Molla Kâbız Olayı

Molla Kâbız Olayı

Molla Kâbız Olayı

Molla Kâbız Olayı : Osmanlı devrini incelerken, çeşitli tarihsel materyalleri, savaş ve imparatorluk gidişatını hep kurcalarız. Oysa kaç yüzyıllık bir İmaparatorluğun sosyal ve Dini taraflarındaki hususlarda bir o kadar incelenmesi elzemdir. Bunlardan biri de Molla Kabız Olayı ve Mücadelesi, talisinde Molla Kabız İdamı ve sonrasıdır.




Fikirlerin, Fikir adamlarının, halkın yaşamı, gündelik meşkaleler dışında bir de meclislerdeki ilmi tartışmalar ve dünya geneli Alimlerin, Bilim adamlarının münazaralarıda çok hassas bir durumdur. Padişahla olsun, halk arasında olsun çeşitli meclislerde düşünen ve sorgulayan her insan fikirlerini insanlara açmak içinde uygun şartları bulmuştur. Bunun yanında İmparatorluk sınırlarına dışarıdan gelen ve dini olsun sosyal olsun her konuda fikirlerini söyleyenlerde çokça mevcuttur. Bunlardan biri de Molla Kâbız’dır. Bu yazımızda sizler için kısa da olsa Molla Kabız ve İstanbul’daki fikir mücadelesini aktaracağız.

İstanbul’a, İran’dan geldiği iddia edilen bir Molla yerleşmiştir. (1527). Bilgili, ilim irfan sahibi bu meçhul insan, meclislerde, derneklerde etkili konuşmaları ile, soru işaretleri yaratan, fikirler ileri sürmektedir. Savunduğu fikirler, Batınilik, Mazdek, Hristiyanlık karışımıdır. Kanuni Süleyman tutar, bu adamı
sarayına davet eder. Tartışmaları huzurunda Osmanlı Alimleri ile sürdürmesini ister. Divan odasında bütün Alimler ile tartışır, ileri sürdüğü fikirler yanlış olmasına rağmen çürütülemez. Padişah, yan odanın salona açılan demir kafesli penceresinden konuşmaları takip etmiştir.

İlim adamlarını toplantıdan sonra sorgular. Molla Kâbız bu fikirlerini aylarca propaganda etmiştir. İlmiye sınıfından gelen şikayetlere rağmen Divan-ı Hümayun orta da elle tutulur bir suç olmadığı, meselenin bir fikir davası olmaktan öte gitmediği gerekçesi ile salahiyetsizlik beyan etmiştir. Molla hiçbir suç işlemediğini, tamamen fikri çerçeve içinde kaldığını ileri sürmek sureti ile kendini savunmuştur. Fenarizade katli vaciptir, der.

Molla Kâbız’ı susturacak yeterlilikte alim bulunamaz. Padişah aksi bir kararla, Molla Kabız’a İstanbul’da yeteri kadar kalabileceğini söyler. Bu esnada devreye Kemal Paşazade Ahmet Şemseddin girer, Kabız’a tartışma teklif eder, bir şartı vardır; hangisi fikirlerinin yanlış olduğunu kabul ederse, ölüm fermanını
da kabul etmiş olacaktır.

Molla Kaabız öneriyi kabul eder ve yine Padişah huzurunda tartışılır. Ama bu sefer Molla Kabız bir noktada sıkışır ve cevap bulamaz. Zaten öncesinde ölüm fermanını da kabul etmiş olmaktadır. Af dilemez. Bu olay devrin, fikirlerin fikirler ile çürütülmesi ve düşünce serbestliğini göstermesi açısından çok önemlidir.

Kaynak: Mustafa Dinleyen/ Türk Kültürünün 2000 yıllık yolculuğu kitabı




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir