Köroğlu Destanı

Köroğlu Destanı

Köroğlu Destanı

Köroğlu Destanı ve olay döngüsünde olan kahramanın gerçek adı Ruşen Ali’dir. Babası Yusuf, Bolu Beyi’nin seyisidir. Bey de zalim mi zalimdir. 1500’lü yıllarda geçer olay. Olayın kahramanı gerçek
midir tartışmalarına katılmıyoruz. Köroğlu toplum hayatında yer almıştır.

Köroğlunun babası Yusuf’u, Bolu Beyi cins atlar satın alması için bol para verip gönderir, bir müddet sonra Yusuf cılız, sıska bir tay ile çıkagelir. Bolu beyi tayı görünce kendisi ile alay edilmiş kabul eder, deliye döner. Yusuf’u her ne kadar ” bu çok cins bir tay, ele geçmeyecek at olur” dedi ise de dinlemez. Halbuki atın iyisini anlayan bilir, aman yaman derken öfke baldan tatlı Yusuf cezalandırılır. Gözleri kör edilmiş olarak, pek methini ettiği tayın sırtına bağlanır ve köyüne yollanır.




Yusuf evine dönünce durumu oğluna, Ruşen Ali’ye anlatır. Bolu Bey’inden intikam almasını ister. Bu ara da Kır ata da iyi sahip çıkmasını, emsali olmayan bir at olacağını, dikkat etmesini öğütler. Yusuf oğluna kır tayın, içine rüzgar almayan güzel bir ahırda birkaç yıl bakmasını, birlikte atı deneyeceklerini söyler.
Bir müddet sonra uyuz kır tay, artık meşhur kır at haline gelir. Ruşen Ali’nin adı da Köroğlu’na çıkmıştır.

Şimdi sıra kır atın denenmesindedir. Nasıl deneyecekler? Evin önündeki alanı sular, çamur ederler. Köroğlu atına biner, doludizgin dört nala bahçeyi geçer.

Gözleri görmediği için el yordamıyla Yusuf atın ayaklarını yoklar. Birkaç yerde çamur eline bulaşır. Sözü uzatmayalım birkaç yıl sonra aynı denemeyi tekrarlarlar. Baba atın ayaklarını tekrar yoklar, bu sefer ne yaş ne de çamurdan eser yoktur. Yusuf oğluna izin verir. Köroğlu öç almak için Bolu’ya gelir. Köroğlu ve Bolu Bey‘i hesaplaşması burdan başlar. Köroğlu Çamlıbel’e yerleşir. Başına yiğitler toplar, Bolu Beyi’nin sarayını basar, bey kadın kılığına girip kaçarken yakalanır ve cezalandırılır.

Bunlar olur iken tüfek icat olmuştur. Toplumda yaygınlaşır. Köroğlu kırlarda giderken bir çobana rastlar ve ”Elindeki nedir” diye sorar. Çoban: ”Buna tüfek derler beyim, herkesi vurur öldürür” deyince, Köroğlu: ”Beni bile mi” der. Çoban: ”Beyim kimseyi tanımaz bu!” deyince Köroğlu’nun hışmı ve bir hamlesi ile kendisi tüfeği kapar, kendine doğrultur. Bundan sonraki kısımda tabiki Köroğlu’nu yaralar tüfek ve, sazı eline alır, mertliğin kalmadığından yakınır…”Düşman geldi tabur tabur dizildi. Alnımıza kara yazı yazıldı. Tüfek icat oldu mertlik bozuldu. Eğri kılıç kınında paslanmalıdır. Şiirini söyler ve Köroğlu, kırklara kaybolur karışır.

Kaynak: Mustafa Dinleyen/ Türk Kültürünün 2000 yıllık Yolculuğu kitabı.




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir