Mina Urgan Evlenmeden Çocuk Yapmak İstiyordum

Mina Urgan Evlenmeden Çocuk Yapmak İstiyordum

Mina Urgan Evlenmeden Çocuk Yapmak İstiyordum

Mina Urgan Evlenmeden Çocuk Yapmak İstiyordum : Gençliğimde de yaşlılığımda da küçük çocukları özellikle bebekleri tutkulu bir sevgi ile sevdim. Otuzuna doğru bu sevgi, fena halde yoğunlaştı. Çocuk istiyordum. Ama evlenmeden çocuk istediğim için, ortada bir sorun vardı. Evliliğe kesinlikle yanaşmıyordum. Evliliğin bana çok zor gelmesinin nedeni, yalnız yaşamaktan hoşlanmamdı.

Monogam bir insandım, yani tekeşliliğe inanıyordum. Ama o tek eşle aynı evde oturmaya gönlüm razı değildi. Onu hergün görmek; ama geceleri evimde tek başına kalmak, tek kişilik yatağımda kitabımı okuyup, tek başına uyumak istiyordum. Üstelik beraber yaşayanların doğal olarak, birbirlerinin en
kötü yanlarını gördüklerini, bunun da bir ilişkinin bozulmasına neden olabileceğini bilmekteydim.




Bu tutumumun hiç de normal sayılmayacağını biliyorum. Çünkü normal bir kadın sevdiği erkekle sabahtan akşama kadar ve geceleri de beraber olmak ister. Ama ne yazık ki, ben normal değildim bu konuda. Ancak uzak deniz kaptanıyla rahat rahat evlenebilirdim. Adam iki üç ay ortadan yok olacak. Sonra gelecek, üç dört gün, bilemedin bir hafta evde kalacak.

Özlem ve aşk içinde beraber olacasın. Sonra kaptan, şilebinde görevine geri dönecek. Hongkong’a, Singapur’ ya da Şili’ye gidecek. Mutluluk içinde sürüp gidebilirdi böyle bir evlilik. Ne var ki, herkesin eşi uzak denizlerde kaptanlık edemez elbette. Ve gördüğüm kadarıyla evliliklerin çoğu mutlu değil. Çok iyimser olduğum halde, işin iç yüzünü anlayınca evli çiftlerden ancak yüzde onunun gerçekten mutlu olduğu kanısına vardım.

Yüzde doksanı ise, kimi zaman örtülü kalan, kimi zaman apaçık ortaya çıkan bir çatışma halinde. Rahmetli arkadaşım Niyazi Berkes, evliliği bir boks maçına benzetirdi. Balayı biter bitmez karı koca ringe çıkarlar, maç başlar. Eğer dövüşenlerden biri nakavt olursa, ya da bir şike yapıp yenilgiyi kabul ederek yere
serilirse, o evlilik kör topal yürür.

Ama maç devam ederse, bitkin düşen çiftin ringinden çıkmaktan yani boşanmaktan başka çare kalmaz. Gelgelelim boşanmak da kolay değildir. Çünkü çocuklar vardır, karşılıklı çıkarlar vardır, alışkanlıklar vardır. Üstelik yalnız kalmaktan ödü kopar herkesin. Tüm bunlara karşın, bir an gelir, artık dayanmaz hale gelirler. Elli yıl sonra, tüm tanıdıklarını hayretler içinde bırakarak ayrılıverirler.

Kaynak: (Mina Urgan, Bir Dinazorun Anıları YKY)




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir