Bütün Mitolojilerde Tufan Efsanesi

Günümüzde inanmış olduğumuz kutsal dinler dışında eski mitolojilerde de tufan efsanesi geçmekte, bizce bilinen adı ile Nuh Tufanı kendi efsanelerinde de yer almaktadır. Bu yazımızda sizler için gelmiş geçmiş bütün mitolojilerdeki tufan efsanesi tufan mitolojisi hakkında bilgiler sunduk. Yazımız biraz uzun ama konu ile ciddi ilgilenen arkadaşlara faydalı olacağı kanaatindeyiz. Önce Babil Mitolojisi Tufan ile (Gılgamış Destanı) başlıyoruz.

Pir-napishtim tarafından Gılgamış’a anlatılan Tufan Hikayesi şöyledir. ”Duy beni Gılgamış, yüce tanrıların gizli işleriyle ilgili açıklama yapacağım. Bildiğin üzere, Shurippak şehri Fırat’ın kıyısındadır. Tanrılar işte oradaymış, hep birlikte meclis oluşturmuşlar. Baba Anu danışman ve savaşçı Bel, elçi Ninip ve vali
Ennugi de oradaymış. Bilge efenfi Ea da onların yanında bulunuyormuş. Kalplerinde Tanrılar büyük bir tufan göndermeye hep birlikte anlaşmışlar.




Ondan sonra Ea sazlardan yapılmış kulübedeki kutsal liderlerin amacını duyurmuş. Ey sazlardan yapılmış kulübe, duy, Ey duvar, anla… Ey Umbra Tutu’nun oğlu Shurippak’ın adamları, evinizi yıkın ve bir gemi yapın; sahip olduğunuz herşeyi bırakın sadece hayatınızı kurtarın. Her çeşit canlı tohumunu gemide koruyun. Yapacağınız geminin boyu ve eni orantılı olsun. Uzun derinliklerde yüzebilecek dayanıklılıkta olsun. Ea’nın emrini duydum ve anladım. Şöyle yanıtladım: ” Ey bilge efendi, madem bunları söylediniz ben de söylediklerini yapacağım. Çünkü sizin tavsiyeleriniz mükemmeldir. Fakat yapacaklarımı gençlere ve yaşlılara nasıl açıklayacağım?

” Ea ağzını açtı ve bana kuluna dedi ki. Onlara söyleyeceğin şey şudur. Bana söylendi ki Bel benden nefret ediyormuş. Bu nedenle onun bölgesinde Shurippak şehrinde daha fazla kalamazmışım. O yüzden Ea’nın bölgesine gidip onunla oturacağım…Bel sizin üzerinize bolca yağmur yağdıracak, böylece çok sayıda kuş ve balık elde edilebilir, zengin bir hasat yapabilirsiniz. Ama Shamash Ramman’ın göklerden zarar yağdırmasının zamanını da belirlemiş.”

Ea daha sonra Pir-napishtim’e sığınacağı gemiyi nasıl yapacağını anlatmış. Parça parça olan metinden anlaşıldığı kadarıyla, bu geminin altı katlı bir güverte kamarasına ve her katta dokuz odaya ihtiyacı varmış. Başka bir rivayete göre, Ea büyük geminin taslağını kum üzerine çizmiş. Pir-napishtim işe koyulmuş ve dibi düz bir gemi yapmış. 51 metre genişliğinde 51 metre yüksekliğindeydmiş. İçini katmanla, dışını zift ile kaplamış. Yedinci günün sonunda gemi hazırmış. Sonra Ea’nın diğer söylediklerini yapmış. Tufan Hikayesi‘ni Gılgamış’a anlatmaya devam ederken şöyle demiş:

Eşyalarımı, gümüşlerimi, altınlarımı ve her çeşit tohumumu bir araya topladım ve gemiye yükledim. Sonra tüm ailemi ve hizmetçilerimi, tarladaki hayvanlarımı, vahşi hayvanları ve çalışanları gemiye bindirdim. Tanrı Shamash zamanı belirledi ve şöyle dedi: Gecenin efendisine yağmur yağdırtacağım ve yıkım getirteceğim. O zaman gemine gir ve kapını kapat.

Belirlenen saatte gecenin efendisi söylediğinden çok daha fazla yağmur yağdırdı. Tufanın başladığını gördüm ve yukarıya bakmaya korktum. Gemiye binip kapıyı kapattım. Denizci Buzur Kurgala’yı kaptan yaptım ve gemiyi onun emri altına verdim. Gün doğarken gökte kara bulut olduğunu ve bulutun ortasında da Ramman’ın şimşekleri çaktırdığını gördüm. Nebo ve Marduk öne geçtiler, temsilciler gibi tepeleri ve düzlükleri hızla geçtiler. Geminin ipleri gevşedi.




Daha sonra fırtına Tanrısı Ninip yaklaştı ve önünde bir kasırga patlattı. Tüm yer ruhları alevlenen meşaleleri ile sıçradılar ve her yer tutuştu. Gök gürültüsü tanrısı göğü silip götürdü. Güneş ışınlarını silerek yoğun bir karanlık getirdi. Yağmur bütün gün boyunca dinmedi. Her yer su ile kaplandı. Nehirler taştı; her yerde karmaşa vardı. İnsanlar karanlıkta sendeliyorlar; doğa ile mücadele ediyorlardı. Göz gözü görmüyor, insanlar dostlarını tanıyamıyordu. Ruhlar yukardan bakarken yükselen seli gördüler ve korkuya kapılıp kaçıştılar. Anu’nun göğünde koruyucu çiftlerin arkasına sindiler.

Bir süre sonra Tanrıların leydisi İştar üzüntü içinde bağırdı: Yaşlı ırk yok oldu ve kile dönüştü. Çünkü ben Tanrıların meclisinde kötülüğe izin verdim. Eyvah! İnsanlarımın ölmesine izin verdim. İnsanlara varlık vermiştim, şimdi neredeler? Balık yumurtaları gibi derinlere gizlendiler. Yer ruhları İştar’la birlikte
ağladılar. Ağızları kapalı oturdular ve hiç konuşmadılar. Sessizlik içinde yas tuttular.

Bu şekilde altı gün geçti. Fırtına yavaş yavaş her yeri kaplayan sulara öfkelendi. Ama yedinci gün geldiğinde, rüzgar geçti, girdap gibi dönen sular sakinleşti ve deniz çekildi. Fırtına dinmiş, yağmurun zararları durmuştu. İleriye bakıp sulara doğru seslendim. Ama bütün insanlık yok olmuş ve kile dönmüştü. Tarlaların olduğu yerde sadece bataklıklar görüyordum. Sonra geminin geniş penceresini açtım ve yüzüme güneş ışığı yayıldı. Gözlerim kamaştı, gözyaşlarına boğuldum. Baktığım her yerde su görüyordum.

Sonunda kara görünmeye başladı. Gemi Nitsir ülkesine doğru ilerliyordu. Nitsir Dağı geminin ilerlemesini engelledi. Altı gün geçmesine rağmen gemi hala sağlam duruyordu. Yedinci gün bir güvercin yolladım. Kuş uçarak bir geçiş yolu aradı ama duracak başka bir yer bulamadı ve geri döndü. Daha sonra bir kırlangıç gönderdim ama o dagüvercin gibi geri geldi.

Ardından bir kuzgun gönderdim. Suların çekildiğini gördü, bir şeyler yedi, boğuk boğuk öttü, çamurda yürümeye çalıştı ve geri dönmedi. Sonunda bütün hayvanları gökyüzünün havasına getirdim. Dağda bir adak adadım ve yere içki döktüm. Yığılmış sazlıkların üzerine yedili tütsülükler kurdum ve tütsü yerine sedir odunu kullandım. Tanrılar tatlı kokuyu duydu ve sinekler gibi adak adayanın çevresine doluştular.




İştar (Sirtu) yakınlaştı. Tanrı Anu’nun isteği üzerine şekillendirdiği mücevherleri kaldırarak şunları söyledi. Ey! Tüm Tanrılar!Boynumdaki lacivert taşlarıyla asla unutmayacağıma yemin ediyorum! Bugünleri sonsuza kadar hatırlayacağım. Bel (enlil) dışında tüm tanrılar adağa doğru gelin. Çünkü Bel benim tavsiyemi yok  saydı ve insanlarımı yok eden büyük bir tufan gönderdi. Ama Bel Enlil’de gelmişti ve gemiyi görünce durdu. Kalbinde tanrılara ve cennet ruhlarına karşı büyük bir öfke vardı. Kızgın bir şekilde şöyle dedi: Yoksa biri kaçtı mı? Hiçbir insanoğlunun tufandan sağ çıkmayacağına karar verilmişti.

Belin oğlu Ninip sordu: Bunu Ea dışında kim yapmış olabilir ki? Çünkü o herşeyi bilir. Derinliğin tanrısı Ea ağzını açtı ve savaşçı Bel’e şöyle dedi. Ey savaşçı, siz tanrıların efendisisiniz. Ama benim tavsiyemi dinlemediniz ve tufana sebep oldunuz. Şimdi günahları için günahkarı ve kötülükleri için kötüyü cezalandırın. Ama merhametli olun ve tüm insanlığı yok etmeyin. Bir daha asla böyle bir sel yaşanmasın. Aslanın gelmesine ve insanların azalmasına izin verin.

Bir daha asla böyle bir sel yaşanmasın. Leoparın gelmesine ve insanların azalmasına izin verin. Bir daha asla böyle bir sel yaşanmasın. Topraklara açlığın girmesine izin verin; veba tanrısı Ura’nın gelip insanları yakalamasına izin verin…Güçlü tanrıların gizli amacını ben açığa vermedim ama Atra-chasis’in (Pir-napishtim) tanrıların verdiği kararı bildiren bir rüya görmesine ben neden oldum.

Bel bu sözleri bir süre düşündükten sonra, yalnız başına gemiye girdi. Elimi tuttu ve benle eşime yolu gösterdi. Sonra eşime benim yanımda diz çöktürttü. Sonra aramızda durarak bizi kutsadı ve şunları söyledi: Geçmiş bir zamanda Pir-napishtim bir insandı. Bundan böyle Pir-napishtim ve karısı tanrıların hatta bizim bile üzerimizde olacaktır. Bırakın nehirlerin ötesinde bir yerde yaşasınlar. Bunun üzerine Bel, beni nehirlerin ötesine götürdü.

Sel Mitleri hem eski dünya hem de Yeni Dünya Mitolojilerinin çoğunda vardır.

Yunan Mitolojisi Tufan, mitsel Tunç Devri’nde yaşamış zalim ve hilekar insanlar bir selle yok edilmişlerdir. Zeus bir keresinde Hermes’e şiddetli bir yağmur yağdıracağım, öyle ki dünyanın yaradılışından beri görülmemiş bir şey olacak ve tüm insan ırkı yok olacak. Çünkü onların günahlarından bıktım demiş. İnsan kılığındaki bu iki tanrıyı misafirperverlikle karşıladıkları için, yaşlı adam Deucalion ve karısı Pyrrha’nın canı bağışlanmış. Zeus ev sahibine meşe bir gemi yapmasını ve onu tıka basa yiyecekle doldurmasını istemiş. İşlerini bitirir bitirmez kadın ve adam kayığa binmiş ve kapıyı kapatmışlar.




Zeus derinliklerdeki tüm su kaynaklarını patlatmış ve göğün pınarlarını açmış. Kırk gün kırk gece olarak sürekli yağmur yağmış. İnsanlar yok olmuş. Dağların zirvelerine çıkanlar bile kaçamamış. Yaşlı çiftin kayığı Parnas Dağı’nda durmuş. Sular çekildiğinde adamla karısı gemiden inmişler ve daha sonra bir dağ
mağarasında yaşamaya başlamışlar

Hint Mitolojisinde Tufan, Her bir evren çağının sonunda dünya yok olur. Dört çağ vardır: Krita veya Muhteşem Çağ, Treta çağı, Dwapara Çağı ve Kali veya Kötülük Çağı. Bunlar Yunan ve Kelt çağına denk gelmektedir. Ayrıca sankrist Edebiyatında üzerinde çok fazla kişi yaşadığı için yok oln dünya ile ilgili bir çok referans vardır. Manu’nun sel hikayesi 2. bölümde anlatılmıştı. Balık şekline girmiş olan Tanrı onu bilgilendirir. Dünyayı temizleme zamanı geldi. Sağlam ve geniş bir gemi yap ve içine uzun bir halat koy. Sular yükseldiğinde boynuzlu balık gemiyi dalgalı denize doğru çeker. Sonunda gemi Himavat’ın zirvesinde karaya oturur. Manu’nun eşliğinde yedi bilge vardır.

Kelt (İrlanda) Mitolojisi Tufan, Sel hikayesinde Nuh’un torunu Cessair’in gemide kendisine ait bir oda isteği reddedilir. O da taptığı kişinin tavsiyesi üzerine dünyanın batıdaki sınırlarına kaçar. Filosunda üç gemi vardır ama İrlanda’ya varılmadan iki tanesi batar. Cessair’in dışındaki diğer kurtulanlar, babası Bith
ve iki adamla (Fintan ve Ladru) elli kadındır. Büyük bir yelkenin direğinde uyuyakalan Fintan dışındaki herkes ölür. Fintan ise Yunanistan’dan gelen dev Partholon’u görmek için yaşamaya çalışır

Mısır Mitolojisi Tufan, Ra, şöyle demiş: İnsanların tepelere kaçtığını gör, kalpleri söylediklerişey yüzünden korku ile dolacak. Ra’nın gözü Tanrıça Hathor- Sekhet tepelerdeki insanları öldürmüş. Bunun üzerine Ra, insanlıktan geriye kalanları koruma isteğiyle tanrıçaya verilmek üzere büyük bir hediye hazırlamış. Mısır Mitinin her yıl gerçekleşen Nil’in taşkınından bahsettiği açıktır.

Meksika Mitolojisi Tufan, su güneşi yol açmış. Su güneşi uzun zamandır buhar biçiminde dünyadan çektiği nemi aniden boşaltmış. Tüm yaşam yok olmuş

Nahua Kabileleri Tufan, bu mitolojide de Babil Mitolojisine benzer bir olay aktarılmış. Tanrı Titlacahuan, Nata isimli bir adama eşi Nena ile beraber yaklaşan tufandan kaçabilmesi için bir servi ağacını oyarak bir gemi yapmayı öğretmiştir.




Brezilya Mitolojisi Tufan, Esas Tanrı Monan dünyayı ve dünyada yaşayan kötü insanları yakmak için büyük bir ateş gönderir. Alevleri söndürmek için bir büyücü o kadar fazla yağmur yağdırır ki her yeri sel basar.

Kalifornia Yerlileri Mitolojisi Tufan, Yerlilerin inancına göre ilk ırk oldukça önemsizmiş ve kuzeybatıda yer alan Athapascalı yerliler tufandan kaçabilen bir ailenin torunları olduklarını söylerlermiş.

Kaynak: edebivizör editörleri tarafından-Babil ve Asur Mitleri- Donald A. Mackenzie/Atlantis Yayınları kitabından alıntılanmıştır.

[Toplam:0    Ortalama:0/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir