Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Küçük Asya'da Haberleşme

Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Küçük Asya’da Haberleşme

Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Küçük Asya’da Haberleşme

Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Küçük Asya’da Haberleşme : Küçük Asya’nın önemli merkezlerinde hükümetin bir posta hizmeti ağı kurup uygulamaya koyabildiği 1870’li yıllara değin postayla iletişim, oldukça ilkel bir şekilde gerçekleşiyordu. Bu açıdan Konya gibi şehirler iç kısımlardan başkente uzanan güzergahların üzerinde bulunmaları dolayısı ile gerçekten talihliydi.

Oysa daha küçük ve konumu açısından daha talihsiz yerler kendi başlarının çaresine bakmak durumundaydılar. Köyler ve mezralar posta işlerinin halledilmesi konusunda katırcılara bel bağlamıştı. En küçük bir yerleşim birimi dahi posta servisinin bulunduğu en yakın merkeze bir katırcı gönderir; bu katırcı gidecek postayı götürüp söz konusu yerleşim birimine her ne geldi ise bunları alır ve sahiplerine dağıtmak üzere geri dönerdi.




Batı Küçük Asya’daki katırcılar çoğunlukla Rum idi. Bu kişilerin aşları kısmen hükümet tarafından kısmen de yerel tüccarlar tarafından karşılanmaktaydı. Bu zamanda en hızlı iletişim aracı, Kırım Savaşı döneminde ortaya çıkan telgraftı. İmparatorluk, telgraf sayesinde dış dünyayla iletişime geçmişti. 1850’lerin sonlarında bir İngiliz firmasının gözetiminde başkentin Ege’deki büyük adalarla ve İzmir ile bağlantısını sağlamak amacıyla telgraf hatları çekilmesi düşünülüyordu. 1870’li yılların başlarında ise Küçük Asya’nın iç kısmında bulunan Rum cemaatleri telgraftan yararlanarak Atina’daki insanlarla doğrudan görüşmeye başlamışlardı.

Ayrıca bu cemaatler İstanbul ve İzmir’de çıkan Rumca gazetelere abone olmaktaydılar. Bu dönemde haberlerin belli bir merkezde toplanarak kitlelere duyurulmasındaki yavaşlık, İzmir gibi yerlerdeki Rumca gazetelerin resmi tebliğlerinin yanı sıra İstanbul ve Atina basınında çıkan makaleleri de yeniden yayınlanmaları anlamına geliyordu. Gerçekte İzmir’deki gazeteler güncel yerel meselelerden ziyade, Yunan Krallığı’nda iki-üç hafta önce cereyan etmiş siyasi olayları konu alıyordu.

1842 yılında bir Amerikalı misyonerin Küçük Asya Rumları ile ilgili şu yargısı oldukça yersiz ve abartılıdır. ”Buharlı gemi ulaşımı ve kendi gazeteleri aracılığı ile Rumlar artık cemaatlerinin uç noktalarını birleştirebilmiş durumdalar ve burada, Amerika’da olduğu gibi, Rumların yaşadığı en uzak bir yerleşim biriminde meydana gelen herhangi bir olay imparatorluktaki bütün Rum cemaatleri ilgilendirmektedir.” Küçük Asya sadece geniş değil, aynı zamanda coğrafi olarak da farklılık arz eden bir alandı. Bu sebeple yarımadanın karayolu ulaşımı ağı esas itibariyle pek değişmemiştir.

Yeni ulaşım ve iletişim şekilleri aşamalı olarak ve Anadolu’nun büyük bir kısmında farklı zamanlarda Kırım Savaşı sonrası dönemde yerleşmiştir. Rumların çoğunluğunun yaşamakta olduğu Küçük Asya kıyı şeridi kasabaları, bu değişikliklerin tesirini daha önce hissetmiş ve böylelikle gelişmelerden çok daha fazla yararlanmıştır. İç kısımlardaki kasabalar ise, görmüş olduğumuz gibi söz konusu değişikliklerden daha yavaş bir biçimde etkilenmiştir. Sonuç olarak, kimi Küçük Asya bölgelerinin dışarıya daha çok açılmasıyla birlikte gayri Müslim cemaatler, dış dünyayla gelişen iletişimden kendi ekonomik ve toplumsal konumlarını değiştirme yönünde istifade edebilmişlerdir.

Kaynak: Gerasimos Augustinos – Küçük Asya Rumları / dipnot yayınları kitabından alıntılanmıştır.




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir