Tapınak Fahişeliği Kadınlara ve Erkeklere Dini Bir Ritüel

Tapınak Fahişeliği Kadınlara ve Erkeklere Dini Bir Ritüel

Tapınak Fahişeliği Kadınlara ve Erkeklere Dini Bir Ritüel

Tapınak Fahişeliği Kadınlara ve Erkeklere Dini Bir Ritüel : The Secret of Crete isimli kitabında H.G. Wunderlich, Babil’de tüm kızların evlilikten önce İştar tapınağına gitmesinin ve bir yabancıyla yatarak fahişelik yapmasının zorunluluk olduğunu açıklamaktadır. Ardından, yabancının kendisine ikram ettiği parayı meblağ ne olursa olsun almak zorundaydı ve evine dönerdi.

Aynı raporu, Gerhard Herm, The Phoenicians isimli kitabında da vermektedir. Kenanlıların Tire, Sidon ve Byblos şehirlerinde kadınların bir günlüğüne fahişe olmaları ve ilkbahar festivalinde kendilerini bir yabancıya vermelerinin gerekli olduğunu rapor etmektedir. Bu festival Hıristiyanlığa geçmiştir ve günümüzde “Işlar” sözcüğünden türetilmiş olan “Easter” (Türkçede Paskalya yortusu) olarak cinsel içeriği boşaltılmış şekilde kutlanmaktadır. Grek tarihçisi




Herodot bu geleneği söyle rapor ediyor:”Babil geleneği…ülkedeki her kadını aşk tapınağında bir gün oturmaya ve bir yabancıyla cinsel ilişkide bulunmaya zorlamaktadır…Erkekler kadınları önünden geçerler ve seçerler. Ücret miktarı ne olursa olsun kadın red etmeyecektir çünkü bu eylem sonucu alınan para kutsal addedildiğinden red etmek günahtı (Kadın) birleşmeden sonra kendini tanrıça nezdinde kutsallaştırmış olur ve evine gider…

Böylece, uzun boylu ve açık tenli kadınlar kısa sürede (tapınaktan) ayrılabilirlerdi fakat erkekler tarafından) uygunsuz bulunanlar, kanunu yerine getiremediklerinden uzun süre (tapınakta beklemek zorunda kalırlardı; bazıları üç veya dört sene kalırdı. Buna benzer bir gelene Kıbrıs’ta da vardır.”  / Tapınak Fahişeliği /

Kıbrıs’taki Afrodit (İstar) tapInağında kızların evlenmeden önce kendilerini yabancı erkeklere sunmaları gelenekti. Bir dönemde her kızın evlenmeden önce bunu bir kere yapmasını zorunlu kılan bir kanun yürürlüğe girmişti. Bu tek eşliliği onamayan tanrıçanın olası bir gazabını uyandırmamak için alınan bir önlemdi.

Kadın, yabancıyla cinsel ilişkide bulunduktan sonra evine döner, evlenir ve çoluk, çocuk sahibi olurdu. Ancak, daha ileri ki tarihe ait Sümer yazıtları, tapınak fahişeleriyle evlenilmesine karşı tavsiyelerde bulunmuştur çünkü o kadın artık çok bağımsız olurdu ve “ayrıca diğer erkeklerle beraber olmaya alıştığından, güvenilmez ve ele avuca sığmaz bir eş olurdu”. Erek’teki ve diğer mekanlardaki İştar tapınaklarında erkek fahişelerde vardı. Bunlar, erkekliklerini “İştar’ın kadınlığa çevirdiği” erkekler olarak biliniyorlardı.

İ.S. 3’üncü yüzyılda Kilise tarihçisi Evsebus, bu tapınakların işleyişi hakkında şunu yazmıştı: “Bedenlerini şatafatlı lüks içerisinde yıpratan zevk ve safahat düşkünü erkeklerin bir tanrısızlık okuluydu. Erkekler yumuşak ve kadınsıydılar, artık erkek değillerdi; kendi cinselliklerine ihanet etmişlerdi; tanrılarına kirli bir şehvetle tapınmaları gerektiğine inanmışlardı. Brown’ın tezi, Yahudiliğin, Hıristiyanlığın ve İslam’ın Tek Tanrıcılığının eril gücü yükseltirken dişili aşağı çektiği fakat bu tamamen doğru değildir. Büyük tanrıçanın onuruna düzenlenen kutsal bayramlarda – örneğin Frigyalılarda – krallık hanedanından bir erkeği temsilen bir adak kurban edilirdi.

Aynı bağlamda, tanrıça Kibele (Sybil, Sibel olarakta yazılır) için düzenlenen oyunlarda erkekler iğdiş edilirdi. Kendinden geçmiş mistikler, rahipler kutsallığın sembolü olarak kabul edilen dişiliğe özenerek, erkekliklerinden fiziksel olarakta kurtulmak isterlerdi.





Tanrıçaya rahipleri olarak hizmet eden iğdiş edilmiş erkekler, hayatın yenilenmesi için tanrıçaya cinselliklerini sundular. Ana Kraliçeye tapınmalar, Lidya ve Frigya uygarlıklarında aşırı bir şekle ulaşmıştı. Bu adak Roman Katolik rahiplerinin bekarlık yeminlerinede yansımaktadır. Artemis, Efes, Astarte ve Hiyerapolis tapınaklarındaki rahiplerin çoğu igdiş edilmişti.

Lidya’lı Herkül – Semiramis benzeri bir kutsal kadın tipi olan – imparatorice Omphala’ya kadın giysileri içinde üç sene hizmet etti; Herkül ve Diyonizos’un yandaşlar ve bazı eski Cermen rahipleri de kadın giysileri giyerlerdi. Erkeksi özellikler taşıyan Nana-Ishtar ve Kıbrıs’taki Venüs heykeli; kadınlann erkek kılıgında, erkeklerin de kadın kılığında ayinlere Katılmaları cinsiyetin saptırılmasına birer örnek oluştururlar.

Minovalılar -Pelasge’ler (tarih Öncesi Ege halkı) devrinde kılıçların (silahların) kırılarak tanrıçaya armağan edilmesi; uzak kuzeyin kutsal savaş sembolü “balta”nın Amazon ve güney figürlerinde kullanılması – erkeğe ve dolayısıyla, insana ilişkin çarpık, boş, anlamsız bir yorumlama olan – dişiyi hayatın ve gücün kutsal temel ilkesi olarak gören genel anlayışa birer örnektirler.

Bu bulguları değerlendiren bilim adamları arasında, Ana Tança tapısından doğan mutlak rahim etkisinin, alt beyni küçültücü toplumları barbar bırakıcı etkisi olduğuna, hem kadını hemde o kadının doğurduğu çocukları kötü genetik kodlara doğru ittigine işaret edilmektedir. Dişi Tanrıça kültünün savunucuları, yönetici konumundaki madamlarıyla çağımızdaki genelevlerin, İstar tapınağının bir yansıması olduğu görüşündedirler.

Kaynak: Mehmet Sakioğlu, Antik ve Çağdaş Belegeler Işığında Da Vinci Fenomeni / Ozan Yayıncılık kitabından kısaltılarak alınmıştır

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir