, Yalan Bitti 1975, Eski Yalnızlığımdır Aşkım Benim 1978

Gezi: Avrupa Görmüş Adam 1967

Seçki (antoloji): Garip Şiirler Antolojisi 1958, Şiirimizde Aşk ve Kadın 1961, Şiirimizde Ayrılık 1961, Şiirimizde Tabiat 1962, Şiirimizde Taşlama 1962, Şairlerin Seçtikleri (2.basım 1974), Çocuklara Şiirler 1974, Aşık Veysel 1972

Öteki Kitapları (düzyazı): Sahibin Arayan Mektuplar 1961, Hüzün Şarkıları 1963, Mihriban’a Mektuplar 1965Ü

Ümit Yaşar Oğuzcan’ın Yazmak Üzerine Yorumu: Nasıl yazıyorsunuz diye çok sordular bana. Çoğunluk, ” Nasıl Yazmam ” cevabını verdim. Fakat size daha geniş bir açıklama yapacağım. Bende şiirin iki devresi var: Oluş ve yazış diye anlandırabiliriz bunları. Oluş’un süresi belirsizdir. Gün de olur, ay da olur, yıl da olur. Oluş tamamlandıktan sonra, tıpkı bir yer altı nehri gibi içimde biriken şiir, çıkış noktası arar. Bulur bulmazda fışkırır oradan. Artık yazış devresi başlamıştır. Ve daima kısa sürer bu devre. Çok süratli yazar ve bitrdikten sonra da artık üzerinde oynamam şiirin.

Kaynak: Ahmet Köklügiller-Nasıl Yazıyorlar kitabı-Ümit Yaşar Oğuzcan-Anılar Düşünceler/özgür yayınları




[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir