Kore Savaşı ve Panmunjom Ateşkes Antlaşması Tarihi

Kore Savaşı : Sovyetler Birliği Kore’deki savaşın devamında bir fayda görmüyordu. Çünkü sonunda Bir dünya savaşının çıkması tehlikesi vardı. Savaşın devamı ayrıca, Batılılar arası kaynaşmayı gittikçe arttırabilir ve NATO’yu daha güçlendirebilirdi, Ateşkese sadece Güney Kore karşı çıkıyordu. Çünkü sonunda yine eski sınırın kabul edileceği belliydi. Halbuki Güney Kore, harabeye dönmüş nüfusunun yirmide birinden fazlası ölmüş veya yaralanmış ordusu mahvolmuştu.

Kore Savaşı sonucunda, Ateşkes görüşmeleri 10 Temmuz 1951 tarihinde komünist hatların gerisindeki Kaesong,da başladı. Hiçbir siyasi konu görüşülmedi. Sadece askeri konular müzakere edildi Birleşmiş Milletler Kuvvetlerini temsilen giden heyete Amiral C.Turner Joy Başkanlık ederken, Kuzey Kore kuvvetlerine General Nam İl Başkanlık ediyordu.



26 Temmuz günü nihai gündem teyit edildi. Gündem beş maddeden oluşuyordu:

Birinci madde, bir gündemin benimsenmesi, İkinci madde bir ateşkes hattının oluşturulması üçüncü madde, ateşkesin denetlenmesine yönelik düzenlemelerin oluşturulması, dördüncü madde, savaş esirlerinin değişimi ve beşinci madde olarak sorunun siyasi çözümüne yönelik tavsiyeler. Nihayi gündemin oluşturulması sürecinde Birleşmiş Milletler heyeti, komünistlerin temel taleplerinden birisi olan Kore’ deki yabancı kuvvetlerin karşılıklı olarak çekilmesini temel madde olarak gündeme dahil etmek istemelerini önlemişti.

Dolayısıyla, müzakereciler gündemin en önemli maddesi olan ikinci madde yani bir ateşkes hattının oluşturulması konusu üzerine yoğunlaştılar. Müzakereler devam ederken bir yandan da savaş halen devam ediyordu.

Amerikalı Komutan Rigway de stratejisini güncelledi. Yıpratma stratejisiyle komünistler için, Kore  savaşı ‘ın maliyetini artırarak Birleşmiş Milletler ile pazarlık masasına oturmaya zorlayacaktı. Müzakerelerin başlamasıyla birlikte, Mao ve Peng, savaş alanında yıpratma doktrinini benimsediler. Neredeyse bitmek tükenmek bilmeyen Çin’in insan gücü ikmal kabiliyeti nedeniyle Mao ve Peng, ABD’nin bir yıpratma savaşında hiçbir şekilde Çin’i mağlup edemeyeceğine inanıyorlardı.

Birleşmiş Milletler Kuvvetleri gibi komünistlerin de amacı yıpratma savaşını pazarlık kartı olarak kullanmaktı.

İnsan dalgası şeklindeki hücumlardan vazgeçilerek yerine Peng, düşman müfrezelerinin imha edildiği küçük ölçekli imha saldırılarını getirdi. Kacsong’da müzakereler oldukça yavaş ilerliyordu. Komünistler, 38. Paralelin ateşkes hattı olmasını istiyorlardı. Öte yandan Birleşmiş Milletler Komutanlığı ve ABD, mevcut cephe hattı olan temas hattın ateşkes hattı olmasını istiyorlardı.

Kansas- Wyoming hattı boyunca uzanan engebeli arazinin savunulması 38. Parelel boyunca uzanan düz araziden daha kolaydı. Geçici pazarlık hilesi olarak Birleşmiş Milletler heyeti ilk önce bu hattın kuzeyindeki bir hat
İçin çağrıda bulundu. 14 Ağustos günü General Nam İl yaptığı bir açıklamada ”Biz, 38. Paralelin askeri sınır olması için sağlam bir şekilde duruyoruz.

Çünkü bu hat askeri bir hattır; Bu nedenle adil ve makuldür. Askeri sınırı tamamıyla bizim mevkiimizin içine itme önerinize şiddetle karşı çıkıyoruz” diyordu. Böylelikle, komünistler Birleşmiş Milletler heyetinin taleplerini reddettiler. Ağustos ayının ortalarında artık Çinliler 38. Paralelin askeri bir harekatla ele geçirilmesinin imkansız olduğunu anladılar. Ancak yine de Stalin ve Mao savaşmayı tercih ettiler.

Komünistler, Birleşmiş Milletler Kuvvetlerinin Kaesong civarındaki tarafsız bölgeyi ihlal ettikleri gerekçesiyle müzakereleri 23 Ağustos günü askıya aldılar. Sonraki iki ay boyunca görüşmeler müzakerelerin nerde ve nasıl toplanacağı Soruları üzerinde yüzeysel bir şekilde devam etti. 1951 sonbaharında komünistleri İkinci madde üzerinde taviz vermelerine zorlamak için Amerikalı komutan Ridgway, saldırıları yoğunlaştırdı.

Bu saldırılar sonucunda komünistler büyük kayıplar verdi. Komando operasyonunun başlamasından sadece dört gün sonra komünistler Müzakerelerin yeniden başlamasına razı oldular. Nihayet 21 Ekim günü her iki taraf müzakerelerin iki cephe hattı arasındaki yeni bir tarafsız alan olan Panmunjom’da başlamasına karar verdiler.

Müzakereler başlar başlamaz , Mao, temas hattının ateşkes hattı olmasını kabul etti.

Birleşmiş Milletler Kuvvetlerinin çökme ihtimali yoktu ve Çin için savaşın maliyeti giderek artıyordu. Buna ek olarak engebeli arazinin savunulması Çin için bir dezavantaj haline gelmişti. Ancak Kaesong, Anlaşmanın önündeki en büyük engeldi. Ridgway ve Joy, Kaesong’u ateşkes hattının Birleşmiş Milletler Kuvvetlerinin tarafında olmasını istiyordu.

Ancak Kaesong askeri açıdan kendi ellerinde değildi. Ridgway’in itirazına rağmen müşterek komutanlık, 17 Kasım günü bir uzlaşma sundu. Buna göre mevcut cephe hattı, güncel cephe hattı olarak dondurulacaktır. Böylece, temas temas hattı ateşkes hattı haline gelecekti. 27 Kasım günü taraflar İkinci madde üzerinde uzlaştılar. Bu özde fiili olarak bir aylık silah bırakma anlamına geliyordu.

Çünkü daha fazla saldırının toprak kazanma gibi bir amacı yoktu. Maalesef, son baharda yapılan saldırıların hiçbir savaşı sona erdirmeye yetmedi. Ateşkesin denetlenmesine yönelik düzenlemelerin oluşturulmasını içeren üçüncü madde üzerine görüşmeler, Ateşkes komisyonunun yarısı ve savaştan sonra Kuzey Kore’de izin verilecek hava alanlarının sayısı konusu nedeniyle durdu.

Bu zor durumun üstesinden gelmek için dördüncü maddeye geçildi. Ancak müzakereler hızla durdu. Bu arada savaş meydanında da bir çıkmaz durum hakimdi. Her iki taraf da büyük bir saldırı düzenlemeye yanaşmıyordu. Geçmiş askeri başarılarına rağmen Amerikalı liderle, Temmuz saldırısında uğradıkları ağır kayıplar nedeniyle yoğun operasyon temposuna dönmekte gönülsüzdüler.

Öte taraftan komünistler de sonbaharda yapılan saldırılar nedeniyle zayıflamışlar ve kuvvetlerini yeniden oluşturmaya yoğunlaşmışlardı. Böylece anlaşmazlıklarla geçen görüşmeler tam 159 oturum halinde iki yıl sürdü. Tüm bu süreç içinde ABD’de başkanlık seçimleri odu ve başkan seçilirsem Kore’ye gideceğim diyen Eisenhower, başkan seçilmişti.

Eisenhower, gerçekten de Başkan olarak Kore’yi ziyaret etti.

Diğer bir gelişme ise Sovyet lideri Stalin’in 1953’te ölmesiydi. Cephede zaman zaman bu kıyıcı çarpışmalar olurken, ateşkes görüşmeleri de kör topal sürüp durmaktaydı. 8 Haziran 1953 tarihinde ateşkes görüşmelerinin en büyük sorunu olan savaş tutsakları konusunda anlaşmaya varıldığı haberi, büyük bir heyecan yarattı. Fakat Güney Kore Cumhurbaşkanı Syngman Rhee ateş püskürüyordu.

Eski sınırın geçerli olması, durumun yine eski halinde devamı ona göre Güney Kore halkının sırtından verilen ödünden başka bir şey değildi ve bunu kabul edemezdi. Anlaşmanın imzalanacağı 17 Haziran günü, kontrolündeki 27 bin savaş tutsağını kamplarının kapılarını açarak serbest bıraktı. Bunlar memleketlerine dönmeyi reddeden Çinli ve Kuzey Koreli tutsaklardı.




Ortalık allak bullak oldu. İmza sabahı Panmunjom’da komünist delegeler toplantıyı terk ettiler. Birleşmiş Milletler Komutanlığı ne yapacağını şaşırdı, halkın arasına dağılan tutsakların askeri inzibatlar aracılığı ile toplanması işine girişildi. İki yıldan fazladır sürdürülen çabalar tam olumlu bir olumlu bir sonuca ulaşacağı anda berbat
olmuştu. Müttefikler cephesinde hiddet ve öfke büyüktü. Eisenhower, Syngman Rhee’yi Washington’a çağırdı. Rhee gitmeyi reddedince Başkan özel temsilcisini Seul’e gönderdi.

Temsilci Robertson, Suel’de halkın aleyhte gösterileriyle karşılandı.

Göstericilerin elinde ”Kore’yi satmayın ” dövizleri vardı; yüzlerce Güney Koreli genç kız, yağmur altında çamurlu kaldırımlara oturmuş ağlaşıyorlardı. Komünist ordular hemen ertesi günü bir taarruza geçtiler. Saldırı özellikle Güney Kore birliklerinin tuttukları cephelere yönelikti. Bir kaç gün içinde iki Güney Kore tümeni ağır kayıplara uğrayarak neredeyse elden çıktı .

S. Rhee ile özel temsilci Robertson arasındaki iki hafta süren görüşmeler sonunda nihayet anlaşma sağlandı. ABD Güney Kore’nin güvenliğini garanti edecek, yüklü bir ekonomik yardım yapılacak, hava ve deniz kuvvetleri kurulması dahil Güney Kore Ordusu yeniden yapılandırılacaktır. Birleşmiş Milletler Ordusu Komutanı Genera l M. Clark’ın Komünist Ordu Komutanlığına verdiği güvence ile görüşmeler, tutsakların serbest bırakılmalarından
bir ay sonra 19 Temmuz’da yeniden başladı. Ve sekiz gün sonra 27 Temmuz 1953’de mutlu sona ulaşıldı. 25Haziran 1950’de başlayan savaş üç yıl bir ay sonra 27 Temmuz 1953’de bitmişti. Ateşkes görüşmeleri bile 10 Temmuz 1951’den beridir iki yıl süren bu zorlu, bu çetin mücadelenin nihayete ermesi dünyada büyük sevinç yarattı.

Kore Savaşı Anlaşmasına göre iki tarafın 27 Temmuz’da bulunduğu hat, ateşkes hattı olarak kabul edilmekteydi.

Bu hat batıda 38. enlemin biraz altında, ortada ve doğuda ise epeyi yukarısındaydı. Yani, Güney Kore hudut bakımından daha avantajlı çıkmıştı. İki tarafta bu hattın ikişer kilometre gerisine çekilecekler ve aradaki dört kilometrelik boş saha askersizleştirilecekti. Barış görüşmeleri üç ay içinde başlayacaktı bu arada savaş tutsakları da değiştirilecekti.

Tarafsız bir heyet önünde memleketine dönmek isteyen tutsaklar bunun dışında tutuluyordu. Ateşkes imzadan on iki saat sonra yürürlüğe girecekti. Ateşkes 27 Temmuz 1953 akşamı saat 22.00’de yürürlüğe girdi. Resmi kayıtlara göre Kore’de Birleşmiş Milletler Ordusunun kaybı Kore Savaşı ‘nda ( Türkler dahil ) 94 bini olmak üzere 500 bin kişiyi bulmaktadır. Baştanbaşa yanan yıkılan Kore Yarımadasında ölen Güney Koreli sivil insan sayısı yaklaşık 1.5 milyon civarındadır. Komünist orduların kaybının ise 1.5 milyonu bulduğu tahmin edilmektedir

Kaynak: Dr. Barış Adıbelli – Kuzey Kore Bir Komünist Hanedanlığın Hikayesi / bilim+gönül yayınları kitabından alınmıştır.

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir