Bedri Rahmi Eyüboğlu Kimdir ve Hayatı Hakkında İnceleme

Bedri Rahmi Eyüboğlu Kimdir ve Hayatı Hakkında İnceleme

Bedri Rahmi Eyüboğlu Kimdir ve Hayatı Hakkında İnceleme

Bedri Rahmi Eyüboğlu Kimdir ve Hayatı Hakkında İnceleme : 1911’de Görele’de doğdu. Kaymakamlık, mutasarraflık, milletvekilliği yapmış Mehmet Bey’in oğludur ve Sabahattin Eyüboğlu ile kardeştir.  İlk ve Orta öğrenimini Trabzon’da yaptı. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitirdi. Fransa’da üç yıl süren resim çalışmalarından sonra yurda döndü. Akademi de öğretim üyesi oldu. Uzun yıllar profesör olarak çalıştığı bu yerden emekli oldu. 21 Nisan 1975’te İstanbul’da vefat etti. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun mezarı Küçükyalı Mezarlığındadır.

Bedri Rahmi Eyüboğlu şiirleri, halk dilinin ve şiirlerinin etkilerini taşır. Sanki yüksek sesle okunmak için yazılmış, coşkulu ve renklidir. Ressamlığı ile şairliği arasında bir koşutluk vardır. Resimlerinde görülen kendine özgülük, şiirlerinde de hemen hemen göze çarpar.




Halk şiirinden ve dilinden seçilen deyimler, sözler ve dizeler, bol bol kullanılan sıfatlar, kendine özgü simgeler, başarı ile kullanılan uyaklar, şiir de dengeli bir resim duygusu yaratır. Şiir de genel olarak yaşama sevinci ve doğa kanularını işleyen şair, yalın, aydınlık bir dil ve anlatımla, sanat ve toplumsal sorunlarını işleyen denemeler, gezi yazıları, fıkralar ve hikayeler yazdı.

Bedri Rahmi Eyüboğlu Kitapları

Şiir: Yaradana Mektuplar 1941, Karadut 1948, Tuz 1952, Üçü Birden (ilk üç kitap 1953), Dördü Birden (yeni şiirlerle eskiler bir arada, 1956), Karadut 69 (bütün şiirler; yenilerle, 1969), Dol Kara Bakır Dol (bütün şiirler; yenilerle 1974), Yaşadım (yeni şiirler 1977)

Deneme, gezi: Canım Anadolu 1953, Tezek 1975, Delifişek 1975, Resme Başlarken 1977

Resim: Nazmi Ziya 1937, Turan Erol Ne Getirdi? 1969, Resim Yaparken 1995, Binbir Bedros 1977, Babatomiler 1978, Mektup: Kardeş Mektupları 1985

Bedri Rahmi Eyüboğlu Yazma Üzerine Görüşleri:

Şiire ne zaman ve nasıl merak sardığımı pek kestiremiyorum. Ama yazı hayatına doğrudan ekmek parası için giriştim. 1936’da evlendiğim zaman yirmi beş yaşında idim. Hiçbir işim ve gelirim yoktu. O zamana kadar ekmek elden su gölden habire resim yapıyordum. Ama resme metelik veren yoktu. İlk zamanlar Baltacıoğlu’nun Yeni Adam Dergisinde yazılar yazdım. Sonra Tan Gazetesi’nde fıkralar yazmaya başladım.

O eyyam gazeteler bir hayli dolgun çıkardı. Aynı günde bir fıkra, bir röportaj, bir de hikaye yazdığım oldu. Yazı başına iki lira alıyordum. Üç yazı için altı lira müthiş birşeydi. O zamanlar Fahrettin Kerim doktordu ve yarım litreliklere kırk dokuzluk deniyordu. Her gün yazı yazmanın güçlüklerini ve faydalarını o zaman anladım.

Kaynak: Konuşan- Yaşar Nabi Nayır/Edebiyatçılarımız Konuşuyor-Ahmet Köklügiller/Nasıl Yazıyorlar-QI KÜLTÜR SANAT YAYINLARI




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir