Füruzan, Tutucu yasalar ve kurumlar yazarı zora sokan öğelerdir

Füruzan, Tutucu yasalar ve kurumlar yazarı zora sokan öğelerdir

Füruzan, Tutucu yasalar ve kurumlar yazarı zora sokan öğelerdir

Füruzan, Tutucu yasalar ve kurumlar yazarı zora sokan öğelerdir : Yazma girişiminin gereği olan düşünsel malzeme bende uzun süre geliştirilen notlama, araştırma yeniden alaşıma gitme, tartma aşamalarından geçer. Bazı zamanlar öncelik kazandığını sandığım bir konu arda düşebilir. Bunun nedeni bir çabukculuğun, bir güncelliğin zorlanması değildir. Her yazarın dağarcığında yazılmayı bekleyen konular vardır.




Özellikle geri bıraktırılmış, zengin bir geçmişi olan, insan potansiyeli güçlü, değişken bir ülkenin yazarları olan bizler için, konu verimliliği sınırsızdır.İşte bu konulardan biri, öncekinden önem ve gereklilik kazanıp yazılma olgunluğuna erince işe girişirim. Bende çoğu kez yazma itisi böyle gelişir. Her konuyu
oluşturmam, günlük yaşamımda da devinim, sıçrama, sözcüklenme aşamalarının zihinsel karmaşası içinde gelişir dururlar.

Kendimi disiplinli bir yazar saymayı isterdim ya, yine de istediğimce düzenli değilim. Özellikle çağımızda yazarlığı, yazarları, öteki iş kollarında çalışanlardan ayırmak, onun bunalımlarını üst düzeyde bir aydının ayırıcı bunalımları saymak bana aykırı düşüyor..  Bu tedirginlikler olsa olsa yazarın toplumuna olan borçluluğundan, geçerli yasaların tutuculuğundan gelebilir.

Toplumcu içeriği olan yapıtlar vermeyi yeğlemiş yazar için tutucu yasalar ve kurumlar yazarı zora sokan öğelerdir. Her yazdığınızda apaçık ortaya koymak zorunluluğunu duyduğunuz sorunları, düşünceleri
sınırsızca ortaya koyarsanız sizi iki durum beklemektedir. Kitabınız gün ışığına çıkmadan kalır, ya da çıkar çıkmaz toplatılır.

Oysa ülkemiz yazarı kanımca dediklerini insanlara ulaştırmak zorundadır. Yarar ancak böyle böyle beklenir. Bu yüzden basılabilir ödünsüz anlatımlar aramak zorunda kalmanın sıkıntısını hepimiz duyuyoruz sanırım. Sanatta, toplumsal ilişkilerde, üretim-tüketim düzenlerinde, arasız arayışlar, değişimler içinde olan çağımızda sanatçının görevi değişmeye katkıdır.

Bunu sanatın özsuyu gibi savunmalıdır. Sanatçının özellikle bizim halkımız gibi Yunus’lar, Pir Sultan Abdal’lar, Şeyh Bedreddin’ler yetiştirmiş bir halkı varsa işi çok ciddidir. Halkın anlamayacağı, söylendiğinde yapacağı şey ancak kendi anlatamazsa bu durumun söz konusu olabileceğidir.

Füruzan Kimdir

Asıl adı: Feruze Selçuk (Çerçi). 1935’te İstanbul’da doğdu. Küçük bir esnafın kızı. Çocukluğu ve gençliği sıkıntılar, zorluklar içinde geçti. İlkokuldan sonra okuyamadı. Kendi kendini yetiştirdi. Kısa bir süre İstanbul Küçük Sahne’de oyunculuk yaptıktan sonra, kendini tümüyle yazı çalışmalarına verdi. Füruzan, hikaye ve romanlarında genel olarak bireyin tedirginliklerine ve bunalımlarına eğilir. Geleneklerin, yazgıların, kötü yaşam koşullarının baskısı altında bunalan küçük insanları anlatır.

Füruzan Kitapları (başlıca)

HİKAYE: Parasız Yatılı (1971), Kuşatma (1982), Sevda dolu bir yaz (1999)
ROMAN: 47’liler (1974), Berlin Nar Çiçeği (1988)
OYUN: Redife’ye Güzelleme (1981)
ŞİİR: Lodoslar Kenti (1991)
GEZİ RÖPORTAJ: Yeni Konuklar (1988), Ev Sahipleri (1981)

Kaynak: Ahmet Köklügiller




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir