Rus kadın: Nazım artık Türkiye'de Seviliyor mu?

Rus kadın: Nazım artık Türkiye’de Seviliyor mu?

Rus kadın: Nazım artık Türkiye’de Seviliyor mu?

Rus kadın: Nazım artık Türkiye’de Seviliyor mu? : Geçen yaz (1988) çağrılı gittiğim Moskova’da Nazım’ı ‘Novo Deviçe Mezarlığı’nda ziyarete gittim. Orada seçkin bir yeri var Nazım’ın; Çehov’la, Gogol’le, tüm Sovyet devrim büyükleri ile komşu yatıyor. İlk anda yerini bulamayınca, çevirmenim geçmekte olan kadına mezarın yerini sordu.

Kadın eliyle koymuşçasına buldu yeri gösterdi Nazım’ı. Sonra da şu soruyu yöneltti.: ‘O artık orada, Türkiye’de seviliyor mu?’ Olumlu yanıtladığımda kadının yüzünde beliren kıvanç anlatılır gibi değildi. Bir yabancının, Nazım’ın kendi ülkesinde uğradığı akıl almaz haksızlığın ortadan kalkışına bu denli sevinmesinin, kendi ülkem adına yüzümü kızarttığını söylemeden geçemeyeceğim.

Gerçi, vatan toprağına gömülmek için vasiyeti var Nazım’ın. Var ama o vasiyette bulunurken devletinin, bunca yıl sonra kendi halkına pisliğini yedirecek kadar (Cumhuriyet 23 Ocak 1989, Celal Başlangıç) geriye gideceğini hiç aklına getirebilir miydi Üstelik Nazım, tek örnek de değil! Vatandaşlık hakları ellerinden alınmış, ülkesinden uzakta, sürgünde yaşamak zorunda bırakılmış binlerce insanımız var şimdi. Dilerim Nazım’ın da, onların da dönüşleri umduğumuzdan daha yakındır.

Kaynak: Edebivizör editörleri tarafından Leyla Erbil’in, Türkiye İş Bankası Kültür
Yayınlarından çıkan Zihin Kuşları kitabından kısaltılarak alıntılanmıştır.

NOT: Nazım Hikmet, ünü ülke sınırlarını aşan, her dil de her kalpte muhakak bir şiiri olan bir şairdir. Kendisinin edebi alanı dışında yaşamıda hakikaten çok zordur. Çok sevdiği ülkesinden ayrı kalmak, yıllarca hasret olmak ve bunları şiirlerine yansıtmak hepimizin bildiği bir gerçektir onun adına. Ne var ki Nazım Hikmet’in düşlerini kurduğu bir dünya hiçbir zaman olmadı.

Afrika da aç bir çocukla Japonya’da atom bombasına hep maruz kaldı çocuklar. Zenginlerin ve güçlülerin sömürdüğü bir dünyada onu iyiliklerin, güzelliklerin ve hepimizin şairi olarak hatırlamak daima söz konusu olacaktır. Çünkü o, kendisi dışında bütün herkesin dünya işlerine kafa yoracak kadar hümanist biriydi. Nazım Hikmet’i, Nazım Hikmet yapanda belki de buydu. Edirne’de birisi açsa Erzurum’da bunu hissedecek kadar naif ve hassas bir kalpti. Hiç doldurulamayacak sonsuza kadar yeri.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir