Leyla Erbil Ölümle bir araya gelen Yüz Yazar

Leyla Erbil Ölümle bir araya gelen Yüz Yazar

Leyla Erbil Ölümle bir araya gelen Yüz Yazar

Leyla Erbil Ölümle bir araya gelen Yüz Yazar : Türkiye yazar örgütlerinden ses gelmiyordu. (PEN Başkanı Karadul İstanbul dışındaydı. İkinci başkan Kabacalı, öteki yönetim kurulu üyelerinin de burada olmadığını, kimseyi bulamadığını söylüyordu). Biz oraya buraya koşuşurken, Yaşar Kemal iki arkadaşıyla televizyonda barıştırıcı rolüyle göründüğünde içimize su serpildi; ancak ilk çabaları başarısız olmuştu.

Genç kuşak yazarları, bana, ”Biz yapalım” dediler! Bir gün, bir gece sabahladık, hazırladık herşeyi. Aşağıda bizim ulaşabildiğimiz örgütlü ya da örgütsüz iktidara karşı, el ele vererek mücadele etme bilincini gösterenlerin imzaları var. Bu yüz yazar imzalı bildiri, yazılı ve görsel basında pek yer almadı.




Sadece Evrensel Gazetesi ve Demokrasi Gazeteleri kısa da olsa yer verdi. Cumhuriyet Gazetesinin Anadolu baskısında gördüklerini söyleyenler oldu. Ancak yüz yazarı bir araya getirme açısından ilkti ve çok şey anlatıyordu! Divan’da: Mina Urgan, Vedat Günyol, Müştak Erenus, Arif Damar, konuşmacı olarak ben vardık.

Ulaşamadıklarımızdan, Yaşar Kemal’in (her vakitki gibi) telefonu ve vaksı yanıt vermedi ama Tv’de Zülfü Livaneli ile birlikte çalışmaları sürüyordu, izliyorduk. Ulaştığımız halde imza vermeyenlerden Ahmet Altan, gazetesinin sütununda hergün makaleleri ile mücadele ettiğini, ayrıca ölüm karşısında ”bildiri” mücadelesi vermekten utandığını söyleyerek özür diledi, imza verenlerin çoğunun bir köşe yazarı olmadığını anımsayalım!

Mehmet Fuat ve Özdemir İnce metne takıldılar. Bizimse (bizim değil ölecek çocukların) onların onaylayacağı incelikte bir metni yeniden ele alacak vaktimiz kalmamıştı. Tomris Uyar’sa, ”Bu hükümetten ben hiçbir şey istemem” dedi. Herkes kendine göre haklıydı hani.

Ölüm orucunun durmasında bir nebze rolümüz olmuş mudur bilemiyorum ama bu tavrımı hiç değilse Yaşar Kemal’in iki yazarla değil en az yüz yazarla desteklendiğini yansıtmıştır. Ancak genç bir kadın yazar arkadaşımın ölüm orucunun sona ermesi üzerine telefonda hıçkırıklarını işittiğimde, sanki ölen 12 kişiyi diriltmişiz, ölecek olanları da şimdiden kurtarmışız gibi benim de (Türkçede adı olmayan bir duyguyla!) gözlerim sulandı. Ancak bu genç yazar, sevinç gözyaşlarının arasına şöyle sözler de karıştırıyordu:

”Sosyalist bir yazarın iç kişiden başka kimseye haber vermeden işe kalkmasına ne diyorsun? Bu bize yapılır mı, bizi sıfırlamaktır bu! Üstelik bizim bültene imza da vermediler, fakslarını, telefonlarını kilitlediler, ayrımcılığın dil alası değil mi bu? Söylesene nasıl Sosyalist bunlar!”

Bu sözler sonradan beni çok düşündürdü. Ünlü, medyatik meslektaşlarımın bu tavrına ben yıllardır alışmıştım aldırmıyordum ama, genç arkadaşım doğru bir noktaya mı dikkatimi çekiyordu? Bir hata var mıydı ortada? Sizlerin de düşünmesini istedim. O gün acıyla, Türkçe de karşılığı olmadığını söylediğim sözcükle: O acılı, sevinçli, utançlı, hüzünlü, kararsız duyguların arasında genç yazar arkadaşıma çare olarak, PEN TYS gibi yazar örgütlerine üye olmasını ve yönetimde çalışmasını ya da kendi düşüncesinde olanlarla birlikte başka bir sivil toplum örgütü kurmasını önerdiğimi anımsıyorum! Bilmem girişimlere başladı mı yoksa her şeyi unuttu gitti mi?

İMZA VEREN YAZARLAR

Kaynak: edebivizör editörleri tarafından Zihin Kuşları-Leyla Erbil’/TİB Kültür Yayınları kitabından kısaltılarak alınmıştır.




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir