Irak Kütüphanesi ve Hunharca Yağmalamasının Acı Hikayesi

Irak Kütüphanesi ve Hunharca Yağmalamasının Acı Hikayesi

Irak Kütüphanesi ve Hunharca Yağmalamasının Acı Hikayesi

Irak Kütüphanesi ve Hunharca Yağmalamasının Acı Hikayesi : Emperyalist Amerikalıların, Amerika Irak Savaşı ile Özgürlük getirdiğine inanan Muhalif Irak Nüfusu Kendi Kitapları, Ulusal Kütüphanelerini Yakıp Yağmalamasının Acı Hikayesi içinizi burkacaktır. Bir Devletin, Yabancı bir devlet tarafından İşgali, ve İşgale sevinen kendi yurttaşlarının, Yönetimin devrilmesinden aldığı haz ile kendi Kültür ve Mirası üzerindeki acımasız saygısızlığı.

10 Mayıs 2003’te Arapça adı Dar el-Kütüb ve el-Vasa’k olan Bağdat Ulusal Kütüphanesi‘ndeki hasarı incelemek için gönderilmiş uluslararası bir komisyon üyesi olarak Irak’a geldim. Ziyaret ettiğim Kütüphane 1977’de yapılmış, dört bir yanında kafes pencereleri olan üç katlı büyük bir binaydı. Binanın cephesinin bombalamalardan zarar gördüğünü uzaktan bile görebiliyordum. Alevler pencerenin dışına taşmış, binaya melankolik bir hava vermişti.

Yapı o kadar hasarlı görünüyordu ki riskli olduğunu düşündüm; en küçük bir depremde bile ayakta durması zor görünüyordu. Bir çalışan kısık bir sesle kütüphanenin bir değil, iki kez saldırıya uğradığını ve yağmalandığını söyledi. Yağmadan önce bazı kaygı verici gelişmeler yaşanmıştı.

Önce Bağdat Amerikalılar tarafından MOAB (Ağır Hava Bomdardımanı) ve füzeler ile vurulmuş, 200 kamu binasıyla onlarca pazaryeri ve dükkan harap olmuştu. 7 Nisan’da sokaklarda tanklar görülmeye başladı. 8 Nisan’da Amerikan Güçleri Bağdat’ın bazı bölgelerinin kontrolünü eline geçirdi.

Sonuçta çok yoğun çatışmalar yaşanmadı ve bir kaç saat içinde sabah 07:30 ile 09:30 arasında M1 Abrams tankları caddeleri doldurdu. Ana direniş noktası kentin fedailer’in mevzilendiği güney bölgesiydi. Bir noktada müttefik topçu birlikleri gizli bir silah deposu ile Dicle kıyısında kum banketler altında gizlenmiş cephaneleri vurdu. Saddam Hüseyin Rejiminin yıkıldığı, Saddam ve oğullarının kaçtığı haberiyle birlikte saldırılar genel bir karmaşaya neden oldu. Ortada polis gücü yoktu.

Irak Kütüphanesi ve Hunharca Yağmalamasının Acı Hikayesi

Irak Kütüphanesi ve Hunharca Yağmalamasının Acı Hikayesi

9 Nisan Çarşamba günü ana meydandaki Saddam Heykeli devrildi. Bir Amerikan askeri heykelin üzerine Amerikan Bayrağı sardı. Ama hemen sonra onu Irak Bayrağı ile değiştirdi. Olayın resileri dolaşıma girip Saddam’ın gittiği, söylentisi yayılınca 10 yıllık ekonomik ambargoyla ve acımasız Diktatörlükle baskı altında tutulan insanlar sokaklara döküldü.

Önce Iraklı yöneticilerin evleri ve binaları yağmalandı. Irak Şehirleri, Hastaneler, herşeylerini hatta yataklarını bile yitirdi. Dükkan sahipleri, ellerinde tüfekler, tabancalar hatta demir çubuklarla, çoğu genç ve kızlardan oluşan hırsızları korkutarak dükkanlarını korudu.

9 ve 10 Nisan’da rejimin simgesi olarak kabul edilen pek çok yer yakıldı, yağmalandı. 10 Nisan’da bir kalabalık, korumasız olan Kütüphanede toplandı. Önceleri çekingen ve telaşlıydılar. Sonra işi utanmazlığa kadar vardırdırlar. Anarşi hakim oldu. Kütüphanede bulabildikleri ne varsa aldılar.

İlk yağmacılar en değerli yazmaların nerede olduklarını biliyorlardı. Ellerine geçen hepsini aldılar. Eski yönetimden nefret eden muhalif Iraklılar Kütüphaneyi harabeye çevirdi. Duvarlara ‘Saddam’a Ölüm’, ‘Dönek Saddam’ yazdılar. Yağma bir hafta sonra tekrar gerçekleşti. Bir grup üzerinde hiçbir şey yazmayan mavi bir otobüsle geldi. Amerikan askerlerinin göz yummasından aldıkları cesaretle ordudan çalınma beyaz fosforları kitap rafları arasına yerleştirip ateşe verdiler. (Beyaz fosfor su ile söndürülmez) Kitapları ateşe vermek için üst üste yığmışlardı.

Bir kaç saat sonra yükselen duman dört kilometre uzaktan bile görünüyordu. Aralarında Osmanlı Dönemi ne ait kayıtların ve fermanların da olduğu 10 milyon belge kayboldu. Dönemin Amerikan Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, ”Olur böyle şeyler, Özgürlük düzensizdir, özgür insanlarda hata yapmakta, suç işlemekte ve kötü şeyler yapmakta özgürdür” diye akla hayale sığmayan bir yorum yaptı. Irak’ın eski Kütüphane Müdürü ise, ”Moğol zamanlarından beri böyle bir barbarlık gördüğümü hiç sanmıyorum” demişti.

The Independent gazetesi‘nin Ortadoğu muhabiri Robert Fisk olaylara tanık oldu ve ünlü makalesinde şöyle yazdı:

”Dün kitapları yaktılar. Önce yağmacılar geldi, sonra da kundakçılar. Bu, Bağdat’ın talan edilmesinin son adımıydı. Paha biçilemez Osmanlı Tarihi belgeleri, hazinesi ile Irak kraliyet arşivlerinin bulunduğu Ulusal Kütüphane ve Arşivler üç bin derecelik bir sıcaklıkta küle döndüler. Sonra Diyanet Bakanlığındaki Kuran Kütüphanesi ateşe verildi.”

Sokaklardaki kitap tezgahlarında Ulusal Kütüphaneden çalınan paha biçilmez değerlere sahip kitaplar üç kuruşa satıldı. Her Cuma El-Mutanabbi Caddesi‘nde bu kitaplar satışa koyuldu.

Kaynak: edebivizör editörleri tarafından ( Fernando Baez, Kitap Kıyımının Evrensel Tarihi, Can Yayınları) kitabından kısaltılarak alınmıştır.

İlişkide Aldatmadan daha çok Acıtan 6 durum

Öğrendikten Sonra Bir Kuş Tüyü Gibi Hafiflemenizi Sağlayacak 6 Psikolojik Gerçek

Bir Erkeğin Sizi Sevdiğini Gösteren 5 İstemsiz Davranış

Kadın M.stürbasyonu Hakkında 7 Şaşırtıcı Bilgi

Karakter Analizi Doğum Ayına Göre Belirlemek

Mutlaka okunması gereken İnsan Beynini Geliştiren 7 Roman

Kadınlar C.nsellikte Hangi Burçla Uyumlusunuz İşte Cevabı?

Bir Erkeğin Gözünde Tatlı Görünen 5 Kadın Karakteri

‘Seni Seviyorum’ Demesinden Daha Anlamlı Küçük Ama Önemli 7 Şey

Cinsel Keşif ve Psikoloji Üzerine Son Yıllarda Çekilmiş En İyi 4 Film

Başladıktan Sonra Elinizden Bırakamayacağınız 5 Mükemmel Kitap

Ölmeden Önce Mutlaka İzlenmesi Gereken 5 Başyapıt Film

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir