Halikarnas Balıkçısı Babasını Neden Öldürdü? Şok Olacaksınız

Çocukluğuma dönmeden önce, gene parantezlerimden birini açıp ailenin en büyük oğlu Cevat şakir üzerine birkaç söz söylemek istiyorum. Daha sonraları Halikarnas Balıkçısı diye anılan Cevat Şakir’i çocukluğumda değil, ancak gençliğimde tanıdım. Çünkü ben doğmadan önce babasını öldürmüş, Cumhuriyet ilan edilip genel af çıkıncaya kadar Sinop Hapishanesinde yatmış, sonrada siyasal bir nedenden ötürü Bodrum’a sürülmüştü.




Ama daha sonraları Cevat’ı sık sık gördüm. Nisan 1966’da akrabaları ve dostları onu İzmir’den aldık, Bodruma’a götürdük. Artemis Oteli’nin üstündeki taraçada bir şölen verdik onuruna. Cevat 76 yaşında ve hasta idi o sıra. Buraya kırk iki yıl önce iki jandarma ile gelmiştim diyebildikten sonra sustu ve neredeyse ağlayacak gibi oldu. Ben ise bu yaşlı adama bakarken, eskiden anlattığı bir olayı hatırladım.

Cevat Şakir Bodrum’a yalnız palmiyeler değil görkemli bella sombralar da dikmişti. (Sessiz ve sesli bütün harfleri çınlatarak ”güzel gölge” anlamına gelen bu adı gümbür gümbür söyleyişini unutamıyorum.) Bodrum’a ilk gelişlerimde bir kaçını gördüm bu ağaçların. Çarşıda olanları kökünden kesildi, betonlar döküldü, bankalar dikildi onların topraktan fışkırdığı yere. O sırada Bodrum’a Türkler de gelmezdi Yabancılar da. Ama her nasılsa Comtesse de Noailles arkadaşları ile birlikte lüks bir yatla uğramış Bodrum’a.

Noailles, güzelliği, çapkınlıkları ve çok kötü şiirleriyle Fransa’da ünlü bir hatundu. Çarşıda gezinirken bir bella sombranın altında durmuş ”acaba bu güzel ağacın adı nedir” diye sormuş arkadaşına. Ağacın tepesinde bir budama işi yapan Cevat’ta şimşek gibi kaymış aşağıya. Kontesin karşısına dikilip, kusursuz Fransızcası ile ”ça s’appelle bella sombra Madame” demiş. Peki sonra ne oldu? diye sormuştum. Ama Cevat susmuş, dalgın dalgın gülümseyerek uzaklara dalmıştı.

Cevat Şakir, sevgi dolu melek gibi bir insandı. Baba katili oluşu, bu değerlendirmemi değiştirmez. Babasının yerine bir yabancıyı öldürmesini çok daha korkunç sayardım. Bu bir paradoks değil. Çünkü çoğu erkekler en büyük çatışmalarını babaları ile yaşarlar. Sevgi ile karışık en acımasız kinlerini onlara karşı duyarlar. Bir öfke ve çılgınlık anında, yapamayacakları şey yoktur. Cevat Şakir’de işte böyle bir öfke ve çılgınlık anı yaşamış. Babası silahına davranınca, o da silahına davranmış ve olan olmuş. Baba ölmüş oğul da ömrünün sonuna dek ölümden beter bir acıyı çekmeye mahkum olmuş.

Mina Urgan

Buraya kadar ki kısmı Mina Urgan’ın Bir Dinazor’un Anıları kitabından alıntıladık burdan sonra ki kısımda da usta gazeteci Murat Bardakçı’nın 2 Aralık 2001’deki, Yakın tarihimizde bir paşa tecavüzü yazısından özeti aktarıyoruz. Bardakçı yazısında, Haliskarnas Balıkçısı Hayatı ve bu olaya dair bilgiler vermekte. Biz yazısından bu husu okuyup özetini sizler için alıntıladık.

Cevat ile babası bir gece şiddetli tartışmaya başlamış ve bu tartışma kavgaya dönünce Cevat (halikarnas balıkçısı) silahını çekip babasını öldürmüş. Bardakçı, bu öldürme ile ilgili iki söylentinin mevcut olduğunu aktararak devamında Cevat ile babasının arasının hiç iyi olmadığını Oxford’a okumaya giden Cevat’ın Paşanın servetini harcamasına rağmen okulunu bitirememiş üstelik İtalya’da hamile bıraktığı Aniesi adında bir kızı da nikahına alıp istanbul’a getirmesi babasını çileden çıkardığını aktarıyor.

Daha korkunç diğer bir söylenti ise, Halikarnas Balıkçısının babası ile gelini Aniesi arasında yasak bir ilişkinin olduğu ve Halikarnas Balıkçısının babasını bu sebeple öldürdüğüydü. Ve usta gazeteci Bardakçı yazısında aileden birisi ile sohbet esnasında bu hususu sorup konu ile ilgili söylentinin doğruluğunu teyit eder şeklinde bir cevap alınca bunu rahatlıkla yazdığını ifade etmekteydi.




[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir