Osmanlı da Yunanca Gazeteler ve Rum Basını Tarihi

Osmanlı da Yunanca Gazeteler ve Rum Basını

Osmanlı da Yunanca Gazeteler ve Rum Basını : Osmanlı İmparatorluğunda, Yunan toplumun tahsili ve tarihsel bilinç sahibi bir dokuya kavuşma yoluna girmesinde eğitim kurumları çok önemliydi. Ve onlar kadar önemli bir diğer etmen de, entelektüel bağlantı noktası sağlayacak ve paylaşılan çıkarlara dayalı olarak grup bilincini yükseltecek biçimde basının ve basılan malzemelerin artış göstermesiydi. Bu sektörün gerektirdiği esaslı teçhizat yatırımı ve büyük okur kitlesi sebebi ile, başkent ve İzmir, Küçük Asya Rumları için başlıca basım ve gazete yayın merkezleri olacaktı.




Yunan dilinde yayınlanan gazeteler her iki şehir de de 1840 öncesinde çıkmaya başlamıştı. Matbaa makinalarının teminine hem patrikhane hem halk dernekleri destek vermekteydi. İzmir’de ticaret birliği (Emporiki Leschi) daha 1830 yılından önce üyelerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere bir basımevi kurmuştu.

1840 yılından 1860’lı yıllara değin Osmanlı nüfusunun ağır bastığı iki büyük şehirde çıkan gazetelerin sayısı ve buralardan dağıtım önemli ölçüde artış göstermişti.

Başkentte Rum Patrikliği Astir o Anatolikos’u (Doğu Yıldızı) yayınlanmaya başlanmıştı. Bu gazete 1860’larda Karma Meclis toplantı tutanaklarının zabıtlarını basacaktı. 1840’larda İstanbul’da çıkmaya başlayan, muhafazakar eğilimli dergi O Tilegrafos tou Vosporou, Rum nüfusunun yoğun olarak yaşadığı başlıca Küçük Asya merkezlerinde ve Balkanlarla birlikte Atina’da dağıtılmaktaydı. Yunan dilinde çıkan yayınların dışında, Türkçe konuşan Ortodokslara ulaşmak amacıyla da dergiler vardı. Karamanlıca yayınlanan gazete ve dergilerde ortalıkta boy göstermeye başlamıştı.

Örneğin böyle bir yayın olan Anatoli, yüzyılın ortalarında yayın hayatına başlamıştır. Tahmin edileceği üzere, bu yeni organların mali desteği, iç bölgelerden gelerek başkentte yerleşmiş ve Türkçe konuşan Rumlar tarafından karşılanıyordu. Bu kişiler kendi yerel cemaatlerini göz önünde bulundurarak teşkilatlanıyordı. Böylece Terakki gazetesini çıkaran Nevşehir Brotherhood (Nevşehirliler Birliği) örneğinde olduğu gibi kendi gazetelerini çıkarıyorlardı.

Rum basınının önemi sadece, Rum Cemaatlerinin ilgi ve desteğine sahip oluşu değildi. Düvel-i Muazzama’nın sultanın Hristiyan uyrukları ile daha da çok ilgilenmeye başlamasına ve imparatorluk idarecilerinin duraklama dönemindeki devleti güçlendirme ve istikrara kavuşturma çabalarının artmasına bağlı olarak. Etnik basının sahip olduğu potansiyel, yabancıların etkisi altına girmemiştir. Sonuçta, yayıncılarda etnik basının, cemaatler açısından önemini kabul etmişlerdi.

Bu durumu hiçbir şey İzmir gazetesi Amaltheia ile şehirde oturan İngiliz konsolosun içinde yer aldığı şu olay kadar iyi açıklayamaz. Yıllardır yayınlanagelen gazete, Majesteleri kraliçenin konsolosu aracılığı ile İngiliz hükümetinden mali yardım almaya çalışıyordu. Aklında ülkenin çıkarları olan elçi, derhal Amaltheia’nın taleplerini gerçekleştirecek, ayrıca bir Ermeni dergisine de mali yardımda bulunacaktı. Konsolosa göre. Hristiyan cemaatlerin nüfusu günbegün artmakta idi ve bu cemaatlere mali destek sağlamak İngiliz çıkarlarına iki şekilde hizmet etmekteydi.

a) Her iki cemaatin insanlarının kafasında daha güçlü bir izlenim bırakmak açısından basından yararlanılabilirdi. Söz konusu cemaatler yerel nüfusun öylesine büyük bir kısmını oluşturmaktadırlar ki, (imparatorluğun refaha çıkmasında olan çıkarlarımızı ilgilendir) bu politika gerçekten samimidir.
b) Osmanlı imparatorluğunun hızlı bir çözülüş yaşadığıyla ilgili hayallere kapılmadan Rum ve Ermeni hristiyanları harekete geçirmek için de bu yayınlardan istifade edilebilir. Fakat bu hayaller, üzülerek söylemeliyim ki, her iki cemaatin kafalarında da yer etmiş durumda.

Amaltheia’nın editörü, basının nasıl yararlı olabileceğini açığa kavuşturmak amacıyla İngiliz hükümetine yazdığı ve hiç şüphesiz konsolosun teşviki ile kaleme aldığı bir mektupta. Gazetenin Rum Cemaati içerisinde sahip olduğu role değinmektedir.

”Gazete (Amaltheia) bir taraftan, her inançtan uyruklarına karşı şimdiki hükümdarın himayeci yaklaşımı, hükümetinin yardımsever tutumu ve son olarak da suistimaller karşısında, dışarıdan göz kırpan sadakatsizlik çağrılarına kulak vermenin tehlikesi gibi konularda kamuyu aydınlatmak suretiyle bu memleketin hükmetine hizmet etmeye çalışıyordu. Öte yandan kendi çabalarıyla, dindaşlarına yararlı bilgiler öğretmeye ve avantajlarını anlatmaya çalıştığı genel eğitimi elinden geldiğince yaşama geçirme uğraşı veriyor.”

Bir ölçü de gazetenin tarafını tutmakla birlikte, bu ifade yine de imparatorluk ve dışında var olan politik gerçeklikler konusundaki bilinci ve kültürün etnik grubun çıkarlarına verdiği desteği kusursuz biçimde yansıtmaktadır.

Osmanlı imparatorluğunda Yunanca çıkan yayınların gösterdiği gelişme, hem Helenizm dünyasında meydana gelen değişikliklerin ölçütü hem de bu değişiklikleri ortaya çıkartan vasıtalardan biriydi. Yıllar ilerledikçe Rum yayınlarının kapsamı ve dağıtımı da artıyordu. Telgrafın toplum yaşamına girmesinden önce haberler, esas olarak yöresel idi ve genelde basının yetenekleri ile okuyucunun çıkarlarını yansıtmaktaydı.




Dış dünyaya dair haberler daha çok hükümet kararlarının basımı ile sınırlanmıştı. Diğer cemaatlerde yaşanan gelişmeler ya da deniz yoluyla gelen resmi kaynaklı haberlerden ya da olaylara vuku buldukları tarihte yer vermiş olan diğer yerel gazetelerden öğreniliyordu. 19. yüzyılın ikinci yarısında daha güvenilir ve daha süratli iletişim araçları gazetelerin daha geniş bir alana dağıtılmasını sağlayacaktır. Böylelikle memleketlerinden uzakta olanlara cemaatlerindeki gelişmelerden daha fazla haberdar olma fırsatı tanınacaktı.

Yunanca çıkan gazetelerde basılan yazıların içeriği bir on yıldan diğerine değişiyordu.

Şüphesiz bu artış gösteren yerel haberlere bağlı bir gelişme değildi. Yerel haberlerin büyük kısmı şekil açısından aynı kalacaktı. Kamu meseleleri ve özel ilişkileri konusunda pratik faydalı yazılar. Politik gelişmelere de yer verilmekteydi, fakat bunlar genelde imparatorluğu etkileyen uluslararası meseleleri ya da ülkenin diğer alanlarındaki Rumları ve gayrimüslimleri konu alıyordu. /Osmanlı da Yunanca Gazeteler/

Yunan krallığındaki meseleler ise ciddi politik haberlerin önemli bir kısmını oluşturmak sureti ile basında kendine kalıcı bir yer edinmişti. Basın aracılığıyla imparatorluktaki Rum cemaatlerinin dikkati Yunan devletinin milli siyasetine gittikçe daha çok çekilmekteydi artık.

Son olarak İmparatorluğun dört bir yanında Rum nüfusunun yoğun olduğu merkezlerde gazeteler ve basılı çalışmaların sayısı kat kat artmışsa da, bunlar bir süre sonra karşılarında Yunanistan’da basılan yayınları bulmuşlardır. Krallık sınırları içinde yayınlanıp ülke dışındaki cemaatlere gönderilen kitap, dergi, gazete ve broşürler 1870 sonrasında imparatorluktaki Rum merkezlerinin bölgesel önemini gölgede bırakacaktı.

Bu yayınlarda vurgu dinsel olandan çok laik meseleler, cemaatten çok milli kaygılar üzerine yoğunlaşıyordu. Ve bölgesel farklılıklardan çok geniş ve standartlaştırılmış bir kültürü yansıtıyordu. Fakat bu durum, birinin diğerini muhakkak yerinden ettiği anlamına gelmiyordu. Milli kültürün öğrenilmesi Rum cemaatlerinin yerel etnik dünyası içinde ilgi uyandırmaktaydı. Her iki dünya, basın vasıtasıyla bir arada olabiliyordu, fakat daha küçük olan kültür, özerk özne olmaktan çok artık bir ilgi nesnesiydi.

Kaynak: Küçük Asya Rumları-Gerasimos Augustinos / dipnot yayınları kitabından alınmıştır.

[Toplam: 1   Ortalama: 5/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir