ABD'de Kitaplara Uygulanan Sansür ve Yasaklar

ABD’de Kitaplara Uygulanan Sansür ve Yasaklar

ABD’de Kitaplara Uygulanan Sansür ve Yasaklar

ABD’de Kitaplara Uygulanan Sansür ve Yasaklar : Anthony Comstock 21 Eylül 1915’te 71 yaşında öldü. 40 yıl gibi uzun bir süre boyunca modern çağın engizisyoncusu olarak etrafa korku saldı, bugün bile ABD tarihinin en çok kitap yok eden insanı olarak anımsanır. Comstock 7 Mart 1844’te New Canaan, Connecticut’ta doğdu, Amerikan İçsavaşı’nda [kuzeyliler adına] Birlik Ordusu’nda savaştı. Savaş sırasında gördükleri sonraki eylemlerini etkilemiş olmalı.

Sonra New York’a taşındı ve 1872’de Young Men’s Christian Association’da [YMCA, Genç Hıristiyan Erkekler Birliği] çalıştı. İncil’i öyle bir şevkle okuyordu ki arkadaşlarını korkutuyordu. Ona göre şeytan pek çok yazarın ruhunu ele geçirmişti, onun da bu dünyadaki görevi bu kötülüğe son vermekti. Bu ahlaki haçlı seferinde hiçbir şey onu durduramadı.



ABD’de Kitaplara Uygulanan Sansür ve Yasaklar : 1873’te New York Ahlaksızlığı Önleme Derneği’ni kurdu ve Kongre’den Comstock Yasası diye tanınacak olan yasayı geçirtmeyi başardı. Ahlaka aykırı kabul edilen bir metnin posta yoluyla gönderilmesini yasaklayan bu yasanın etkileri ülkede neredeyse bir yüzyıl boyunca hissedildi.

(Bu yasanın en çarpıcı sonuçlarından biri 1959’da D.H. Lawrence’ın Lady Chatterley’nin Aşığı kopyalarına Posta Hizmetleri’nin el koyması oldu.) Comstock binlerce kitap ve dergiyi inceleyip bir bakışta ahlaki niteliklerini saptıyordu. Onun yüzünden 120 bin kitap, broşür ve dergi halka açık yerlerde yakıldı. Özellikle George Bernard Shaw’un yapıtlarından nefret ettiği biliniyor. Shaw da buna karşılık “gayretkeş ahlaki sansürcülük” anlamına gelen “Comstock’çılık” sözcüğünü uydurmuştu. Söylentilere göre Comstock kariyeri boyunca intihara sürüklediği yazarların sayısıyla (bir düzineden fazla) övünürmüş.

ABD Posta Hizmetleri 1940 ve 1941’de Batı Kıyısı’na gönderilmiş 600 ton yabancı kitaba el koydu. Dışişleri Bakanlığı bazen örtülü biçimde, bazen de açıkça bazı kitaplara karşı olduğunu duyururdu. 1940’ta McCarthy öncesi komünist eğilimli yazar avı sırasında bir Komünist Parti üyesinin Oklahoma City’deki
kitabevine yapılan ani baskında Lenin ve Marx’ın yüzlerce kitabına el kondu ve yakıldı. Müşteriler tutuklandı ve çalışanlar da 10 yıl hapse mahkum edildi.

1954’te Wilhelm Reich’ın kitapları baskı ve zulüm görmeye başladı. Aynı yılın 10 Şubat’ında Hukuk Davası Karar No. 1056 yapıtlarını yasaklamaya çalıştı.

15 temmuz 1955’teki Ceza Davası Karar No. 5003’le ilk dava amacına ulaştı ve Reich’ın kitapları Dışişleri Bakanlığı tarafından yok edildi. 1953’te kitapları kütüphanelere sokulmayacak yazarlardan oluşan bir kara liste hazırlandı. Yapıtlarına el konan, kitapları yakılan veya kağıt hamuruna dönüştürülen sansürlenmiş yazarlar arasında Howard Fast, Joseph Davies, Lillian Hellman ve Dashiel Hammet da vardı. İşin ironik tarafı Nazilerin kitap yakma eylemlerini hiçbir ülkenin ABD kadar şiddetle kınamamış olmasıydı.

Theodore Dreiser’den J.K. Rowling’e, arada D.H. Lawrence, John Steinbeck, Mario Vargas Llosa, Jorge Amado ve Kurt Vonnegut Jr.’a kadar pek çok yazara karşı uygulanan baskı be zulüm o kadar yaygındı ki 20. yüzyılda bir yazarın kitaplarının baskı altında kalmadı adeta bir saygınlık işareti olmuştu. Üstelik bu
bir diktatörlükte veya savaş zamanında olmuyordu. Sansür tüm yaşamı boyunca James Joyce’un da peşini bırakmadı. Dublinliler’i (1912) yayımladığında Dublin’li yayıncı John Falconer kitabın dilinin uygun olmadığını düşünerek bin adet yapılan ilk baskının kopyalarından biri dışında tümünü yaktı. Joyce bir gün tren beklerken kitap düşmanlığını hicveden “Yakıcı Gaz” şiirini yazdı:

  • Kim söylemişti: Kötülüğe karşı direnme diye?

    Yakacağım o kitabı, yardım et bana şeytan.

Dublinliler 1914’te yeniden yayımlandı. Ulysses’in ilk bölümi The Little Review’da yayımlandığında, yazarın eşi Nora Barnacle yapıtı tiksintiyle reddetti. Anthony Comstock felsefesinin varisleri ABD Posta Hizmetleri’nin görevlileri, Mrs. Joyce’un zevklerindem habersiz olsalar da öfkelerini belirtmek için
derginin kopyalarını yaktılar. New York Ahlaksızlığı Önleme Derneği derginin yazı işlerini mahkemeye verdi, 1921’de de Margeret Anderson ve yazı işleri kurulu üyeleri 50 dolar para cezasına çarptırıldı. Ayrıca diğer bölümleri yayımlamaları da yasaklandı.




Daha az tanınan yazarlar da baskıya maruz kaldı. Örneğin 1931’de İngiliz James Hanley (1901-1984) genç bir denizcinin yetişkinliğe adım atma öyküsü olan Boy [Erkek Çocuğu] romanını yayımladı. Manchester’daki bir yargıç yayıncıya 400 pound ceza verid ve kitabın toplatılmasını talep etti. Yayıncı kitabı 1934’te yeniden bastı. Polis el koyduğu 99 kopyasını hemen imha etti.

Zamanında İngiltere’de yaygın biçimde okunan Hugh Walpole, bir kitabını herkesin gözleri önünde yaktı ve şöyle dedi: “Gerek anlatı, gerek ele aldığı olaylar açısından o kadar sevimsiz ve korkunç ki yayıncıların bunu basarken greve gitmemesini garipsiyorum.” Sansür yeteneğinden olacak, Walpole’a 1937’de “Sir” unvanı verildi. Daha çok tanınan pek çok yazarın kitaplarına ait binlerce kopya yok edilmiş olsa da en göze çarpan örnek herhalde Salman Rushdie’dir.

Kaynak:Fernando Baez-Kitap Kıyımının Evrensel Tarihi/Can Yayınları

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir