İsmailiye Mezhebi Nedir Radikal Teosofi midir İnceleme

İsmailiye Mezhebi Nedir Radikal Teosofi midir İnceleme

İsmailiye Mezhebi Nedir Radikal Teosofi midir İnceleme

İsmailiye Mezhebi Nedir Radikal Teosofi midir İnceleme, Ortaçağlardaki asıl Şiiliğe benzemeyen, Sünni halifeyi devirerek yerine Mehdi-İmam’ı getirmek gibi bir siyasi hedefi olan Şii hareketinin bir koludur.

Esas hedeflerinde başarılı olamamakla birlikte, kozmik tarihin tüm Gnostik araçlarına ulaşıp onların etkin kullanımını sağlamakta başarı kazandılar. Böylece Şii İmamlar, Gnostik Aeonlar, yani Kutsal Metinlerin açık anlamının arkasındaki gizli “gerçeklerin” açığa vurulması haline geldiler. İmam (rehber) yanılmaz ve yetkin bir öğretme yeteneğine (talim) sahipti ve İsmailiye’nin inceden inceye planlanmış yeraltı siyasetinin çekirdeği olan
seçkin grubun da çıkış noktasını oluşturdu.



İsmailiye Mezbehi , Fatimilerin 969 yılında kurdukları Kahire şehrindeki üslerinde, İsmaililik “gnosis”i ve programı konusunda ajanlar eğitiliyor ve Mehdi-İmam ilan edilerek halifeliğin Irak ve İran’daki topraklarında oluşturulan hücrelere ve hücre yöneticilerine gönderiliyorlardı.

Sünni ve İsmaili İslam anlayışlarının her ikisi de otorite ve geleneğe dayanmak gibi ortak bir temele sahipti. Sünni için bu gelenek hadislere dayanan büyük İslam hukukuyla birdi. Peygamber’in kendi söz ve eylemlerine kadar geri giderek, Kuran’ın yetkinliğiyle eşdeğerde ikinci bir vahiy oluşturdular. Kuran ve Peygamber’in sünneti, dini kürede bir düzen öngörüyordu. Ancak bu düzene, ona paralel, her inananın canını ve malını güvenceye alarak dini görevlerini yerine getirmelerini sağlayacak bir siyasal düzen kurulmadan ulaşılması imkansızdı.

Bu düzen aynı zamanda, ortayacak çıkabilecek düzensizliklere karşı toplumsal birliği koruyabilecek yeterlilikte olmalıydı. Halife ve el verdiği kişiler (delegeler) siyasi güçlerini bu önermeden aldılar. İsmaili mezhebe göre, İmam bir dini sistemin sonucu değil, bu sistemin kendisiyle bütünleşmiş bir parçasıydı.

Meşhur bir Şii hadisi, Muhammed’in yaratılışın gerçeklerinin kendisine açıklandığı Miraç’tan dönüşünde, harmanisini kızı Fatma ve torunları Hasan ve Hüseyin’in üzerine attığını ve böylece bu gerçekleri Fatma – Ali soyundan olanlara geçirdiğini ima ettiğini söyler. Dolayısıyla, İmam elinde Kutsal kitabın alegorik tefsirinin (tevil) anahtarını tutan, yüzeydeki anlatının altında yatan derin gerçekleri anlayabilen tek kişidir. Bu en azından teoride böyledir; zira 12. yüzyıldan bu yana her Sufi ve her filozof aynı ayrıcalığa sahip olduğunu iddia etmektedir.

Kaynak: F. E. PETERS – İbrahimin Çocukları / Kozmik Yayınları kitabından alınmıştır.




0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir