Osmanlıda Rum İstanbul Edebiyat Cemiyeti

Osmanlıda Rum İstanbul Edebiyat Cemiyeti

Osmanlıda Rum İstanbul Edebiyat Cemiyeti Syllogos ile değişmeli olarak kurulmuştur. Başkentteki Rumların hatırı sayılır mali ve entelektüel kaynakları ile desteklenen bu cemiyet, imparatorluktaki diğer Rum Cemaatlerince kurulmuştur. Benzer örgütler arasında kısa sürede seçkin bir konuma yükselmişti.

Cemiyetin 1863’te çıkarmaya başladığı ve 20. yüzyıla kadar aralıksız yayınını sürdürdüğü dergisinin ilk sayısında, devletin laik halk okulları açma ve ülkenin endüstriyel ve tarımsal üretimini destekleme çabalarına değinilmekteydi.




Dergide ayrıca ”Osmanlı, Ortodoks, Ermeni ve Avrupalı” üyelerden oluşan Osmanlı ilim Cemiyeti’nin çalışmalarına da atıfta bulunuyordu. Edebiyat Cemiyeti yöneticileri bu tür örneklerle, Doğu halkları edebiyat ve ilim alanında üstünlüğü yakalamak için hep birbirlerine meydan okumuşlardır; bunlar (edebiyat ve ilim) olmaksızın ne toplum ne de birey herhangi bir ilerleme kaydedebilir’ düşüncesine olan inançlarını ortaya koymuştu.

Edebiyat Cemiyeti’nin görüşüne göre, kültürel ilerleme, milli cemaatin bütünlüğünü ilgilendirmekteydi. Cemiyetin önde gelenleri, Ermeni ve Yahudi milletlerine mensup aydınların halklarını aydınlatma amacıyla dergi çıkardıklarına dikkat çekiyordu. (Osmanlıda Rum İstanbul Edebiyat Cemiyeti)

Osmanlı-Rum entelektüel liderleri açısından Rum dini cemaati içerisinde eğitim derneklerinin kurulmasını mutlak suretle zorunlu kılan şey ise, halkların ”yüksek eğitim kuruluşlarından yoksun” olduklarını görmeleriydi.

Cemaat liderlerinin inancına göre, bu durum, bireysel ve toplumsal rekabetin genişlediği bir dünyada ciddi bir dezafantajı ifade ediyordu. Cemaatler tarafından sponsorluğu yapılan ve düzenlenen kültürel etkinlikler, söz konusu olumsuzlukları bir ölçüde telafi edebilirdi. Edebiyat Cemiyeti, esas amacını kültürün yayılması olarak belirlemiş, böylece, dergi çıkarmak baştan itibaren örgütün ana hedeflerinden biri olmuştur.

Yayın sorumluluğunu üstlenen kişiler derginin alanı ile içeriğini kılı kırk yararak bir itina ile planlamışlardı. 1863 yılında 500 baskı yaparak ayda iki kere çıkmaya başlayan dergi, cemiyet üyeleri arasında entelektüel yaratıcılığı teşvik amacıyla her sayısında üyelerin iki yazısına yer veriyordu.

Kültürün yayılması amacına yönelik olarak dergi, başta yabancı yayınlardan alınan araştırma raporları olmak üzere cemiyete üye olmayanların çalışmalarını yayınlıyordu. Derginin ciddiyetinin en iyi göstergesi, basılan yazılara ait bütün tablo ve çizelgelerle kaynakçılarının tamamının editör tarafından basıma dahil edilmesidir.

Okur çevresi ise dergiyi ücretsiz alanlardan, yıllık belirli bir tutar karşılığı abone olanlardan ve ayrıca dergiyi değişim yoluyla edinen diğer yabancı ve Yunanistan’da basılan dergilerin yayın yönetmenlerinden oluşuyordu. Dergide çıkan makalelerin çoğu, ilk olarak halka açık konferanslarda sunulan metinlerdi.
Bunlar daha çok Bizans devrinin yanı sıra klasik Yunan ve Roma dönemlerine ilişkin olarak filoloji, ve tarih alanlarında yapılan çalışmalardan oluşmaktaydı.

Yazıların Mahiyeti

Söz konusu yazılar geçmişin göz alıcı yaratıcılığına sahip uygarlıklara dilsel ve tarihsel göndermelerde bulunmak sureti ile çağdaş Yunan halkları arasında etnik gurur duygusunun güçlenmesini sağlıyordu. Antik dönemler konusunda çok sık yazılar yayınlayan dergi, ayrıca okuyucularının etnik kimliğine doğrudan katkı da bulunuyordu.

Örneğin, edebiyat, tarih ve arkeoloji konularıyla, derginin Türkiye’nin Avrupa yakasındaki dört rum vilayeti: Trakya, Makedonya, Epiros ve Teselya olarak adlandırdıkları yerleri konu alan en iyi makaleleri yazacak şahıslara ödüller vaat edilmekteydi.




Bununla birlikte, dergide çıkan bütün yazılar, ister uzak geçmişte geçmiş olayları konu alsın, ister güncel meselelere değinsin, isterse de halk şarkılarının metinlerini sunmakta olsun, Osmanlı devlet erkanını rencide etmemek için titizlikle gözden geçiriliyordu.

Edebiyat Cemiyeti başkent ve civarında yaşayan Rumları aydınlatmaya yönelik çeşitli konular üstüne konferanslar düzenlemekteydi. Eğitime dair kararlı bir tavır ortaya koyan Cemiyet, astronomiden etiğe, filolojiden fizyolojiye, pek çok alanda konuşmalar yapılmasını sağlıyordu.

Halka açık konuşmalarda bütün bilim dalları yer alsa da, başta tarih olmak üzere beşeri, ilimlere daha fazla ağırlık veriliyordu. Bu durum dinleyicilerin tercihleri kadar muhtemelen konuşmacıların ilgi alanlarınında göstergesiydi.

Tarihsel konulara değinen konuşmacıların en çok rağbet ettikleri alan eski Yunanistan idi. Roma ve Bizans’ında ilgi odağı olduğu bu konferans dizilerinde Fenerliler ve Neohelenizm gibi başlıklarda rağbet görüyordu. Gerek yazılı gerek sözlü olsun, sponsorluğunu üstlendiği bütün faliyetlerde cemiyet, siyasi
nitelikli herhangi bir şeyin yer almaması için özellikle dikkat ediyordu.

Başlangıçta desteklediği etkinlikler en dar anlamda resmi bir kültür olarak aydınlanmayla sınırlanmış olan cemiyet, bu şekilde başkentin gittikçe zenginleşen kozmopolit Rum nüfusunun isteklerini yansıtmaktaydı.

Kuruluşunu izleyen 10 yıl içerisinde Rum Edebiyat Cemiyeti, faliyet alanıyla etkinliklerinin niteliğini önemli ölçüde genişletmiştir.

Başkentteki Rumlar tarafından daha çok tanındıkça ününe ün katan Syllogos, artık taklit edilir olmuş, şehirde Rumların yaşadığı her alanda cemiyetin desteği ile benzer organizasyonlar kurulmaya başlamıştı. 1871’de yalnızca İstanbul’da sayıları yediye ulaşan ve her biri diğerlerinden bağımsız olan bu cemiyetler, Syllogos’un öncülüğünde her türlü eğitim faliyetini desteklemek konusunda işbirliği yapmaya karar vermişlerdi.

İmparatorluğun diğer şehir ve kasabalarındaki Rum cemaatler başkentte eğitim alanında gerçekleştirilmiş ilerlemeyi örnek almaya başlamış ve 1870 yılların ortalarında düzinelerce eğitim derneği kurmuştur. Bu eğilim tam da Edebiyat Cemiyetinin, faliyet alanını ve nüfuzunu genişlettiği dönemle aynı zamanda
ortaya çıkmıştır.

Cemiyetin çalışmalarını yakından takip eden bir zenginden mali yardım alan Syllogos, başkentteki ve taşradaki cemaat okulları ile beraber çalışmak üzere özel bir daire kurmuştur. 1871’de benimsenen yeni tüzük gereği, cemiyet İmparatorluktaki Rum dünyasının tamamında eğitimle ilgili etkinlikler düzenleme görevini üstlenmişti.

Osmanlıda Rum İstanbul Edebiyat Cemiyeti Ödüllü Yarışmalar

Örneğin bu amaçla başkentteki öğrencilere yönelik olarak ödüllü yarışmalar düzenlenmiştir. Eğitim dernekleri kurmak isteyen cemaatler ne yapmaları gerektiği konusunda bilgi almak için Syllogos’a danışırlardı.

İmparatorluktaki eğitim koşulları üzerinde düzenli olarak araştırmalar yapan Syllogos, zaruret içindeki okulları destekleyen derneklerede maddi yardımda bulunmuştu. Nihayetinde Syllogos, misyonuna mümkün olan en geniş anlamı kazandırmış, Osmanlı topraklarındaki Helenler ile Helenleşmiş kimselerin Yunan dilinde eğitim alabilme hedefine yönelmişti. Edebiyat Cemiyetinin George Hasiotis (cemiyetin 1870’lerdeki genel sekreteri) gibi en coşkun destekçileri, dini cemaatin sınırlarını aşan bir kültürel cesaret sergilemekteydi.

Batı cemiyetlerinin sağladığı başarıların farkında olan Hasiotis, organizasyonun eğitim alanında sağlayacağı gelişmenin gün gelip Doğuya kültürel konularda Avrupa halkları ile rekabet etme şansı vereceğini ümit ediyordu.

Ellinikos Filologikos Syllogos’un Rum milletinin eğitim işlerinde sahip olduğu seçkin konum, İstanbul’daki Rum liderlerinin toplumsal itibarı ve cemiyetin Osmanlı dünyasının dışına uzanan çok çeşitli bağlantıları ile güvence altına alınmıştı. Londra’dan St. Petersburg’a önde gelen Avrupa Başkentlerinde yaşayan Rumlar cemiyete her türlü katkı da bulunmaktaydı.

Ayrıca, Syllogos’un yönetici kadrosu Batı Avrupa’dan Yunan olmayan kimseleride onur kuruluna dahil etmeyi ihmal etmemişti.

Bunun yanında, Babıali’deki Yunan büyükelçisinin cemiyet üyesi yapılması, Yunan Krallığı ile sıkı ilişkiler kurulmasını sağlayacaktır. Üyeliği döneminde bu aydın büyükelçinin yani Alexander Rangavis’in halka açık konferanslar vermesi, cemiyetin kültürel itibarının artmasına önemli katkılarda bulunmuştur. Sahip olduğu bu mali toplumsal değerlerle İstanbul Edebiyat Cemiyeti, özel girişime dayalı bir örgütten ne beklenilirse o derecede cemaat eğitimine katkıda bulunmaktaydı.

Etkinlikleri, üyelerinin kentli, eğitimli ve başarılı niteliğini yansıtıyordu. Rum milletine entelektüel maya sağlayan cemiyet, eğitim etkinliklerini düzenleyen bir organ gibi hareket ediyordu. Ve dört bir yana dağılmış Helenizm merkezleri için kültürel bir standart oluşturulmasına destek veriyordu.

Ne var ki cemiyet bu merkezlerin farklı farklı toplumsal ihtiyaçlarını karşılayacak durumda değildi. Oldukça itibar sahibide olsa, Syllogos. İmparatorluğun kent merkezlerinde ayrı ayrı cemaatler tarafından kurulmuş sayısız toplumsal örgütler arasında tek başına bir kurum olarak duruyordu.

Kaynak: Gerasimos Augustinos- Küçük Asya Rumları / dipnot yayınları kitabından alınmıştır.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir