ABİDİN DİNO ESERLERİ VE HAYATI

Abidin Dino sanat yaşamı boyunca hüznün, sevginin ve öfkenin ressamı olur. Abidin Dino kültürlü ve tuala fırçaya her dokunuşunda çok farklı resimler yaratan bir ressamdı. Her şeyi arka planda tutarak hayatını sadece resme adamayı seçmiştir. Onun resme olan aşkı çocukluk yıllarında okulu bırakarak resme
başlamasıyla olur. Abidin Dino 23 mart 1913’de İstanbul’da Saffet Gaziturhan ve Rasih Dino çiftinin 5. çocukları olarak dünyaya gelir.

Babası Dıvan,ı-muhasebat müdürü idi, Annesi Saffet hanım ise müzik ve edebiyat ile alakalıydı. Abidin’in ailesi mecburi sebeplerden kaynaklı yurt dışına  göçmek zorunda kalır. Abidin Dino İsviçre’ye yerleştiklerinde henüz 6 yaşındadır. Daha sonra ki yıllarda çocukluğundan ve İsviçre’den şöyle bahseder:
” İsviçre’nin kışı başka yazı başka güzel. Kışın bembeyaz gıcır gıcır bir kar, yazın alabildiğine yemyeşil otlar, rengarenk çiçekler fışkırır, leman gölü ise yaz kış mavi ile yeşil arası.” diye anlatır.




Ailesi İsviçre’de 6 yıl yaşar ve Cumhuriyetin İlanı ile yurda geri dönerler. 1925 yılında İstanbul’a yerleşirler Dino doğduğu topraklara dönmüştür. Robert Kolejinde eğitim almaya başlar. Zamanla önce Rasih beyi daha sonrasında annesi Saffet hanımı yitirir. Şair olan abisinin desteğiyle okulu bırakıp
ressam olmaya karar verir. Abisinin etkisiyle minyatür ve hat sanatını öğrenir. Karikatür ve yazı alanında da kendini geliştirir. 1931 Yılında ilk olarak 18 yaşındayken Fikret adil yönetiminde Artist dergisinde ilk yazı ve resimleri yayınlanır. Aynı yılda Nazım Hikmet’in “sesini kaybeden şehir” ve 1932 de de “bir ölü evi” kitaplarının kapak resimlerini çizer.

Bunlar Abidinin resimlediği kitaplardı. Artık herkes onu genç bir ressam olarak tanınmaya başlamıştı. O günlerde Nazım Hikmet’le yıllar boyu sürecek dostlukları başlamıştı. Yıllar sonra onunla tanışmalarını şöyle anlatır Dino:”Nazım’ı tanıdığımda ben çiçeği burnunda bir karikatüristtim ve gazetede çizimler yapıyordum, Nazım ise aynı gazetede düzeltmen olarak çalışıyordu. İkimizde hayatımızı sürdürebilmek için bu işleri yapıyorduk. Nazım Moskova da fütürist konstrüktivist ressamların yapıtlarını görmüştü. Benim resimlerimide ilginç buluyordu.”

Dino 1930 lu yıllarda hala açık olan tekkelere gidip oralarda desen çalışmaları yapıyordu. Batıdaki ressamların çalışmalarına oranla avangard bir tarz benimseyen D grubu kurucularından biri oldu. Arkadaşlarıyla birlikte, Elif Naci, Nurullah Berk, Zeki Faik İzler, Cemal Tollu ve Zühtü Mürütoğlu’nunda içinde olduğu D grubunu kurarlar.

Bir resim yaparken Atatürk’ün resmini çizmekteyken Atatürk genç ressamı farkederek yanına çağırır resmi inceler “Resmi beğendim fakat önümdeki kadehi sil der” Abidin Dino imza atmasını ister ve kadehi siler. Daha sonrada bir kaç kere karşılaşırlar. Rus Yönetmen Yutkeviç ile D grubu ressamlarının sergisinde tanışırlar. Dinonun yönetmenlik yeteneğinin olduğunu düşünen Yutkeviç ona “Lenfilm film stüdyolarına” davet eder. 1934’te Sovyetler Birliğine gider ve burada 3 yıl sinema eğitimi alır.

1937 de Sovyetler Birliği bünyesinde ki bütün yabancı öğrencileri 2. Dünya Savaşı nedeniyle ülkelerine göderme kararı alır. Abidin’de Leningrad’dan ayrılmak zorunda kalır. Abidin Sovyetler’den dönünce Dönemin sanatçıları, yazarları ve bilim adamlarıyla tanışır. Picasso, Gertrude stein, Cocteau, Tzara gibi bir
çok özel isimle tanışır. Film çekimlerinde de ressam ve dekarötör olarak çalışır. Dino Sovyetler’de kalmasınında etkisiyle kendisini Sosyalist-Antifaşist olarak tanımlar.

Bu siyasi tutumlarından ötürü Abidin Dino yurda döndükten sonra Çorum’un bir köyüne sürgün edilir. Burada da köy hayatını resmeder. Oradan da Adana’ya sürgün edilir. Çukurova’nın işçilerini günlük hayatını resmeder. Şöyle der “sanki resmetdikçe görüyordum içinde yaşadığım Anadolu insanının gerçeğini, bu resimlerde hasta, sıtmalı ve yoksul köylüleri çiziyordum”

1943 yılında dilbilimci yazar ve çevirmen Güzin Dikel ile evlenir. 1951 yılında Türkiye’den ayrılarak Paris’te Picasso’nun atölyesinde seramik ve resimler yaparlar. Nazım’la da görüşürler Paris’te Nazım Vera’ya yazdığı saman sarısı şiirinde Dino’ya “sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin” demişti.
Abidin’de Nazım’a şiirle karşılık verir “Bağrımıza bassaydık seni, yapardım mutluluğun resmini.” diyerek karşılık verir dostuna.

“Mutluluğun değil ama, sevincin resmini zaman zaman yaptım. Mutluluk süreklilik gerektiren bir şey, resim tarihinde pek de yapabilen olmadı. Korkunun, çirkinliğin, sefaletin, mutsuzluğun yapıldı da, mutluluğun hayır. Büyük sevinçler yaşadım evet tekrar tekrar yaşadım bir ömür boyu Güzin’le yaşamak
mutluluğun eşiğinde yaşamak demek. Güzin olmasaydı çoktan yok olmuştum” Abidin Dino, Resim çalışmalarına kanser olup 7 Aralık 1993’te Paris’te ölene kadar devam eden Türk sanatının önemli isimlerinden biri olmayı başarmıştır.

Gönül Koç




[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir