Rusya'nın Nüfusu nereye gidiyor?

Rusya’nın Nüfusu nereye gidiyor?

Rusya’nın Nüfusu nereye gidiyor?

Rusya’nın Nüfusu nereye gidiyor? : Rusya’yı dış tehditlerden daha fazla endişeye düşüren bir başka sorun var aslında. Nüfustaki azalma. Ülke nüfusunda azımsanmayacak derece de büyük bir azalma var. (Rusya Nüfusu tehlikede) Genç neslin yaşlılara nazaran varlık oranı zaman geçtikçe düşüyor. Putin aşağı yukarı 2000 yılından beri bu konu üzerinde hassasiyetle duruyor. Her yıl nüfusu arttırmak için farklı kanunlar çıkarılıyor ve değişik uygulamalara imza atılıyor. Ancak tüm bu çabalara rağmen nüfus artışı konusunda yürütülen politikaların başarılı olduğu söylenemez.



Rusya’nın nüfusu 1995’ten sonra on iki milyon azaldı. İstatislikler alarm veriyor.

Çocuk yılı, aile yılı gibi organizasyonlar yapılmasına rağmen, kan kaybı durmuyor. Bir taraftan çocuk doğuran ailelere her türlü yardım yapılırken, bir taraftanda Kırgızistan, Belarus ve Ukrayna’dan Rusya’ya çalışmaya gelenlere vatandaşlık hakkı verilerek bir nebzede olsa nüfus iş gücü ayakta tutulmaya çalışılıyor. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dönemindeki yaşanan tablolara ne kadar da benziyor.

Nüfustaki azalmanın yanı sıra Rusya’nın diğer bir sıkıntısı ise, genç nüfus sayısının da aynı hızla gerilemesi. Genel olarak Rusya, çok yaşlandı diyebiliriz. Nüfusun üçte birinden fazlası emekli. Yani 60 yaş üzeri. Böyle giderse, 2020 yılında toplam oran yüzde 50’ye çıkacak. Bu da bir ülkeyi ayakta tutabilecek en önemli şey olan diinamizmin yok olması demek.

Tarihe dönüp baktığımızda mevcut olanın yerine yeni bir düzenin gelmesinde ya da mevcut olanın daha iyi bir aşamaya yükseltilmesinde en önemli etkenin genç nüfus olduğunu görürüz. O sebeptendir ki, nüfus meselesi, Rusya’nın bir nevi varolma meselesidir. Peki nüfus artışındaki bu azalmanın nedeni nedir? Bunu birkaç nedene bağlamak mümkün. Mesela yapılan tüm alımlara rağmen halk, geleceğe ve yarınlara ümitle bakamıyor.

SSCB’nin çöküşü o kadar gürültülü ve onur kırıcı olmuştu ki insanların içinde vatan ve devlet kavramına yönelik tü duygular zafiyete uğradı. Rusya bugün dünya üzerindeki sayılı zengin ülkelerden birisi olmasına rağmen, halen eğitim, sağlık ve hukuk sisteminde yeterince gelişemiyor. Okullar öğretmen, hastaneler doktor sıkıntısı yaşıyor. Adalet sistemi SSCB’den kalma. Kısacası Kızıl Çar ayağa kalktı ancak kendisini bağlayan prangalardan kurtulmakta biraz zorlanıyor.



Ekonomik nedenlere paralel olarak, gençler sorumluluktan kaçınma, aile düzeni içerisinde olmaktan korkma psikozu içindeler.

Aile kavramı SSCB döneminden kalma alışkanlıklarla çökmüş vaziyette aslında. Gençler bir hatta birkaç karşı cinsle rahat iletişim kurdukları için, evlenmekten çok beraber yaşama, ancak çocuk yapmama gibi oldukça rahat ve de sorumluluktan uzak, aile yapısı ile alakası olmayan yaşam biçimlerini benimsiyorlar.

Bu tür alışkanlıkların varlığı da Putin ve ekibini oldukça zora sokuyor. Her şeye rağmen devleti yönetenler nüfusunun artışını sağlamak için bütçeden 150 milyar dolarlık bir kaynak ayırdılar. Çocuk başı 10 bin dolan ödemeyi garanti ettiler. Televizyonlarda ve gazetelerde devamlı reklam filmleri oynatarak gençlerin aile ortamına özendirilmesi için çalıştılar.

Reklamlarda kalabalık aileler özellikle ön plana çıkarılıp, tek çocuk değil, çok çocuk, şeklinde bir bilinçlendirme girişiminde bulundular. Görünen o ki Rusya’nın en büyük sorunu nüfus olarak kendini gösteriyor. Bu sıkıntının bertaraf edilmesi için hükümet dolayısı ile devlet nezdinden yapılan çalışmalar ne derece olumlu sonuçlar verecek önümüzdeki yıllarda göreceğiz.

Kaynak: Kızıl Çar’ın Uyanışı-Osman Sönmez/Karakutu Yayınları

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir