İrlandalı Yazar Seán O’Casey Hayatı ve Edebi Yönü

İrlandalı Yazar Seán O’Casey Hayatı ve Edebi Yönü

1912-13’ten sonra, ama özellikle 1916’daki kırılmanın ardından -Yeats’in Dublin tiyatrosu ile arasına mesafe koyup, Japon No’sundan esinlenilen ayinsel, gerçeklikten uzak bir dramaturijinin arkasına sığındığı, şiirleriyle geçmişi ve yalnızlığı yücelttiği sırada- gerçekçi estetik Abbey Tiyatrosu’nda
kabul gördü.




Yeni nesil Katolik yazarlar ilk başlarda Yeats ve arkadaşlarının efsanevi, kırsal dünyasına karşı çıkıp ”Cork realistleri”yle, özellikle T.C. Murray ve Abbey Tiyatrosu’nu uzun süre yönetecek olan Lennox Robinson’la ilişkilendirilen köy gerçekliğini benimsediler. Fakat daha sonraları Seán O’Casey’in etkisi ile kentsel, daha siyasi bir gerçekliğe yöneldiler. Halk teriminin siyasi dönüşüm sürecinde çok önemli bir dönemdi bu. Geçirdiği evrimi neredeyse deneysel olarak takip edebiliriz.

1920 yıllarda kelimenin ulusal ve kırsal değerlere bağlı o eski Herderci anlamı hala geçerliydi, fakat Rus devrimi ve Avrupa da komünist partilerin yükselişi sonucu proleterya ile bir tutulan anlamı artık yerine oturmaya ve Herdercilikten gelen popüler estetikle ilgili varsayımları değiştirmeye başladı.

Popüler gerçekliğin bu yeni türü, İrlanda’ya Seán O’Casey’nin yapıtları ile girdi. Protestan kökenli olan fakat çok yoksul olan bir aileden gelen Seán O’Casey, toplumsal ve estetik açıdan İrlandalı Katoliklere Protestan burjuvazisinden daha yakındı. Kendi kendini yetiştirmiş aktif bir sendikacı olarak, 1914’te yarı askeri bir sosyalist grubu (Irish Citizzen Army) üye olmuş, fakat aynı yıl istifa etmiş, kısa süre sonrada köşesine çekilip milliyetçiliği yücelten, ama bir yandan da kahramanlığa dayalı ulusal mitolojilerin ne kadar muğlak ve tehlikeli olduğunu ortaya koyan oyunlar yazmaya başlamıştı.

Bunun yanı sıra komünist olduğunu ifade eden ilk İrlandalı yazarlardan biriydi. İlk oyunları The Shadow of a Gunman ve Cathleen Listens in 1923’te sahneye uyarladı, bir sonraki yıl oynanan Juno and the Paycock çok büyük bir başarı kazandı. Yeats bu oyunu ”tiyatro için adeta yeni bir umut, yeni bir hayat” diye övdü.

1926’da yani İrlanda’nın bağımsızlığa kavuşmasından üç yıl sonra oynanan The Plough and the Stars, baskıcı İngilizlere karşı direnişin sahte kahramanlarına yönelik mizahi ve acımasız bir hicivdi. Ne var ki oyun kargaşaya yol açtı. Seán O’Casey de İngiltere’ye sürgün gitmek zorunda kaldı. Konu olarak ulusal efsanenin kurucu miti mertebesine yükseltilmiş olan meşhur 1916 Paskalya Ayaklanması’nı işleyen oyun, hem devrimci mücadelenin doğaçlama yapısını, hem de baskıcı İngilizlerin yerini almaya can atan Katolik Kilisesi’nin nüfuzunu kıyasıya eleştiriyordu.




Yapıtının devasa skandallara yol açmasına rağmen, Seán O’Casey ekolünün kentsel ve siyasi gerçekliliği İrlandalı dramaturglarının büyük çoğunluğu tarafından benimsendi. Halkın ruhunun özü olarak görülen köylülüğün idealleştirildiği ve estetize edildiği yeni-romantizmden-önce kırsal olan, sonra kentsel
yaşamla, siyasi ve edebi moderniteyle ilişkilendirilen- gerçekliğe geçiş, bir bakıma popüler estetik anlayışının tarihini ve devamlılığını özetler.

Kaynak: Dünya Edebiyat Cumhuriyeti-Pascale Casanova – Varlık Yayınları kitabından alıntılanmıştır

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir