Şili’deki Colonia Dignidad Kampı

Şili’deki Colonia Dignidad Kampı

Colonia Dignidad , Dört şeritli, dümdüz ve hız yapabileceğiniz “Beş Numaralı Otoban”, size And dağlarını, üzüm bağlarını ve yemyeşil çayırları izleyebilme imkanı verir.  Başkentle Puerto Montt’u (güneye doğru bin kilometreden fazla bir uzaklıkta) birleştirir ve Şili’nin son yıllarda “ ileriye doğru atmış olduğu adımı”  simgeler.

Santiago de Şili’den 350 kilometre kadar ilerdeki otoban, mütevazı bir çiftçi kasabası olan, 20. yüzyılın en büyük şairlerinden biri olan Pablo  Neruda’nın orada doğmuş olduğu Parral’ın içinden geçer. Oradan çıktığınızda dar ve manzaralı yoldan Andlara ve oradan da Termas di Catillo,daki sıcak su kaynaklarına (ılıcalara) yol alabilirsiniz.




Bir tur rehberinin Şili’nin sonsuz güzelliklerini sıraladığı gezi kataloğuna benziyor değil mi? İki kere düşünün. Engebeli yolların kenarlarında artık 1973-1990 yılları arasındaki diktatörlük döneminde kaybolan kadın ve erkeklerin resimleri sıralanmış durumda. Bu bölgede mahkûmlar askerî barakalarda
değil, faşist Alman kolonisi “Colonia Dignidad” da tutuluyorlardı. Temmuz 2005’te Şilili yetkililer nihâyet makineli tüfek yuvalarını, roket-atarları, ve binlerce paslı tüfekle sayısız mühimmatı ele geçirdi. İç İşleri Bakanı Jorge Correa “Burada çok büyük bir cephanelikten söz ediyoruz.

Özellikle vurgulamak isterim ki, Şili’de şimdiye kadar ele geçirirmiş olan en büyük cephanelik budur.

Kırk yılı aşkın süredir devam etmekte olan korkunç Colonia Dignidad tarihi sona erdi. On yıldır ülkenin bu mütevazı bölgesinde kurbanların ve yerel halkın bildikleri, artık herkese açık hâle gelmişti. Alman
dinci fanatiklerin, aşırı sağcıların ve çocuk tecavüzcülerinin kontrol ve yönetimindeki, Güney Amerika tarihinin en karanlık sırlarının bulunduğu 180 kilometrekarelik bir alan.

90’ların başında bendeniz, bu kurumu incelemek, bölgedeki siyasî mahkûmlara, çiftçilerle ve koloniden kaçanlarla görüşmek üzere birkaç ayımı harcadım. Ne Şili’de ne Almanya’da, ne de başka bir yerde, birçok kanıt birikmesine rağmen ortada ilginç bir hikâye vardı. Koloninin önemli iş adamları, avukatlar ve
önemli ordu üyelerinin de aralarında bulunduğu güçlü müttefikleri vardı. Diktatörlük çökmüş olmasına rağmen koloni hâlâ dokunulmazdı.

Colonia Dignidad 1961 yılında Şili’de kuruldu. İronik olarak Yahudi toprak sahibini, II.Dünya Savaşının kurbanları ve mültecileri olacağını söyleyerek kandırarak satın almışlardı. Gerçek ise, tam tersiydi: Paul Schaefer, (“Pius” ve “Ebedi Amca” olarak da bilinen eski Lıftwaffe -Alman hava kuvvetleri
hıhhîyecisi) bir Nazi’ydi Ve Almanya’da işlediği çocuk tâcizi suçlarından Interpol tarafından aranıyordu.

Schaefer tâkipçilerinin tüm mevduatlarını ve emeklilik birikimlerini mezhebin finansal havuzuna aktarımını sağlamıştı. Şili’de taşındıktan sonra tarlalarda çalışıp, (kadın erkek ayrı) yurtlarda kalıyorken tüm üyeler haklarından vazgeçmeye ve dış dünyadan soğutulmaya zorlandılar. Nispeten kısa bir sürede
Colonia Dignidad devlet içinde güçlü bir eyalet haline gelmişti.

Yüksek voltajlı elektrik telleriyle, son güvenlik teknolojisiyle ve eğitimli Alman çoban köpekleriyle “korunan” bu yer kendi kendine yeterli hâle gelmişti. Üyelerini doyurmaya yetecek kadar yiyecek ürettiği gibi fazlasını Santiago ve başka yerlerdeki dükkânlara satıyorlardı. Koloni, kendi elektrik santraline, havaalanına (Hercules nakliye uçaklarına yetecek kadar büyük), araba, otobüs, kamyon ve traktör filolarına, hastane, okul ve kayıt/yayın stüdyosuna sahipti.

Koloni resmi olarak, bir “sosyal kurum”du.

Doktorlar (ücretsiz olarak) yerel halkı ve çocukları tedâvi ediyorlardı; okul da çevre ve köy ve kasabalardan gelenlere açıktı. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra anestezi altındayken hastaların organlarının alındığı ortaya çıktı. Ücretsiz eğitim karşılığında çocuklar tarlalarda çalıştırılıyor ve beyinleri yıkanıyordu. Koloninin önderleri, Şilili köylüler arasında kendilerini sefâletten kurtaracak beyaz Tanrıların onları ziyarete geldiği söylentisini yaymaya çalışıyorlardı.

Çocuk tâcizi oldukça yaygındı. Schaefer ve diğer üst düzey üyeler cinsel tâciz kurbanları arasından seçtikleri genç erkeklerle duşa giriyorlardı. Çocuklar ailelerinden ayrı yaşamak zorundaydılar. Evlilikler yönetim tarafından ayarlanmalı, en azından onaylanmalıydı. Evli olmayan çiftler arasında cinsel ilişki
yasaktı ve buna uymayanlar şiddetle cezalandırılıyorlardı. “İzinsiz” hamile kalan kadınlar doğum öncesinde kürtaj yaptırma ya da tamamen yalıtılmış bir ortamda yaşama arasında seçim yapmaya zorlanıyordu.

Kaçmayı başarabilmiş bazı üyeler işkenceden ve sürekli uyuşuk kalmayı sağlayan kimyasallardan bahsediyorlardı. Almanya ile koloni arasında yapılan yazışmalar sansürleniyor, radyo, televizyon ve gazeteler yasaklanıyor, dış dünyayla ilişkiler en aza indirgeniyordu. Henüz net bir kanıt olmamasına rağmen burada Şili yetkililerinin bilgisi dâhilinde en üst düzey Nazi suçlularının misafir edildiğine inanılıyordu. On yıllar boyunca Şili’nin ırkçı bir göçmenlik siyâseti (komşusu Arjantin gibi) vardı. Şili yüksek iş ahlâkına sahip olan Alman, Avusturyalı ve Çeklere neredeyse tamamen açıktı. Aşırı derecede komünizm ve semitizm karşıtı olan koloni, yerel elitlersen sayısız destekçi bulmayı başarmıştı.




11 Eylül 1973’teki (ABD ve özel şirketlerin desteğiyle) askeri darbeden sonra, Colonia Dingidad gizli bir gözaltı ve işkence merkezi haline getirilmişti. İşkence kurbanlarından Adriana Borquez’in anlattıklarına göre koloni üyeleri, köpeklerin kadınlara tecavüz etmeleri ve kadın cinsel organlarına tüplerle aç
bırakılmış farelerin sokulması gibi son derece insanlık dışı işkence yöntemleri uyguluyorlardı. Adriana Borquez,

“Darbeden sonra Şili ordusu nasıl işkence edeceğini bilmiyordu. Mahkûmlar çok çabuk ölüyorlardı… Kolonideki Almanlar mahkûmu hem günlerce hayatta tutmayı, hem de onu en korkunç acı ve Aşağılanmaya mâruz bırakmanın yollarını biliyorlardı” diyordu.

Düzinelerce siyasî mahkûmun Colonia Dignidad arazisinde öldürülüp yine bu topraklarda bir yerlere gömüldüklerine inanılıyor. Diktatörlük sırasında cuntayla koloni arasındaki ilişkiler son derece yakındı. Koloninin doktoru, Pinochet’nin eşinin kişisel doktoru olmuştu. Schaefer ve Pinochet birbirlerine Mercedes arabaları gibi pahalı hediyeler veriyorlardı. Daha önce bahsi geçen, başkenti güneye bağlayan otobanın yapımı için harcanan fonların büyük bölümü koloniden aktarılıyordu.

Dış dünya, Schmidt ve Alman Sosyal Demokratların şeytanî düşman olarak görüldüğü, dikenli tellerin arkasındaki bu kötü kurumda olup bitenlerle ilgilenmiyordu. Girişin hemen üstünde gururla “Tüm burada yapılanlar Franz Josef Strauss içindir” (Bavyeralı sağcı Hıristiyan Demokrat Politikacı) yazısı
bulunmaktaydı. 1985 yılında ABD bile kaybolan bir vatandaşı için soruşturma başlatmıştı. O sene Yahudi bir Rus göçmeni olan matematik profesörü Boris Weisfeiler, bölgede yürüyüşe çıkmıştı. Koloni üyeleri tarafından gözaltına alındı ve sonra Schaefer’in emriyle infaz edildi.

16 Mayıs 2005 tarihli Nev York Times’a göre: Dr.Weisteiler’in kız kardeşi Olga burayı geçen sene ziyaret etmişti. Massachusetts’teki evinden telefonla yapılan söyleşide, sorduğumda bana, “çok gençtik, hatırlamıyoruz, emin olamıyoruz” dediler” demişti. “Bende onlara mâdem hatırlamıyorsunuz gidip orada
bulunan ve hatırlayan insanlara soralım” dedim. Ama işlerini , neye nasıl cevap vereceklerini , hiçbir şey söylememeyi çok iyi biliyorlardı” dedi.

1997 yılında Schaefer Şili’den kaçtı; (On yıldan fazla süredir resmen ölü ilân edilmiş durumda) Mart ayında Buenos Aires’İn varoşlarında tutuklandı. Koloninin, hâlâ ‘Villa Baviera’ adı altnda faaliyet gösteren bazı üyeleri, cinayet, işkence ve küçükleri cinsel istismar suçlarından hapisteler. Şili
polisinin yaptığı baskınlar sonucu onları ömür boyu orada tutmaya yetecek kadar delil toplanmış durumda. Colonia Dignidad’ı, Güney Şili’de bir terör ve zulüm olayı olarak görmek hatâ olacaktır. Schaefer ve emrindekilerle birlikte tüm Şili diktatörlüğü yargılanmalıdır. Bu, sâdece bir “askeri rejim” ve “sağcı diktatörlük “ değildi. 1973-1990 arasındaki dönem, faşizmin en saf ve açık haliydi.

Kaynak: Andre Vltchek-Batı Terörü / bilim+gönül yayınları kitabından alınmıştır.

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir