Evliya Çelebi Hayatı ve Seyahatname Kitabı

Evliya Çelebi, bütün dünyanın tanıdığı, gerek içeriği ile (Gezi) ama, döneminin bana göre tarihi, sosyolojik ve bütün alt yapısını anlattığı Seyahatname Kitabı çoğu tarihçi için bir kaynak niteliği taşımaktadır.

Osmanlı ve gününün koşulları, Devletin sınırları içerisindeki halkın yaşamı, kültürel, etnik kimlik, dil
din ve ırksal yönden halk tabakasını, aynı zamanda bunlara ait geniş bir yaşamıda kapsayan bir eserdir Seyahatname. Evliya Çelebi’nin, hayatına dair biz de bir gezi yapalım dedik ve sizler için bu yazıyı hazırladık. Yazımızda

1: Evliya Çelebi kimdir

2: Seyahatname nedir

3: Evliya Çelebi’nin Hayatı

4: Evliya Çelebi ve Seyahatname gibi sorularınıza cevaplar bulacağınızı ümit ediyoruz. İyi okumalar dileriz




Evliya Çelebi ile ilgili bilgiler çoğunlukla kendi eseri olan Seyahatname’den elde edilmiştir ve bu eserde de adı Evliya Çelebi olarak geçtiği için bunun dışında bir adı olup olmadığı bilinmemektedir. Bir görüşe göre babası, devrin büyük imamlarından, Evliya Mehmet Efendi’ye çok saygı duyduğu için oğlunun
ismini evliya koymuştur. Diğer bir görüşe göre ise, Evliya kendisi hocasına saygıdan bu ismi almıştır. Seyahatname’de geçen ve kendi ağzından ifadelere dayanan verilere istinaden Evliya Çelebi 25 Mart 1911 senesinde İstanbul Unkapanı’nda hayata gözlerini açmıştır.

Zengin bir hayal gücüne sahip olduğu Seyahatname’nin üslubundan anlaşılan Evliya Çelebi, serüvenci ruhunu da seyahatlerle beslemiştir. Geleneklerine bağlı ve diğer Osmanlı çağdaşları gibi kendi kültürünün üstünlüğünden emin olan inançlı bir müslüman olması onu yabancı dünyaları ve berecileri tanımaktan alıkoymamıştır.

Saf bir dindarlığın yanı sıra tipik 17. Yüzyıl Osmanlısı olarak hatırı sayılır bir hoşgörüye sahiptir. Eserinde, kiliseleri ziyaret ettiğini anlatmakta ve Hristiyan dua metinlerini aktarmakta, ayrıca konukları için evinde yasaklanmış içki ve uyarıcı hazır bulundurmakta sakınca görmeyen Evliya’nın dar görüşü
olmadığı ortadadır.

Evliya Çelebi, Seyahatname’sinin 6. cildinde aile kökünün Ahmet Yesevi’ye kadar ulaştığını yazmaktadır. Ecdadı Ece Yakup, Osmanlıların atası Ertuğrul ile birlikte Maveraünnehir’deki Mahan’dan gelmiş ya da Kütahya’da doğmuştur ve Sultan Orhan’ın sütkardeşidir. Evliya Çelebi’nin ailesi, İstanbul’un fethinden sonra Kütahya’dan buraya gelip Unkapanı yöresine yerleşmiştir. Babası Derviş Mehmet Zılli, I. Süleyman’dan, I. Ahmet’e kadarki padişahların kuyumcusu başlığında bulunmuş ve seferlere katılmıştır.




Annesi hakkında pek bilgi olmamakla birlikte, sarayla bağlantısının anne tarafına dayandığı bilinmekte. Evliya Çelebi’ye Devlet kapısında memuriyet verilmesine aracılık eden Silahtar Melek Ahmet Paşa kimilerine göre dayısı, kimilerine göreyse Evliya’nın teyzesinin kocasıydı. Seyahatname’deki dağınık bilgilere göre Evliya, eğitiminin ilk aşamasında daha çok babasının Unkapanı pazar yerindeki dükkanına gelen bilgili ve çok yönlü tanıdıklardan yararlanmış, daha sonra Unkapanı’nda Fil Yokuşu’ndaki Hamid Efendi Medresesi’nde yedi yıl eğitim görmüştür.

Bu arada Sadizade Darülkurra’sına giderek Kuran’ı Kerim’i eberlemiş ve babasından da zamanın güzel sanatlarından olan hat, nakış, tehip öğrenmiştir. Ancak 1635 yılında, akrabası Silahtar Melek Ahmet Paşa vasıtasıyla Ayasofya’ Camii’nde IV. Murat’la tanıştırılan Evliya Çelebi, yüksek seviyede devlet ve bilim
adamlarıyla üst rütbeli askerlerin yetiştiği Enderun Mektebi’ne kabul edilmiştir.

Evliya Çelebi’nin seyahate olan merakının babasının anlattığı son derece ilginç ve macera dolu öykülere dayandığı, yakın çevrelerinde bulunan çok renkli ve bilgili tanıdıklarının da bunda katkısı olduğu kabul edilmektedir. Evliya Çelebi Seyahatname‘de, seyahatlere başlama öyküsünü bir rüyaya dayandırır.




Simgesel motifler barındıran ve babasına seyahat fikrini kabul ettirmeye yönelik kurgulanmış olan rüya, eserin başlarında kendi ağından anlatılmaktadır. Evliya Çelebi 19 Ağustos 1630 gecesi rüyasında, Yemiş İskelesi’ndeki Ahi Çelebi Camii’nde kalabalık bir cemaat arasında Hz. Muhammed’i görmüş, huzuruna varınca ”Şefaat ya Resulallah” diyecekken heyecanla ”Seyahat ya Resulallah” demiştir.

Evliya Çelebi rüyasını Kasımpaşa Mevlevihanesi Şeyhi Abdullah Dede’ye anlatmıştır. Şeyh, bu rüyanın hayırlı olduğunu ve mutlaka seyahate çıkması gerektiğini tavsiye etmiştir. Babası, Evliya Çelebi’nin İstanbul dışına çıkmasına uzun zaman karşı koymuş ve izin vermemiştir.

Ancak 1640’ta, eski dostu Okçuzade Ahmet Çelebi ile gizlice Bursa’ya giden Evliya Çelebi’nin bu yolculuğu bir ay sürmüş, dönüşünde artık oğlunu tutamayacağını anlayan babası, seyahate çıkmasına izin
vermiştir. Bu karar karşısında Evliya Çelebi, Türk Edebiyatının dünyaca tanınmış bir şahsiyeti olma yolunda ilerlemiştir.

GEZİLERE ÇIKMASI

Evliya Çelebi 24 yaşında başladığı gezilerine 50 yıl boyunca devam etti. Bu elli yıl boyunca Osmanlı Devletinin sınırları içerisindeki bütün illeri gerek görevli olarak, gerek gezi babında da olsa gezmeyi başarmıştır. Görev için gönderildiği bölgelerde belli savaşlara katıldığı da belirtilmektedir.

Hiç evlenmediği ve çocuğu olmadığı söylenen Evliya Çelebi, zengin ve köklü bir aileden gelmesi ve gezi için gittiği bölgelerde dahi vazife aldığı bilinmektedir. Katıldığı savaşlardan ganimetler, gittiği bölgelerde yaptığı ticaretler ve kendisine verilen sayısız hediyelerle rahat ve refah bir hayat sürmüştür.

Yaptığı işler ve kendisine edindiği vazifeler nedeniyle pek çok devlet erkanı ile iletişimde olmasına rağmen hiçbir zaman kendisini üstün görme hırsına kapılmamış ve daima mütevazi davranmıştır. Elli yıl boyunca hayatını geziye adayarak, gezip gördüklerini yazdığı kitabı olan Seyahatname’si tüm dünya tarafından tanınan bir eser olmayı da baaşrmıştır. Genel olarak Seyahatname nedir dersek, Evliya Çelebi tarafından 17. Yüzyılda yazılmış olan bir gezi kitabıdır. 10 ciltten oluşur. Yaşanan olaylar halkın anlayacağı şekilde yazılmıştır.

Evliya Çelebi Seyahatname’sinde gezip gördüğü yerleri kendi üslubu ile anlatmaktadır. Evliya Çelebi’nin 10 ciltlik Seyahatname’si, bütün görmüş ve gezmiş olduğu memleketler hakkında oldukça önemli bilgiler içermektedir. Eser bu yüzden Türk Kültür Tarihi ve Gezi Edebiyatı açısından oldukça önemli bir yere
sahip olmuştur.

Kaynak: İslam Bilim Tarihi-Ahmet Kücayürek/Maviçatı Yayınları




[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir