Hz. İbrahim'in Hayatı

Hz. İbrahim’in Hayatı ve Hz. İsmail Kıssası

Bu yazımızda siz değerli okurların şu sorularına yanıtlar vermeyi umut ediyoruz. Hz. İbrahim’in Hayatı, Kur’an’da Hz. İbrahim, Hz. İbrahim babası, Hz. İbrahim’in Dini, Hz. İbrahim’in Hayatı Kısaca, Hz. İbrahim’in Oğulları, Hz. İbrahim’in Ateşe Atılması, Hz. İbrahim’in Hayatındaki Önemli olaylar Nelerdir?

Hz. İbrahim’in Hayatı ve Hz. İsmail Kıssası

Hz. İbrahim’in Hayatı ve Nemrud

Hz. İbrahim’in Hayatı Kral Nemrud, yerden bir ateşin yükseldiğini görünce koşup önünde yere uzanmış ve üzerine bir bina çattırarak ona bir bakıcı tayin etmişti. İnsanları kendisine kulluk etmeye davet etti. Kral Nemrud bir gece rüya görür: Bir yıldız doğar, parlaklığı ayın aydınlığını güneşin ışıltısını bastırır. Bu rüyayı büyücülere ve kahinlere sordu. Onlar da ”Ülkende şu tarihte bir çocuk doğacak, halkın dinini değiştirecek, senin ölümün saltanatının sonu olacak” demişler.




O sırada Nemrud, Küfe Babil’inde hüküm sürmekteydi. Oturduğu yerden ayrılıp başka bir yere gitti. Oradan bütün erkekleri kovdu. Yalnız kadınları bıraktı. Her on erkeğin üzerine, güvenilir asker sevk etti. Doğan erkek çocukların hepsinin katledilmesini istedi. Bunun üzerine doğan bütün erkek çocuklar
acımasızca hayattan koparıldı. Nemrud’un şehirde önemli bir işi çıktı. Azer’den başkasına itimat etmediği için onu yanına çağırdı.

”Ben sana bir vereceğim, seni oraya, elbette ki sana olan güvenimden dolayı gönderiyorum. Ailenin yanına varmamak, onlarla münasebette bulunmamak üzere senden söz vermeni bekliyorum. Bak eşinle sakın
münasebette bulunayım deme ha!” dedi. Azer, ”Ben bu hususta dinimden fedakarlık yapmakta çok cimriyimdir” dedi. Bunun üzerine Nemrud ona yapacağı işi havale etti. Azer, şehre girip Nemrud’un işini hallettiktek sonra kendi kendine ”Ailemin yanına bir gitsem de ne yapıyorlar ne ediyorlar bir görsem”
diye geçirdi içinden.

Ailesinin yanına gidince sözüne itimat edemedi.

Bunun üzerine ailesini Küfe ve Basra arasında Evr diye anılan bir köye kaçırarak orada bir bodruma yerleştirdi. Onların yiyeceğini, içeceğini ve diğer ihtiyaçlarını sağladı. Aradan uzun bir müddet geçipte bir şey zuhur (olmak) etmeyince, Nemrud demek bu yalancı sihirbazların sözüymüş dedi. Erkekleri yurtlarına geri getirtti. Hz. İbrahim’in annesi doğum yapma zamanı gelince geceleyin evinden çıkarak yakınlarda bulunan bir mağaraya ulaştı. Hz. İbrahim’i (a.s) orada dünyaya getirdi. Hz. İbrahim’in Hayatı böylelikle başladı

Annesi yeni doğan bir çocuk için, ne yapmak lazımsa hepsini yaptıktan sonra İbrahim’i sarıp sarmalayıp mağaranın kapısını da sıkıca örterek evine döndü. Ara sıra mağara gidip, oğlunun sağ baş parmağını emip durduğunu görüyordu. Azer, gebeliğine ne olduğunu sorduğu zaman Nun ”Bir oğlan doğurmuştum, öldü” dedi. Azer onu doğruladı ve sustu. Hz. İbrahim a.s. mağarada bir günde bir haftalık, bir haftalıkken bir aylık, bir aylıkken bir yıllık gibi hızla büyüyordu. Mağarada ancak 15 ay kaldı. Azer, oğlunun mağarada gizlice nasıl doğurulduğunu, büyütüldüğünü öğrenince son derece neşe ile doldu.

Nemrud bütün olan bitenleri unutmuştu. Hz. İbrahim (a.s) büyümüştü.

Anne ve babasından başka hiç kimseyi henüz bilmiyordu. Hz. İbrahim (a.s.) yeryüzü yaşantısını öğrendi, gerekli bilgiye sahip oldu. Hz. İbrahim (a.s.) kavminin putlara tapışına şaşıyor ve onlara ”Elinizle yontuğunuz şeylere ne diye tapıyorsunuz?” diyordu. Kavmi de ” Bunu bize senin baban öğretti” diyordu. Hz. İbrahim’de onlara muhakak ki, benim babamda yolunu saptıran kimselerdendir diyordu. Azer, kavminin taptıkları putları yapar, öteki oğulları Hz. İbrahim’e verir ve onları satmasını isterdi.

Hz. İbrahim bu putları alınca onları ayaklarından bir iple sıkıca bağlar ve arkasından çeker götürürdü. ” Ne zarar ne de yarar vermeyen bu putları alan var mı?” diyerek seslenir, hiç kimse kendisinde put satın almazdı. Hz. İbrahim putları satamayınca bir ırmağın kıyısına götürüp başlarını suya sokar, kavminin putlara düşkünlüğü ile alay etmek için ”İçiniz” der, hiç satmadan onları eve getirdi. Kardeşleri ise götürdüklerinin hepsini satmış olarak eve dönerlerdi. Hz. İbrahim Allah’tan başka ilah yoktur dedikçe annesi ve babası Nemrud’dan korktukları için ağlar, Hz. İbrahim’i uyarmaya çalışırlardı.




Hz. İbrahim ise ”Benim hakkımda Nemrud’dan hiç korkmayınız” derdi. Fakat Azer kendisini birisinin Nemrud’a ihbar edeceğinden korkarak Nemrud’a gidip ”Ey kral senin doğmasından sakındığın çocuk benim oğlumdur, kendisi evimden başka bir yerde doğmuş, yanıma gelinceye kadar ondan haberim olmamıştır. Şimdi onu sana haber veriyorum, kendisi hakkında istediğini yap. Sonra beni kınama dedi. Nemrud ”Onu bana getir”dedi. Azer Hz. İbrahim’i alıp Nemrud’a götürdü.

Büyük Puta Sorsanıza

Hz. İbrahim Nemrud’un yanına getirildiğinde Nemrud ona şöyle dedi ” Ey İbrahim, sen üzerinde bulunduğun dinime gir ki seni ben yaratmışımdır ve rızkını da benden alıyorsun.” Hz. İbrahim, ” Ey Nemrud sen yalancısın, O Rab ki, beni yaratan, bana doğru yolu gösteren O’dur. Bana yediren içiren de O’dur deyince Nemrud’da halkta kahkahalarla güler. Nemrud daha sonra Azer’e dönüp, ”Ey Azer bu oğlan daha küçüktür, ne söylediğini, benim kıymetimi, mülkü saltanatımınululuğunu bilmiyor. Sen onu al hemen götür. Kendisini azabımın şiddeti ile korkut, ola ki üzerinde saplanıp kaldığı şeyden döner” dedi.

Hz. İbrahim’in putlara tutum ve davranışı kavmi arasında yayılmış; bu hususta Nemrud’a hiçbir haber ulaşmamıştı. Hz. İbrahim ”Putlara tapmaktan vazgeçin Allah’a ibadet edin” diyordu. Nemrud’un kulağına bu haberler gelmeye başladı bir zaman sonra. Azer ise, Hz. İbrahim’in putlara tapması için bir şeyler düşündü. ”Bizim bayram günümüzde sen de gel, hoşuna gider” dedi.

Halk bayram günü için yemekler yaptı. Hz. İbrahim’de gitti, bir balta aldı. Halk putların önünde yapılan yemekleri koyup gitti. Hz. İbrahim’de balta ile her birine vurdu. Onlara”kendinizi korusanıza” dedi. Baltayı da en büyük putun boynuna astıktan sonra puthaneden çıkıp gitti. Daha sonra halk geldi putları
bu halde gördü. ”Bunu bizim tanrımıza kim yaptı” diyip çıldırdılar. Hz. İbrahim’in yaptığını hissettiler. Koşarak Hz. İbrahim’in yanına gittiler. Hz. İbrahim onlara şöyle seslendi. ” Siz kendi elinizle yontmakta olduklarınıza mı tapıyorsunuz? Sizi Allah yarattı. Allah’a ibadet edin.”

Güneşi Batıdan Doğursana (Hz. İbrahim’in Hayatı)

Hadisenin haberi Nemrud’a ulaştı. Nemrud ve kavmin eşrafı, Hz. İbrahim’i çağırdılar, halk toplandı. ”Sen mi Tanrımıza bu işi yaptın”dediler. Hz. İbrahim, ”Belki onların şu büyüğü yapmıştır, eğer konuşurlarsa ona sorunuz. Bu putların en büyüğü sizin kendisi ile birlikte şu küçük putlarada taptığınızı görünce
kızarak yapmıştır” deyince biraz insafa gelir gibi oldular, sonra yine eski kafalarına döndüler. Nemrud Hz. İbrahim’i huzuruna çağırıp ” Senin şu ibadete davet ettiğin ilahını gördün mü, nasıldır o? diye sordu. Hz. İbrahim, ”Benim rabbim hem diriltir, hem öldürür” deyince Nemrud ” Ben de diriltirim ve
öldürürüm” dedi.

Hz. İbrahim sordu. ”Nasıl yapıyorsun bu işi” Nemrud ”Tutup ölümüne hükmettiğim iki adamdan birini öldürürsem, onu öldürmüş olurum, diğerini de ise affedip sağ bırakırsam onu da diriltmiş olurum dedi. Hz. İbrahim Allah ” Güneşi doğudan getiriyor, haydi sen onu batıdan getir bakayım” deyince, kafir Nemrud şaşırıp tutulup kaldı. Bunun üzerine Nemrud ve kavmi Hz. İbrahim’i zindana attılar. Nemrud ve kavmi söz birliği yaptılar. ” Onun için bir bina yapıp onu alevli ateşin içine atınız ve yakınız” Nemrud’da bu işi tastik etti. Halk Hz. İbrahim’in ateşine odun taşımaya başladı. Bunu kendileri için çok sevap sayıyorlardı.

Hz. İbrahim’i ateşe atmak için yüksek bir binanın üzerine çıkardılar, ellerini ayaklarını sımsıkı bağladılar.

Binanın üzerine de bir mancınık kurdular. Hz. İbrahim’i mancınığın kafesine koydular. Hz. İbrahim bağlanırken, yüce Allah’a ” Senden başka ilah yoktur,” dedi. Cebrail’in yardım talebini kabul etmez ve
”Allah beni görüyor” der. Bu teslimiyeti ve inancı ona Halilullah (Allah’ın dostu) denilmesine sebep olacaktır. Hz. İbrahim ateşin içine atılır. Ancak ateş yüce yaradanın dediği gibi sadece ışık haline döndü. Sadece Hz. İbrahim’in bağlandığı ipler yandı. Belli bir süre kadar Hz. İbrahim ateşin içinde kalır babası Azer Nemrud’un yanına giderek, oğlumun kemiklerini toplayıp gömeceğim der ve Nemrud’da kabul eder.

Ateşler iyice azalınca annesi Nun, Hz. İbrahim’i görür ve kucaklayıp sevinçle geri döner. Nemrud ile Azer birlikte İbrahim’in kemiklerine bakmaya giderler. Nemrud ateşin yanına gelince ateşin hala yandığını görür. Nemrud bakınca Hz. İbrahim’in ateşin içinde oturduğunu ve yanında da kendisine benzeyen birisinin bulunduğunu görür ve hemen sarayına geri döner. Kavmine ” Ben İbrahim’i ateşin içinde diri bir halde gördüm, daha yüksek bir bina yapın, ateşin içini göreyim der. Ve yüksek bir yere çıkar, aynı şekilde yine İbrahim’i görür. Bunun üzerine Nemrud ” Ey İbrahim ilahın pek büyükmüş, seni zarardan koruyor,
çıkmana da güç yetirir mi” diye sorar.

Bunun üzerine Hz. İbrahim kalkıp ateşin içinden yürüyerek dışarı çıktı.

Nemrud’un yanına geldi. Nemrud ” Ey İbrahim, senin yanında oturan bir adam gördüm, kimdi o? diye sordu. ” O gölgeler meleğidir, ateşle bana serinlik yapsın diye gönderilmiştir” dedi Hz. İbrahim. Nemrud ” Ben senin ilahının kudretini gördüm, onun için sığırlar keseceğim” dedi. Hz. İbrahim, Nemrud’dan Allah’a insanmasını istedi. ” Ey İbrahim, güç ve saltanatı elden bırakmaya güç yetiremem, fakat onun için kurban keseceğim”dedi. Bu olayları gören halktan bir kısmı Nemrud’dan korkmasına rağmen Allah’a iman etti.

Yüce Allah, Hz. İbrahim’in, Nemrud’un ülkesinden ayrılarak kutsal Şam topraklarına gitmesini emretti. Hz. İbrahim ile kendisine tabi olan yakınları ile kavminden ayrılıp gitmeyi kararlaştırdı. Hz. İbrahim, rabbin yoluna muhacir olarak yurdundan gizlice ayrıldı. Amcası Harun’un kızı Sare’de onunla yola
çıktı. Hz. İbrahim ile Hz. Sare vahiy gelmesi üzerine evlendi. Yüce Allah, Hz. İbrahim’e, Kenanlıların yurduna gitmesini emretti. Kendi zürriyetinden çoğalacağını buyurdu. O zaman Ken’anilerin yurdunda açlık ve kıtlık vardı. Hz. İbrahim, Mısır’a gitti. Hz. İbrahim ile Hz. Sare’yi şehrin kapısında bulunan
muhafız durdurdu. Onları hükümdara haber verdi. Hz. Sare’nin güzelliğinden de bahsetti. Hükümdar bunun üzerine aklından kötü şeyler geçirmeye başladı.

Hükümdar Hz. İbrahim’i çağırdı. Neden geldiğini sorduktan sonra ” O kadın kim, senin neyin oluyor” diye sordu. Hz. İbrahim öldürülmekten çekindi, kız kardeşimdir dedi. Hükümdar onu görmek istedi. Hz. Sare hükümdarın huzura çıktı. Hz. İbrahim dışarıda dua ediyordu. Hz. Sare içeri girince hükümdar gördüğü
güzelliğe hayran kaldı ve hemen sarkıntılık etmeye başladı. Elini kötü niyetle Sare’ye uzatmaya kalkıştı. Yanlız aniden eli tutuluverdi. Hükümdar bunun üzerine ona dua et ne olur sana birşey yapmayacağım dedi. Hz. Sare dua etti ve kolu eski haline döndü.

Fakat yine hemen Hz. Sare’ye saldırdı. Yine kolu tutuldu yine Hz. Sare’den dua etmesini istedi.

O da yine dua etti ve bu olay bir kaç kez tekrarlandı. Hükümdar baktı ki iş bildiği gibi değil, Hz. Sare’yi bıraktı. Hz. İbrahim’i huzuruna çağırdı ve onunla biraz konuştu. Ona çeşitli hediyeler verdi. Bu hediyeler içinde Hacer isminde bir cariye de vardı. Bu cariye ilerde Hz. İsmail’in annesi olacaktı.

Bir zaman sonra Hz. İbrahim ve Hz. Sare yanlarında Hz. Hacer olduğu halde Mısır’dan ayrıldılar. Hz. İbrahim, Hz Sare ve cariyesi Hz. Hacer beraber Filistin ile Şam çölünde Seb diye anılan yere varıp indiler. Hz. İbrahim orada bir kuyu kazdı ve bir mescit yaptı. Kuyunun suyu bir çeşme gibi akar, Hz. İbrahim
koyunları su içmek için kuyunun başına gelirdi. Seb halkı, Hz. İbrahim’i rahatsız edecek bazı uygunsuz hareketlerde bulunmaya başladılar. Hz. İbrahim başka bir yerde oturmak üzere hemen oradan ayrıldı. O ayrıldıktan sonra su kesildi.

Halk Hz. İbrahim’den dolayı bu işin böyle olduğunu anlamakta gecikmedi. Arkasından koşup onu ikna etmeye çalıştılar. Hz. İbrahim ben içinden çıktığım bir yere bir daha geri dönmem diyip onlara keçiler verdi. Bunları suyun başına götürün su akar. Sakın ayhalli kadın gelip içmesin, ona suyu siz götürün der, öylede olur. Su yeniden akmaya başlar. Yanlız ne var ki bir zaman sonra ayhalli bir kadın oradan içer, su bir daha çıkmaz.

Hz. İbrahim, Seb’den ayrıldıktan sonra Remle ile İlya (Kudüs) arasında bir yere yerleşti.

Burada da bir kuyu kazdı. Yüce Allah ona rızık ve geçim bolluğu servetler verdi. Hz. İbrahim, kardeşi Harun’un oğlu Lut’un malı çoğalmıştı. Hz. İbrahim ona yanından ayrılıp Sedum ve Amure şehirlerine yerleş dedi. Bu şehirler Hz. İbrahim’in oturduğu şehirlerin yakınında idi. Hz. Lut Sedum ve Amure’ye varıp yerleşince o taraflardan gelen bir kral ile Lut çarpıştı. Onu, esir aldı ve mallarına el koydu. Hz. İbrahim bunu haber alınca, kavmi ile gidip, onu kurtardı, mallarını geri aldı.

Hz. İbrahim’in malları ve serveti çoğaldı. ” Ey Rabbim, benim çocuğum yok, ben çok mal ve serveti ne yapayım,” demişti. Yüce Allah ona, ”Ben senin çocuklarını da öyle çoğaltacağım ki, onlar, yıldızların sayısınca olacaklardır” dedi. Hz. Sare bir hayli yaşlanıp Hz. İbrahim’e çocuk doğurmaktan bir hayli aciz
gözüküyordu. Hz. İbrahim’in yaşıda çok ilerlemişti. Hz. Sare hizmetçisi Hacer’i Hz. İbrahim’e bağışlayarak, ” Ben onun gösterişli bir kadın olduğunu görüyorum, sen onu zevceliğe al. Belki Allah sana ondan bir oğul nasib eder” dedi. Hz. İbrahim ilk sünnet olan insandır. Sünnet emri gelince yanı başında
bulduğu bir kör kesici aletle hemen sünnet olduğu söylenir. Bunu böyle yapmasının nedeni Allah’ın emirlerine hemencecik yerine getirmedeki titizliğiydi.

Hz. İbrahim’in Hayatı devam ederken Hz. Hacer’den İsmail adında bir oğlu oldu. Hz. Sare, Hz. İsmail’in doğumundan sonra Hz. Hacer’i kıskanmaya başladı. Hz. Hacer’in burnunu kulağını kesmeye yemin etti. Öfkesi geçtikten sonra kendisine şaştı. Hz. İbrahim yemini yerine getirmek için Hz. Sare’ye Hz. Hacer’in iki kulağını delmesini sünnet ve tavsiye etti. Bu kadınlar için adet oldu. Kadınların kulak delmesi, sonradan terk edilmiştir. Hz. Sare, Hz. Hacer’e ” Artık sen, benimle bir şehirde bulunmayacak, oturmayacaksın” dedi. Yüce Allah Hz. İbrahim’e Hz. Hacer’le İsmail (a.s.)’ı Beldeyi Haram’a götürmesini vahiy etti. Hz. İsmail’e Beyti Haram’ı ona hazırlandığını haber etti.

Mekke Kuruluyor

Birlikte Yola çıktılar, nihayet Mekke’nin bulunduğu yere geldiler. Allah in ya İbrahim dedi. Hz. İbrahim, burası ne ziraate ne davara elverişlidir dedi. Cebrail a.s evet öyledir ama burada senin oğlunun soyundan Ümmi Peygamber (Son Peygamber) çıkacaktır dedi. Hz. İbrahim büyük bir ağacın altına Hz. Hacer ile
Hz. İsmail’i bıraktı. Üzerlerine gölgelik yapmalarınıda Hz. Hacer’e tembih etti. Hz. İbrahim onları bırakarak Şam’a gitmek üzere yola çıktı. Hz. Hacer seslendi. ” Bizi burada mı bırakıyorsun, yoksa bizi buraya bırakmanı Allah mı söyledi” dedi. Hz. İbrahim döndü. ” Evet Allah emretti” dedi. Hz. Hacer
öyleyse bize Allah yeter ve korur dedi.

Safa ile Merve Arasında 7 Tur

Zaman geçtikçe su ve ihtiyaç malları bitti. Hz. Hacer çocuğunun karnını doyurmak ve su vermek için yedi kere Safa ile Merve tepesine gelip gitmişti. Birşey bulması lazımdı. Yoksa çocuğu ölecekti. Bu yüzden peygamber efendimiz (sav) Safa ile Merve arasında sa’y edilir buyurmuştur. O sırada Cebrail a.s geldi.
Ayağının ökçesi ile yeri eşeleyince su kaynamaya başladı. Hacer bir yandan içiyor bir yandan kırbasını doldurdu. O su zemzem suyuydu. İşte orası Beytullah’ın yeriydi. Hz. Hacer ve Hz. İsmail birlikte yaşamaya başladılar.

Günün birinde Cürhümlülerden bir aile geldi. Sudan biz de faydalanabilir miyiz dediler. Hz. Hacer su üzerinde hak iddia etmemek şartı ile burada kalabilirsiniz dedi. Böylece Hz. Hacer yalnız yaşamaktan kurtuldu. Giderek suyun başı, başka ailelerin gelmesi ile kalabalıklaşmıştı. Bir belde haline gelen bu yere Mekke denmeye başlandı.

Hz. İbrahim'in Hayatı ve Hz. İsmail

Hz. İbrahim’in Hayatı ve Hz. İsmail Kıssası

Bir zaman sonra Hz. İbrahim Mekke’ye oğlu ile hanımını ziyarete geldi. Etrafı şenlenmiş ve Hz. Hacer ile Hz. İsmail’e itibar edildiğini görünce çok sevindi. Hz. İbrahim zaman zaman Mekke’ye geliyor, onları ziyaret ediyordu. Yıllar gelip, geçiyor Hz. İsmail büyüyor ve babasının kendisine öğrettiği şekilde namaz
kılıyor, dua ediyordu. Allah’a ibadette bulunuyordu.

KURBAN

Hz. İbrahim bir rüya gördü. Allah oğlu İsmail’i kurban etmesini söyledi. O gün bayrama denk gelen bir gündü. Rüyanın Allah’tan geldiğine kanaat getirdi. Bu, büyük bir imtihandı. Allah, Hz. İbrahim’in hayatını sınıyor, kendisine layıklığını ölçüyordu. Hz. İbrahim tereddütsüz kabul etti. Yalnız bunu oğlu ile hanımına nasıl söyleyecekti? Hz. İbrahim o sabah oğluna ip ve bıçak almasını söyledi, birlikte oduna çıkacaklardı. Bu her zaman yaptıkları bir işdi. Yolda giderken Mina mevkiine gelince oğluna rüyayı yavaş yavaş anlatmaya başladı. Hz. İbrahim hiç tereddüt etmeden kabul etti. ”Hayatı veren ve alan Allah değil mi? Şimdi bu canı geri istiyor” dedi.

Hz. İbrahim çok sevindi duygulandı. Yolda giderken şeytan onların akıllarını çelmeye çalıştıysada becerememişti. Hz. İsmail şeytanın ardından yedi tane taş atmıştı. Şeytan Hz. Hacer’e gitti, o da şeytanı kovup ardından yedi tane taş attı. Hz. İbrahim oğlunu sağ yanına yatırarak Allah’ın emrini yerine getirmeye hazırlandı. Oğlunun gözlerini bağlamıştı, bıçağı görüp acı duymasın diye. Bu hadise
Mina da şimdi kurban kesilen yerdir. Hz. İbrahim oğlunun boynuna bıçağı sürmek üzere ”Bismillah” çekti, ” Ey rabbim işte emrini yerine getiriyorum” diye söylendi.

Bıçağı Hz. İsmail’in boynuna sürdü, fakat bıçak kesmedi. Çünkü Allah’ın muradı Hz. İsmail’in kurban edilmesi değildi. Bu hadise ile Hz. İbrahim ailesinin sadakat ve sabırlarını meleklere ve bütün insanlığa göstermek istiyordu. Bu bir dostluk, bağlılık imtihanı idi. Hz. İbrahim ve Hz. İsmail en sevdikleri varlıklarını seve seve Allah’a vereceklerini ispatlamışlardı. Cenabı Allah gökyüzünden boynuzlu bir koç gönderdi. Cebrail (a.s) Hz. İbrahim’i tebrik etti. Ve o gelen koçu kurban etti. Müslümanlar o günden beri Hz. İsmail’in kurtuluşunu kutlamak için her sene aynı gün kurban keserler.

HZ. İBRAHİM ÖLÜLERİN DİRİLİŞİNİ GÖRÜYOR

Cenabı Allah, Hz. İbrahim’in, ölülerin nasıl dirildiğini görme isteğini kabul ederek ona ” Ayrı cinsten dört kuş al, onları iyice kendine alıştır. Sonra kes, parçalarını birbirine karıştır. Bu parçalardan her birini etrafında görünen şu dağların ayrı bir yerine koy. Sonra o kuşları isimleri ile çağır. Süratle azaları tam ve diri olarak sana geldiklerini göreceksin dedi. Hz. İbrahim verilen bu emri yerine getirdi. Kestiği kuşları bir zaman boyunca beslemiş ve kendine alıştırmıştı. Onları kestiği zaman etlerini ve tüylerini birbirine karıştırdı ve ayrı tepelere bir avuç elde ettiği karışımdan koydu. İsimleri ile çağırdığı zaman, hepsinin canlı olarak kendisine uçup geldiğini gördü. Böylece ölülerin dirilişi hakikatini görme şerefine nail olmuştu.

Hz. İbrahim’in Hayatı ve KABE’NİN İNŞAATI

Kabe, yeryüzünde inşa edilen ilk mabettir. Hz. Adem’in yeryüzüne indikten sonra, ilk işi meleklerin yardımı ile bu mukaddes binayı yapmak olmuştu. Kabe zaman zaman tamir edilerek Nuh Tufanı’na kadar mabet görevini görmüştür. Tufandan sonra yeri kaybolmuş, varlığından iz ve eser kalmamıştır. Allah bu şerefli mabedin müslümanlara kıble olması için ortaya çıkarılıp yeniden inşaasını, Hz. İbrahim’in Hayatı süresince kendisine ve oğlu Hz. İsmail’e nasip etmiştir.

Hz. İsmail zemzem suyunun yakınında bir ağaç altında oturmuş, okumakla meşguldü. Karşıdan babası Hz. İbrahim geldi. Kucaklaştılar ve Hz. İbrahim oğlu Hz. İsmail’e ”Oğlum Allah bana büyük bir iş emretti. Bu işte seninde yardım etmen gerekecek” dedi. Hz. İsmail kutsal hizmeti seve seve kabul etti. Hz. İbrahim
oğluna Allah ”Şurada bir beyd bir mabet yapmamızı emretti”. Şimdiki Kabe’nin bulunduğu yeri işaret ediyordu. Binayı baba oğul iki; büyük peygamber birlikte yapmışlardı. Hz. İbrahim ve Hz. İsmail, Kabenin duvarlarını beş dağın taşından inşaa etmiştir. Hz. İbrahim oğlundan Kabeyi tavafa başlama noktası
alması için bir taş bulup getirmesini istedi. Oğlu bu taşı aramaya gitti. İşte bu esnada Hz. Cebrail, Hz. İbrahim’e cennetten bir taş getirdi ve Kabe’nin köşesine o taşın yerleştirilmesini istedi. Bu taş Hacerül Esved Taşı olarak bilinir.

Kabe’nin inşaatı bitti. Hz. İbrahim’de makamı İbrahim üzerine çıkarak Hacc’ın farz kılındığını aleme ilan etti. Kıyamete kadar devam edeceğini bildirdi. Bu yapılan bina inşaatı Hz. Adem’in sütunlarının üstündedir. Bu Hac mevsiminde Hz. İbrahim ve Hz. Sara birlikte Kabe’ye gelerek Haccettiler. Bu arada Hz. Sare’de kendisine müjdelenen İshak isminde oğluna kavuşmuştu. O da ilerde bir peygamber olacaktı. Hac’dan sonra Şam’a döndüler. Hz. Sare vefat etti. Ondan sonra Hz. İbrahim’de vefat etti. Ve Hz. İbrahim’in Hayatı son buldu. Kuranı Kerim’de Hz. İbrahim’in kendisinden sonra gelen peygamberlerin babası olduğu işaret edilmiştir.

HZ. İSMAİL ARAPÇA ÖĞRENİYOR

Hz. İsmail, Cürhüm Kabilesinden bir kızla evlendi. Cürhüm Kabilesi Arapça konuşuyordu. Hz. İsmail Arapça öğrendi. Daha önce bu dili bilmiyordu. Birgün İbrahim peygamber oğlunun yanına gelir. Oğlu evde yoktur. Hz. İbrahim gelinin ne derece oğluna layık olduğunu öğrenmek için sorular sorar. Hz. İbrahim gelinine sorular sorduktan sonra ”Kocana söyle kapısının basamağını değiştirsin” dedi. Hz. İsmail eve gelince evde hissettiği emarelerden babasının uğradığını anladı. Karısına evimize hiç gelen oldumu diye sordu. O da evet şu kıyafette yaşlı bir zat geldi. Bana seni sordu cevap verdim. Geçimimiz darlık
içinde dedim. Bunun üzerine Hz. İsmail sana herhangi bir şey vasiyet etti mi veya birşey söylemeni istedi mi? Evet söyle kocana, kapının basamağını değişsin diye tembih etti.

Bunun üzerine Hz. İsmail hanımına o gelen ihtiyar benim babamdır. Bana senden ayrılmamı emretmiştir. Artık sen ailenin yanına gidebilirsin dedi ve ondan ayrılarak başka bir kadınla evlendi. Yeni hanımı ile mutlu bir hayat sürmeye başladı. İkinci defa Hz. İbrahim evde Hz. İsmail yokken hanımının yanına geldi.
Yine onların durumunu sordu. Hanımı elhamdülillah biz varlık ve bolluk içindeyiz dedi. Ne yiyip ne içiyorsunuz diye sorunca, gelini et yiyip su içiyoruz dedi. (Hz. İbrahim’in Hayatı)

Hz. İbrahim bunun üzerine Hz. İbrahim ikisine de dua etti. Hz. İbrahim evden ayrılırken kocana selam söyle kapısının eşiğini güzel tutsun dedi ve gitti. Hz. İsmail gene babasının misafir olduğunu hissetti. Gelip gidenin hiç olup olmadığını sordu. Karısı evet bir güler yüzlü ihtiyar gelip seni sordu. Eşine söyle kapısının eşiğini güzel tutsun dedi. Bunun üzerine Hz. İsmail hanımına babam seni hoş tutmamı evin eşiği senin olduğunu ve sana iyi bakmamı iyi geçinip, seni sevmemi emretmiştir dedi.

(Hz. İbrahim’in Hayatı) İKİ KARDEŞİN BULUŞMASI

Hz. İsmail vefat edeceğine yakın, Şam’da bulunan kardeşi Hz. İshak ile de görüştü. Hz. İshak’ın iki oğlu vardı. Ays ve Yakub. Hz. İsmail’in de Sabiha adlı kızı vardı. Sabiha’yı Ays ile evlendirdi. Hz. İsmail’in bir çok oğlu olmuştur. Bunlar çeşitli yerelere dağılmışlardır. Ancak Kayzer ve Sabit adlı iki oğlu Mekke’de kalmıştır. Bunlardan Sabi Kabe’nin nezaretini sağlıyordu. Kayzer ise Peygamber efendimizin en büyük dedelerindendir. Kureyş Kabilesi bu zatın soyundan gelmektedir. Peygamber efenfimiz (sav) Hz. İsmail’in neslinden zuhurunudur. Mazhariyetlerin en büyüğü de budur.

Kaynak: 7’den 77’e Dünya Tarihimize Yolculuk – Sabri Altuntaş, Selçuk Sam / Maya Yayınları kitabından alınmıştır.

 

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir