Roman Okumak ve Karakterleri Gerçek Hayata Uydurmak

Roman Okumak ve Karakterleri Gerçek Hayata Uydurmak

Roman Okumak ve Karakterleri Gerçek Hayata Uydurmak

Roman Okumak ve Karakterleri Gerçek Hayata Uydurmak : Bu yazımızda kitapların içindeki dünya ile gerçek hayat arasında bir bağlantı kurup, iki çizgi arasında bir bütünlük arayışının içine girmeyi amaç edindik.

Roman okumak seküler ölçekle dinsel ölçek arasında, ayrıntı ile örüntü denebilecek şeyler arasında sürekli gidip gelmek demektir. Romanın seküler dürtüsü hayatın büyültülüp yayılmasından yanadır, roman sıradan olanın hislerini alıp satan en büyük borsa simsarıdır. Hayatımızın hallerini genişleterek sahnelere ayrıntılara dönüştürür, bu halleri gerçek zaman ritmine yakın bir ritim içinde yarıştırmaya çalışır.

Bir Hanımefendinin Portresi kitabında Henr James’in yaptığını düşünün, Isabel Archer’in bir sandalyede oturup evliliğinin nasıl başarısız olduğunu düşündüğü o beş-altı saate koca bir bölüm ayırmıştır. Kırk yıl sonra, Deniz Feneri’nde Bayan Ramsay pencerenin önüne oturacak, çocuklarını, kocasını, başka pek çok şeyi düşünecek, hiç kımıldamadan durması gerektiğini unutacaktır; kımıldamadan durması gerekiyordur çünkü Lily Briscoe portresini yapmaktadır.

Bayan Ramsay aslında bir portrenin merkezinde bulunduğunu unutmuştur, bir romanın merkezinde bulunduğunu, romanın kadın kahramanı olduğunu unutmuştur. Bu seküler bir unutuştur. Roman kendisine özgü hayatla öylesine doludur ki, sonsuzluğun ışığı altında görülen insan hayatı-yani ölüm olarak hayat-dikkatsizlikle kapı dışarı edilmiştir.

Ölüm kükreyerek geri gelecektir ama henüz değil, henüz değil. Roman bu seküler unutuş ölçeği kanalına girdiği zaman kahramanlarının sonsuza kadar yaşamasını ister. Niçin ölmeleri gerektiğini anlayamaz. Hatırlayın, Cervantes ölüm döşeğinde yatan, son anda seyyar şövalyelikten vaz geçen Don Quijote’ye nasıl istemeyerk ve neredeyse üstünkörü bir biçimde veda eder. Don Quijote, Sancho Panza’yı çağırır, ondan kendisini bağışlamasını ister.

”Ölmeyin efendim”di gözü yaşlı Sancho’nun yanıtı. Don Quijote üç gün daha yaşadı, vasiyetini yazdırdı, sonra yanında bulunan ve ağlayıp inleyen insanların arasında ruhunu teslim etti, yani kısacası öldü. O kullanılarn dilin yoksulluğu, neredeyse acemiceliği, hiç genleşip duygusallaşmaması çok dokunaklıdır. Sanki Cervantes’in kendisi bu olaya şaşırmıştır. Kendi yarattığı kişinin ölümü karşısında öylesine kederlenir ki dili tutulur sanki.

Kaynak: James Wood, Hayatın En Yakın Benzeri, Can yayınları

İlişkide Aldatmadan daha çok Acıtan 6 durum

Öğrendikten Sonra Bir Kuş Tüyü Gibi Hafiflemenizi Sağlayacak 6 Psikolojik Gerçek

Bir Erkeğin Sizi Sevdiğini Gösteren 5 İstemsiz Davranış

Kadın M.stürbasyonu Hakkında 7 Şaşırtıcı Bilgi

Karakter Analizi Doğum Ayına Göre Belirlemek

Mutlaka okunması gereken İnsan Beynini Geliştiren 7 Roman

Kadınlar C.nsellikte Hangi Burçla Uyumlusunuz İşte Cevabı?

Bir Erkeğin Gözünde Tatlı Görünen 5 Kadın Karakteri

‘Seni Seviyorum’ Demesinden Daha Anlamlı Küçük Ama Önemli 7 Şey

Cinsel Keşif ve Psikoloji Üzerine Son Yıllarda Çekilmiş En İyi 4 Film

Başladıktan Sonra Elinizden Bırakamayacağınız 5 Mükemmel Kitap

Ölmeden Önce Mutlaka İzlenmesi Gereken 5 Başyapıt Film

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir