Hepimiz Sevecek Yaştayız

Hepimiz Sevecek Yaştayız

Şairler, garip insanlar. El tokalaşsak bile Şiire sürüklüyorlar bizi. Çoğu zaman hislerimize tercüman olup, bunu söylemek istedim yıllarca ama sesim çıkmadı boğazımdan dediğimiz ne varsa, bazen Şiirlerine bazen yazılarına alıyorlar. Kendi kendimize anlatamadığımız çoğu şeyi, kendimizi karşısına alıp sözleri ile anlatıyorlar her seferinde bize.

Kimi zaman, bir gülü tutmanın bile alalede olmadığını, yapraklarına hoyrat davranmamamızı, elimizi nasıl kullanacağımızı, kimi zaman yağan yağmurun sesisinin onların anlattığı gibi olmadığının farkına varıyoruz. Bizim duyduklarımız ne kadar ham kalıyor onların anlattıklarının yanında? Kendimden bilirim ne kadar eksiğiz, ben bir misafirliğe gittiğimde, ev sahiplerinin yoksul mu, zengin mi olduğunu beni karşıladıkları anların telaşından değil de çocukluğumdan beri aklıma takılı kalan bazı şeylerden anlarım. Misafirliğim süresince az bir şey Şair olsam ahenkli ve yaşanan anın mahiyetine uygun güzel şeyler, ev sahiplerinin belkide sofraya koyduğu tabak, bardağı, kristale benzetebilirim ama ne edeyim ki Şair değilim. Ben hep daha toplumsal detaylara odaklanırım.

Güzel bir dostun evine misafir oldum, karı-koca, Aşkı belki geç bulmuşlardı ama çok muyluydular. Benden 15, 20 yaş büyük oldukları kesindi. İkisi de edebiyat severdi. İlk evlilikleri ikisininde Aşk değil, birine göre mantık diğerine göre mecburiyetti anlattıklarından anladığım kadarıyla. Velev ki, hayatı sevgisiz geçirmemek için bir şekilde yıllar önce boşanmışlardı. İlklerinde Bahar yoktu, ikinsici olacak mıydı? Olmuştu, birbirlerine Aşık olmuş evlenmişlerdi. Ve öyle mutluydular ki, Gözlerim evin derme çatma, ordan burdan bulunan eşyalarla dizayn edildiğini gözlemlemede geç kalmadı. Ama mutluluklarınada şahidim. Roman yazıyorum ya belki o sebeple detaylar gözüme çok takılır
iyi bir gözlemciyimdir hayatın içinde. Sanki ”Garip kuşun yuvasını Allah yapar” sözü burda vuku bulmuştu. Evin sahibesi değerli Abla, güzel bir yemek yapmıştı. Kimbilir, yemeğinin lezzeti, çok sevdiği aşkı, eşinin, değer verdiği bir dostunu ağırlamasının önemini bildiği için çok lezzetliydi. Çok basit bir misafirdim ben ama, dostumun önem vermesi bana ayrı bir onur vermişti.

Genelde fazla sohbet etmeyi sevmeyen, telefonda hele hiç konuşmasını sevmeyen, cep telefon numaramın
aylık belli paket aboneliğinde, abonelik limiti ay boyunca belki hiç kullanılmayarak biten biriydim. Şüphesiz beni tanıyanlar hiç cimri olmadığımı değer verdiğim insanlarla canımı bile paylaşabileceğimi iyi bilirdi. Ama bu devirde canını hiç çekinmeden feda edeceğin kim vardı? Herkesin önceliği başkaydı. Samimi bir dost en fazla
kendi yarasının kabuğunu açmayacak kadar sana mesafe tanırdı. Hepimizin en iyi ilişkilerinde bile sınır belliydi. O sebeple az dostum öz dostum vardı. Yemeği yiyip salonda çay içmek için koyu bir sohbete daldık dostumla. Devamını Oku

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir