Nietzsche'den Böyle Buyurdu Zerdüşt Kitabının Yazılma Hikayesi

Nietzsche’den Böyle Buyurdu Zerdüşt Kitabının Yazılma Hikayesi

Nietzsche’den Böyle Buyurdu Zerdüşt Kitabının Yazılma Hikayesi

Nietzsche’den Böyle Buyurdu Zerdüşt Kitabının Yazılma Hikayesi : Bu yazımızda Filozofun kendi ağzından kitabının yazılması nedenini yazacağız.

Herkes için, kimse için bir kitap

Şimdi sırada Zerdüşt’ün öyküsünü anlatma var. Eserin ana fikri olan bengi-dönüş düşüncesi, erişebilecek o en yüksek olumlama ilkesi 1881 yılı ağustosuna denk düşer. Bir kağıt parçasına karalanmıştır. Altında şu yazılıdır. ”İnsan ve zamanın 600 ayak ötesinde”. O gün Silvaplana gölü kıyısındaki ormanlarda yürüyordum. Surlei yakınlarında, piramit gibi yükselen kocaman bir kayanın dibinde mola verdim. Bu düşünce orada aklıma geldi. O tarihten birkaç ay gerilere gittiğimde bir önbelirti olarak, beğenilerimin, özellikle musikide birdenbire ta derinden değişiverdiğini görüyorum. Zerdüşt’ü belkide baştan başa bir musiki sayabiliriz. Şurası açık ki yepyeni bir kulak istiyordu onun için. Vicenza yakınlarındaki bir küçük dağ kaplıcasında, Recoaro’da geçirdiğimiz 1881 baharı, maestro’m ve dostum Peter Gast benim gibi yeniden doğmuşlardandı.





Ve ben farkettik ki, musiki denilen Anka kuşu her zamankinden daha bir hafif, daha bir ışıldayan kanatlarla dolanıyordu üstümüzde. O günden bu yana, 1883  şubatında birdenbire inanılmaz koşullar altında yaptığım doğuma dek geçen süreyi –önsözde birkaç cümlesini aktardığım son bölüm, tam Richard Wagner’in Venedik’te öldüğü kutsal saat bitirilmiştir– evet, o süreyi hesapladığımda, gebeliğimin 18 ay sürdüğü anlaşılır. Tıpatıp bu sayının çıkması, benim bir dişi fil olduğum düşüncesini getirir insanın aklına, –Buda’cıların aklına hiç değilse,– Yakında eşsiz bir şey geleceğinin yüzlerce belirtisini taşıyan Gaya Scienza bu araya rastlar:

Zerdüşt’ün başlangıcı bile vardır onda; dördüncü kitabın sondan önceki parçasında Zerdüşt’ün ana düşüncesi vardır. –Karışık koro ve orkestra için yazılmış “Yaşama Övgü” de gene bu zamana rastlar; partisyonu iki yıl önce Leipzig’de E.W. Fritzsch yayınevinde çıkmıştır.

O yıl, içinde olduğum durumun, o sonuna dek olumlayan uttkuyla, tragik tutku dediğim şeyle dolup taştığım durumun hiç de yabana atılmaz bir belirtisidir bu. İlerde bir gün beni anmak için çalıp söyleyecekler onu. –Sözleri (üzerinde duruyorum, çünkü yanılgıdır alıp yürümüş bu konumda) benim değildir; o sıralar dost olduğum genç bir Rus kızının, Bayan Lou von Salomè’nin[1] şaşılacak esininden çıkmadır. Şiirin son bölümünden herhangi bir anlam çıkarabilen kimse, neden bu şiiri seçip beğendiğimi, neden ona hayran olduğumu anlayabilir: Büyüklük var o sözlerde.

Yaşama karşı bir itiraz sayılmıyor acı: “Artık bana verecek mutluluğun kalmadı mı, ne çıkar! Acıların var daha”. Burasında benim musikim de büyüktür belki (La –klarneti’nin sonuncu notası do diyez değil, do olacak. Baskı yanlışı.) –Ertesi kışı Cenova yakınında, Chiavari ile Portofino arasına sokulan o sevimli, sessiz Rapallo koyunda geçirdim. Sağlık durumum hiç de parlak değildi; kış soğuktu, son derece yağmurluydu. Kaldığım küçük han denizin hemen üzerindeydi, öyle ki geceleri dalga çıkınca uyunmuyordu; istemediğim ne varsa hepsi hemen toplanmıştı orada. Gene de, sanki benim ilkemi, yani gerçekten birdiyeceği olan şeyin “her ne olursa olsun” ortaya çıkacağını kanıtlamak ister gibi, o kış, o güç koşullar içinde ortaya çıktı Zerdüşt’üm.

–Öğleden önceleri Zoagli’ye giden güzelim yolda, çamlıklar içinden geçerek güneye doğru çıkıyordum; göz alabildiğine denizi görüyordum ayağımın altında. Öğleden sonraları, sağlık durumum elverdikçe, Santa Margherita koyunu ta Portofino’nun ötesine dek bir baştan bir başa dolanıyordum. Bu yerler, bu görünüşler, İmparator Üçüncü Friedrich’in oralara olan büyük sevgisi yüzünden daha değerliydi benim gözümde. 1886 güzünde yolum gene o kıyılara düştüğünde, bu küçük, unutulmuş mutluluk ülkesine onun da son gelişiydi. –Bu iki yol boyunca Zertüşt’ün bütün birinci bölümü doğdu kafamda; en başta Zerdüşt’ün kendisi, kişiliği doğdu: Daha doğrusu çullandı üstüme…

Kaynak: Ecce Homo-Nietzsche




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir