Salah Birsel Kimdir

Salah Birsel Kimdir

Salah Birsel Kimdir

Salah Birsel Kimdir 1919’da Bandırma’da doğdu. İzmir Erkek Lisesi’ni, İstanbul Edebiyat Fakültesi’nin Felsefe Bölümünü bitirdi. Fakülte de okurken bir süre Fransızca öğretmenliği yaptı. Daha sonra Sümer Bank Teftiş Kurulu revizörlüğü, iş müfettişliği, İstanbul Edebiyat Fakültesinde kitaplık müdürlüğü, Ankara Üniversitesinde basımevi Müdürlüğü yaptı. Son görevi olan Türk Dil Kurumu Yayın Kolu başkanlığından emekli olup İstanbul’a yerleşti. 10:03:1999’da hayatını kaybetti. Salah Birsel’in mezarı nerede diye eklemek gerekirse Feriköy’dedir.




Salah Birsel edebiyata 1937’de Gündüz Dergisinde yayınlanan şiirlerle girdi. 1972’ye dek özenle sürdürdüğü şiir çalışmalarında ilk göze çarpan özellik, şiirsellikten kaçış ve yalınlıktır. İlk şiirlerinde Garipçi Akımı’nın etkisi görülür. Daha sonra bu biçimsel etkiden uzaklaşır, alay ve ironinin egemen olduğu kendi özgün şiirini yaratır. Son yıllarda deneme türüne yönelmiş; zengin bir söz dağarcığı ve kendine özgü kıvrak bir anlatımla başarılı ürünler vermiştir.

Salah Birsel Kitapları

Şiir: Dünya İşler-1947, Hacivatın Karısı-1955, Ases-1960, Kikirikname-1961, Haydar Haydar-1972, Köçekceler-(tüm şiirleri 1980)

Roman: Dört Köşeli Üçgen-1961

Günlük: Günlük-1955, Kuşları Örtünmek-1976, Hacivat’ın Günlüğü- 1982, Yaşlılık Günlüğü- 1986, Bay Sessizlik-1990

Deneme: Şiirin İlkeleri-1952, Sen Beni Sev-1957, Kendimle Konuşmalar-1969, Şiir ve Cinayet-1975, Kurutulmuş Felsefe Bahçesi-1979, Paf ve Puf-1981, Halley Kimi Kurtarır-1981, Yapıştırma Bıyık-1986, Şişedeki Zenci-1986, Kediler-1988, Seyirci Sahneye Çıkıyor-1990, Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu-1975, Boğaziçi Şıngır Mıngır- 1980, Sergüzeşti Nono Bey ve Elmas Boğaziçi-1982, İstanbul-Paris-1983, Amerikalı Tolstoy-1983, Nezleli Karga-1991

Şiir Yazmaya dair Salah Birsel yorumu: Benim şiir yazmam uzun beklemelerin sonucudur. Odamda, yatakta, sokakta, kahvede boyuna beklerim. Birşeylerin geleceğini birşeylerin boğazıma sarılarak dışlamak isteyeceğini bilerek beklemek. Bu kimi zaman şipşak boyverir. Kimi zaman da beni, haftalarca, aylarca bekletir. Ama kısa amanda yüzünü açan şiire de hemen yaklaşmam. Onu bir kağıda saptadıktan sonra gene beklerim. Böylece o yerden bitme coşkuların beni yanıltmasından -bunlar yüzdeyüz insanı yanıltır- kendimi korumuş olurum.

Bu beklemeler için de şiir bir an için görünür gibi olursa da, yine tezliğe kapılmam, onun bütünüyle bana kendini vereceği anı kollarım. Nedir, bu bir anlık görünüş sırasında gördüklerimi de saptamaktan geri kalmam. Şiirin sonraki evreleri sırasında işin ustaca kotarılmasına destek olacaktır bu.

Kaynak: Ahmet Köklügiller-Nasıl yazıyorlar/QI KÜLTÜR SANAT YAYINCILIK




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir