Yüzyıl Savaşları

Adına 1860’lardan itibaren Yüzyıl Savaşları (1337-1453) denen büyük çatışma, 14. ve 15 yüzyıl Batı Avrupasına damgasını vurur. Bunun uzun ve çözümsüz bir mücadele olduğunu ima ettiği için bu isim bu savaşlara gayet uygun düşmektedir. Aynı zamanda bu isim, çalışmanın taraflarını direk işaret etmediği için
ve mevcut halin aslında iki monarşi veya iki halk (İngiliz ve Fransız) arasındaki basit bir savaşın ötesinde olduğunu ima ettiği için de gayet kullanışlıdır. Bu savaş temel olarak krallar arasındaki bir tartışmanın neticesidir. Bu tartışmanın kökenleri, 1066’da Normandiya dükünün İngiltere’yi ele geçirişine dek uzanır.




Ortaçağ da onu takip eden İngiliz krallarının hepsi de aynı zamanda Fransa’da toprak sahibi konumundaydılar. 12. yüzyılın sonlarında, Anjou hanedanına mensup krallar sadece Normandiya’ya değil, Anjou, Maine, Touraine ve hatta Aquitaine ve Poitou gibi yerlere de sahip bulunmaktaydılar. Kral John (1199-1216) genelde Gascony olarak bilinen, Aquitaine’in sahil kısmı hariç bu toprakların büyük çoğunluğunu yitirdi. 1259 yılında Paris Anlaşması, ingiliz kralının Fransa’da sahip olduğu toprakları, Fransız kralının vassalı olarak elinde tutabileceğini karara bağladı. Böylece İngiliz kralı, aynı zamanda Fransa’daki toprakları dolayısıyla Fransız kralının sadakatle yükümlü bir vassalı durumuna düşmekteydi. Bu yüzden, Aquitaine dükü sıfatına da malik İngiliz krallarının Gascony üzerinde tam bir yasal egemenliği bulunmaktaydı.

Burada ki tebaları Fransa kralına başvurabilirlerdi. Bu durum, yöneticilerin kendi toprakları üstünde sahip oldukları otorite kavramıyla zıtlık içerisinde bulunmaktaydı. Bunun neticesi olarak daha önce zaten iki savaş (1294.97 ve 1324 arasında) patlak vermişti. İngiliz ve Fransız krallar soğuk savaş sürmekteydi. Edward Ill’ün kendini, Philip IV’nün kızı olan annesi Isabella dolayısıyla Fransa’nın gerçek kralı olarak takdim etmesi soğuk savaşı sıcak çatışmaya dönüştürecekti.

Bu hanedanlık iddiasının ciddiyeti hususunda pek çok tartışma yapıla gelmiştir: Bu aslında Gascony’nin üzerinde tam bir egemenlik kurmayı amaçlayan bir pazarlık hamlesi miydi değil miydi? Savaş 1337’de derebeylik meselesi sebebiyle zaten başlamştı. Tahtta hak iddia edilmesi ise bundan 3 yıl sonrasına rastlamakta ve bu iddia Fransa kralına tevili mümkün olmayan bir hakarette bulunmaktaydı. Kandan doğan haktan asla vazgeçilemezdi. Bu yüzden bu hak bir kere iddia edildi mi, Edward ve halefleri bunu devam ettirmeye, Fransa kralları ise buna direnmeye ve İngiliz krallarını tekrar Fransız tahtının vassallar haline getirmek için çalışmaya mecbur kalmaktaydılar.

Edward onemli askeri başarılar elde etti. Bunlara 1356 yılında Poitiers Savaşında Fransa kralının (John II) ele geçirilişi de dahildi. Bununla beraber, Honig’in de makalesinde ifade ettiği gibi, çarpışan taraflar aslında “iki tarafı da memnun edecek bir anlaşmanın peşindeydiler. Kralın ele geçirilişi, iki tarafı keskin bıçaktı. Edward’ın John’un fidyesi olarak istediği büyük meblağ, gerçekte Valoisların hükümdarlığını onaylamak, yani kendi hakkını inkar etmek anlamı da taşımaktaydı. Bu tam da 1360 yılında Brétigny Anlaşmasında vuku bulacak şeydi. Bu anlaşmayla Edward tahttaki iddiasından, görünüşte genişletilmiş Aquitaine, Poitou ve Calais üzerinde tam egemenliğinin tanınması şartıyla vazgeçiyordu. Oysa ki, kan hakkı gibi toprak haklarıda terkedilmesi zor iddialardır.

Bu yüzden Fransızların, görünürde Edward’ın kesin otoritesi altında bulunan bu topraklar üzerinde tekrar hak iddia etmeleri uzun sürmedi. İngilizlere bırakılan toprakların büyük kısmı, Fransız ordusu tarafından geri alındı. İngilizlerin elinden, yeniden tahtta hak iddia etmekten fazlası gelmedi. Bu durum belki de böyle sürüp gidecekti ama Fransa kendi içinde bölündü ve böylece Henry V yönetimindeki İngiliz ordusu 15. yüzyılın ikinci on yılından itibaren tekrar askeri üstünlüğü ele geçirdi! Henry V 1420’de Troyes Anlaşması ile, kendini tahtın varisi ve kralın naibi olarak kabul ettirdi.

Buna göre Fransa kralı deli Charles VI öldüğünde, bir İngiliz kralı, iki krallığı birden yönetecekti; yönetimde bir birlik olduğu için de, halklar arasında da bir barış tesis edilmiş olacaktı. Henry VI, 1429 yılında Londra’da, 1431 yılında da Paris’te taç giydi. Bu arada Fransa kralının büyük oğlu da (Dauphin) Fransa’nın geleneksel taç giyme yeri olan Reims de kendine taç giydirecekti. Bu tarz tarihi bağlantıların ve sembollerin o zamanlar büyük önemi vardı ve bunu yapmakla o. Paris de taç giyen kraldan çok daha büyük bir statü elde etmekteydi.

Artık İngilizler geri çekilmeye başlamışlardı ama gene de 1949-53 yılları arasına kadar Fransa’daki topraklarının bir kısmını ellerinde tutmayı başaracaklardı. Bu tarihten sonra ise ellerinde sadece Calais kaldı; ki burası 1558 yılına kadar da İngilizlerin elinde kalmaya devam edecekti. İngilizler, Fransa krallığı ünvanından ise 1801 yılına kadar vazgeçmeyeceklerdi. Tarihçiler Yüzyıl Savaşları ve bitişinin 15. yüzyılın ortalarında bittiğini söyleseler de, aslında gerçekten bittiği an, İngilizlerin tahtta hak veya topraklar üstünde egemenlik iddialarından vazgeçtikleri bu tarihtir.

Kaynak: Tarih Boyunca Avrupa’da Savaş ve Barış- Anja V. Hartmann & Beatrice Heuser




[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir