Kızıl Saçlı Deli, Van Gogh’un Kulağı Kesik Portresinin Hikayesi

Kızıl Saçlı Deli, Van Gogh’un Kulağı Kesik Portresinin Hikayesi

 

Vincent Willem van Gogh, Hollandalı art izlenimci ressam. Van Gogh Eserleri Batı dünyası sanat tarihinin gözbebeği ve kendisi en tanınmış ve en etkili şahsiyetlerinden biridir. On yıldan biraz fazla bir süre içinde aralarında 860 yağlı boya tablonun da olduğu 2.100 kadar resim ve çizim çalışması üretti ve bunların çoğu yaşamının son iki yılında yapılmıştır. Kendisi üzerine bir çok kitaplar yazılmış hatta Van Gogh Filmi bile yapılmıştır

Vicent’in Daveti üzerine Ekim 1888’de Guagin, Arles’a gelir. Birlikte müzeleri gezer, Delaccroix, Rembrant gibi ressamların eserleri üzerine uzun uzun konuşurlar. Vincent’in bu hayatından hoşnut haline karşın Guagin zamanla düşüncesini değiştirmeye başlamış, Vicent’le geçinemediklerini yazmıştır Theo’ya. Tabiatlarının uyuşmadığını, bu yüzden de Vicent’le birlikte oturamayacaklarını söylüyordu bir mektubunda. Ancak zamanla barışmışlar ve Guagin Theo’ya yeniden yazarak barıştıkları, bir önceki mektubunun ‘kötü bir düş’ olduğunu belirtmiş. İki sanatçı kişiliğin uzun süre aynı mekanı bölüşmesi, sıkışık yaşamak zorunda kalması ve buna eklenen Van Gogh Tabloları
üzerindeki sanatsal görüş farklılıkları onların tartışmalarına neden oluyor, bu tartışmalar zaman zaman yumruklaşmaya kadar varıyordu. Guagin’in barıştıklarını belirten mektubundan sonra
iki dost arasındaki geçimsizlik yine su yüzüne çıkmış; özellikle resim anlayışları konusunda başlayan tartışmalar giderek alevlenmişti.

Bir tartışmalarından sonra Vicent usturayla Guagin’in üzerine yürümüş, yumruk yumruğa kavga etmişler ve Guagin evi terk etmişti. Ateşi yükselerek ‘aşırı coşku’ya kapılan Vicent, kulağını kesmiş, kestiği parçayı genelevde bir kadına vererek Guagin’e göndermişti. Bunun üzerine çıkan şiddetli kavga sonrası postacı Roulin, Vicent’i zorla evine götürmüş, işin içine polisler karışmış, yatağında kanlar içinde buldukları Vicent’i hastaneye götürmüşler. Guagin’in bu durumu bildirmesi üzerine Theo, Arles’a gelerek ağabeyini hastanede bulmuş ve Noeli onun yanında geçirdikten sonra Guagin’le birlikte Paris’e dönmüş.

Bir süre sonra durumu biraz düzelen Vicent’in Theo’ya yazdıklarından anlaşıldığı üzere, bütün bu olan bitene karşın Vicent hala Guagin’in biraz bunalmış olduğunu düşünmekte ve onun sakinleştikten sonra yeni bir karara varmasını olasılıkla Arles’e dönmesini beklemektedir. Vicent’i kanlar içinde alarak evine götüren postacı Roulin’in ve ailesi Vincent’in resimlerine de modellik etmişlerdir. Beşik Sallayan Kadın olarak bilinen resimde bunlardandır. Anne ve babasından sonra tanıdığı ideal çift olarak söz eder Vincent, Roulin ve karısından. Karı kocanın birbirleri ve çocukları ile olan ilişkisi onu mutlu etmektedir ve bu ailenin Roulin’in görevi nedeni ile Arles’tan ayrılması Vincent’i üzer. O sıralar aile konusunda hassasiyeti artmıştır.

Artık Van Gogh Hayatı sanat üzerine kurgular, Arles’te yaşadığı bu dönemde çalışmaktan başka bir şey düşünmez, ama kendini aşırı yorması sonucu fiziksel ve ruhsal açıdan bitkin düşer. Guagin’le yaşadıklarıda onu derinden üzer.

Van Gogh, Sanatının, yaratıcı gücünün doruğundaydı. Ancak çılgınlık krizleri geçirir zaman zaman ve yeterli beslenemediği için beden sağlığı da bozulur; gıdasızlıktan dişleri dökülmekte ama o, sahip olduğu her şeyi yoksul insanlarla paylaşmaya, harcamalarında resim gereçlerine öncelik vermeye devam etmekteydi. Hastaneden çıktıktan sonra ise mahalleli onun aralarına karışmasını istemez; tuhaf davranışlarından bıktıkları gibi, Guagin’le kavgası ve kulağını kesmesi nedeniyle, Vincent’in kendilerine de zarar verebiliceğinden korkar olmuşlardır. Belediye Başkanına mektup yazarak ‘Kızıl Saçlı Deli’ olarak adlandırdıkları Vincent’in akıl hastanesine yatırılmasını isterler. Van Gogh, Kulağı sarılı Portre üzerine bu dönemde çalışır ve kısa sürede yapar. Gerek Paris’te yaptığı portresi, gerekse bu portre ve diğerleri onun ruh durumunuda yansıtmaktadır ve sonraki yıllarda resim sanatı ve psikolojik açıdan yapılan değerlendirmelerde bu portrelerin taşıdığı ifade önemli olmuştur. Zaten Vincent, çok açık biçimde insanın ruhsal yapısının görünümüne yansıdığını söylemiş, sanatçı olarak da ruhun resme yansıması, bir anlamda sanatçıyı -kendini- yansıtması gerektiğini söylemiştir.

Kaynak: edebivizör editörleri tarafından ( Dahiler Ve Aşkları, Çiğdem Sezer / Theo’ya Mektuplar, Vincent Van Gogh Çev. Pınar Kür YKY. 2006 İSTANUL / Akıl Hastası ve Sanatçı, Süleyman Velioğlu, Yaşam Yayınları 1978 istanbul / Van Gogh, çev. Sema Bulutsuz, Literatür yayınları 2005 / Vicent Van Gogh Sanatı ve Duygular, çev. Semih Aydın, Haz: Kerem Keskiner, Alkım Yayınları 2000 istanbul / Van Gogh Bir Dahinin Hayatı ve Yapıtları, çev. Begüm Akkoyunlu, yayın kordinatörü Ali Karabayram, Dost Kitabevi 2005 Ankara ) kitaplarından kısaltılarak alıntılanmıştır.

[Toplam: 1   Ortalama: 5/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir