Karl Marx’ın Ölümü ve Son Günleri

Bu yazımızda sizlere günümüzde bile Dünyanın seyrini değiştirenler arasında ilk başlarda gelen, ideolojik düşünceleri ya da ekonomik tahlilini kabul edenin de etmeyeninden çok iyi tanıdığı Karl Marx’ın Ölümü ve son günlerini inceledik. Bu yazımızda

  • Marks’ın mezarı nerede
  • Marks’ın Ölümü
  • Marks’ın hayatı  konusundaki sorularınıza cevaplar bulabileceğinizi umuyoruz.




Maitland Park Road’daki küçük evde yaşlanmış bir kadın kanserin son acıları ile mücadele içindeydi.  Eşi Marx’ın hayatı ise zatürre ve zatülcenb’in çifte hücümuna uğraşmış, bitişik, odada hayatla ölüm arasında bulunuyordu. İki oda arasındaki kapı açıktı iki hasta birbirlerinin sesini işitebilirlerdi. Bu dehşet verici bir şeydi. Şimdi, çocuklarının annesi Treves şehrinin en güzel kızı Jenny Von Westphalen neye benzeyebilirdi?

Eleonore babası Marx’a bir Londra Mecmuasının bir sayısını getirdi. Modern Düşüncenin Liderleri adlı bir makale serisinin 23. sayısında Marx’tan bahsediliyordu. Bu, bir İngiliz Mecmuasında çıkan onun hakkındaki ilk övücü makaleydi. 1881 Aralığının aynı günü, doktorlar yarım saat ayağa kalkmasına müsade ettiler. Marx, Jenny’nin yanına oturdu, onun elini tuttu. Sevgili karımın son günlerini neşelendirmek için. Onun bu meselelere karşı duyduğu derin alakayı bilirsiniz diyerek mecmuayı Jenny’e gösterdi. Üç gün sonra Jenny öldü.

İyileşmek üzere bulunan Marx Wight adasına gönderildi. Şimdi daha mukavemetli olduğundan doktor bir tek şey tavsiye ediyordu. Güneş. Ve yeniden kış geldi. Marx, Afrika’ya hareket etti. Afrika’da olağanüstü hadise, hava soğuk ve yağmurluydu. Cezayir’de geçirdiği iki buçuk ay boyunca neşeli günler pek az yüzlerini gösterdiler.

Mayıs gelince Fransa’ya gitmek için vapura bindi. Nice’de yağmur yağıyordu. Bir ay kaldığı Monte Carlo da yağmurluydu. Paris’te kızları ile buluştu. Argenteuil’de kızı Jenny Longuet ile serin ve bulutlu bir yaz geçirdi. Diğer kızı Laura Lafargue ile birlikte iki ay geçirmek üzere İsviçre’ye gitti. Lausanne ve Vevey’de yağmur yağdı ve gökyüzünü kurşun rengi kapladı.




Sonbaharda Londra’ya döndüğü zaman yollar kalın ve sarı bir sis tabakası ile kaplıydı. Wight adasına döndü. O yıl her yerde olduğu gibi, orada da yağmur yağıyordu. Ve gök kurşun rengindeydi. Soğuk onu odasına hapsetti. Postacı Marx’a bir telgraf getirdi. Telgraf Paris’ten geliyordu. Annesinin adını taşıyan kızı, Jenny birdenbire ölmüştü.

Ertesi gün vapurla Londra’ya hareket etti. Ateşi mi vardı? Muhakkak, çünkü titremeler içindeydi. Sadık hizmetçileri Lenchen Demuth Marx’ı yatağa yatırdı. Boğazı ve ciğer boruları öylesine yanıyordu ki güçlükle nefes alabiliyor ve bir şey yiyemiyordu. Her şeyi bir perdenin arkasında görüyordu.

Karl Marx’ın Ölümü

Konuşmak üzere yatağının yanında oturan bu insanlar kimlerdi? Oh! Hiç şüphesiz, onlardan biri Engels’di. Çok iyi! Ve öteki, kızı Eleonore’ydı. Çok iyi! Fakat bütün öteki yakınları neredeydi? Neredeydi Jenny Von Westphalen? Kızı Jenny de onu bırakmıştı. Çocuklarının çoğu onu bırakmıştı; onlardan bazılarını yaşatabilmişti, fakat yaşayanlar ne güçlükler çekmişti. Bunu herkes anlayacaktı.

Dokunduğu her şey ters gidiyordu. Yağmur yağıyor ve ilmi nazariyeleri kabul edilmiyorlardı. Büyük bir alimdi-alimlerin en büyüğü- fakat her tarafta müthiş bir karışıklık hüküm sürüyordu ve onu maskelemesi gerekiyordu. Bu, düşmanlarının çoğunun çevirdiği bir dolap olmalıydı. Düşmanları onu kovuyorlardı. Düşmanlarını mahvetmesi gerekiyordu.




Kuvvetini zalimce kullanması gerekiyordu. Bu cüceler yığınını mahvedemediği müddetçe, yeni bir mağlubiyetle karşı karşıya gelecekti. Ve Marx’ın buna tahammülü yoktu. Buna tahammül için vakit çok geçti. Altmış beş yaşındaydı ve Prusya kralı onu sınırlardan dışarı atabilirdi.

Marks’ın hastalığı konusunda doktorlar ciğerinde bir apse olduğunu bildirdiler. Fakat, iyileşeceğinden emin bulunuyorlardı. Hep uzanıp yatmasını istemiyorlardı. Marx’ı her gün bir kaç saat bir koltuğa yerleştiriyorlardı. 14 Mart 1883’te hafif bir kanam geçirdi. Akşam Engels geldi.

Ona bir ananın çocuğuna gösterdiğinden daha fazla ihtimam gösteren iyi kalpli ihtiyar Lenchen’imiz Marx’ın odasına çıktı. Sonra aşağı indi. Bana Marx’ın yarı uyku halinde olduğunu ve odasına çıkabileceğimi söyledi. Odaya girdiğimiz zaman Marx uyumuştu, fakat bu uyanışı olmayan bir uykuydu. Nabzı durmuş ve nefes almıyordu. İki dakika içinde ızdırap çekmeden, huzur içinde ölmüştü.

Marx’ın Ölümü böyle gerçekleşmişti. 3 gün sonra karısının yanına Highgate Mezarlığı’na gömüldü. Gömülmesi sırasında hazır bulunmak üzere iki damadı, Longue ve Lafargue Paris’ten geldi. Liebknecht Almanya’dan yetişti. Highgate Mezarlığı’nda mezarının etrafında sadece yedi kişi vardı. Engels bir konuşma yaptı.

”Dünyanın en büyük mütefekkiri artık düşünmeyecek. Dünya, bu devin geçişiyle arkasında bıraktığı boşluğu idrak edecektir…Adı ve eseri gelecek asırların ebediliği içinde yaşayacaktır”. Marx’ın evi terk edildi. Engels, Marx’ın bütün evrakını, yazılarını ve emektar hizmetçi kadın Lenchen Demuth’u beraberinde alıp kendi evinin yolunu tuttu.

Kaynak:

Marks’ın Yıkılışı-Leopold Schwarzschild /

Frederic Engels: Serge’e Mektup 15 Mart 1883-Seçilmiş Mektuplar, s. 414 /

Franz Mehring; Karl Marx, s.535 (Almanca Baskı)




[Toplam:0    Ortalama:0/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir